Zati Hiçlik !!!
...Saim Yusuf - 22 Ağustos 2008

"Allahumme inniy euzü "B"irızake min sehatike, ve "B"imuafatike min
ukubetike ve "B"irahmetike min gazabike ve euzü "B"ike minke.
La uhsiy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik."
(hadis)

Allahım, sığınırım B gerçeğince (görünmeyen) öfkenden Rızana, cezalandırmandan affu afiyetine,
gadabından rahmetine; ve gene sığınırım B sırrınca senden sana!..
Senin senânını ihsa edemem(Subhansın)!..
Sen nefsini senâ ettiğin gibisin!..

Ahmed HULUSİ(Özel bir sohbetten):
Rasulullah aleyhisselam İhlâs Suresinin anlamını yaşamış;
"beni gören HAK'kı görmüştür" buyurmuş, Mirac'ı yaşamıştır.

Bütün bunlara rağmen secdede çok uzun zaman kalarak
bu duayı yapmak gereğini duymuştur. NİÇİN?

Bunu çok iyi düşünmek zorundayız.
"B" sırrını da ihtiva eden bu dua, niçin secdede bu kadar
uzun sürede yaşanarak edilmiştir.
Bundan ne anlamalıyız?


Hey Yolcu!... Müjdeler olsun!... Büyük bir sır açıldı!... Gözün aydın olsun!...
Gerçekten talibiysen, bunun kıymetini bilirsin!... Secdede uygula, huzuru bulursun!...


Hatalar bizden; isabet kaynaktan…


SORUYA CEVAP:

Rasulullah (as) İhlas Suresinin anlamını yaşamış… Salatta/namazda iken; İhlas suresi kıyamda/ayakta, eller bağlı iken OKU’nur… İhlas Suresi OKU’nurken vücud dimdiktir; eller bağlıdır… Sadece sınırsız-sonsuz-tek olan ALLAH vardır; vücud bundan dimdiktir… Var sanılanların varlığı ise; Ehad olan ALLAH’ın varlığına bağlıdır; eller ondan bağlıdır…Her şey ALLAH’ın varlığı ile var olur…İhlas Suresini kıyamda OKU’makla HEP’lik hali YAŞANIR…

Yani; Rasulullah İhlas Suresi ile, İhlas Suresi’nin manası doğrultusunda, HEP’liğini his düzeyinde YAŞAmıştır… İhlas Suresi KUL/DE Kİ ile başlar… Bunun manası; İhlas Suresi’nde, ALLAH’ın Ehadiyeti ile açıklananları kendinde hisset, bu halleri kendinde YAŞARasulullah da; İhlas Suresi ile HEP’liği his düzeyinde YAŞAmıştır

Rasulullah (as) "beni gören HAK'kı görmüştür" buyurmuş, Mirac'ı yaşamıştır. Rasulullah(as) Mirac’ta Rabbini tanımış, HAK’ka ermiştir… Yani ; kendini esma boyutunda(Rabbi) bulmuş, hakikatine(Hak) ulaşmıştır… Bundan dolayı “Beni gören, HAK`kı görmüştür.” ve "Rabbimi, genç bir delikanlı sûretinde gördüm!. “ demiştir… Mirac ile; kendisini HAK olan RAB(esma boyutu) indinde tanımıştır… Miraç’ta HAKikatını yani Rubibiyetini YAŞAmıştır…

Bütün bunlara rağmen secdede çok uzun zaman kalarak bu duayı yapmak gereğini duymuştur. Çünkü secdede daha önce yaşamadığı ZATİ HİÇ’liği YAŞAmıştır… ALLAH’ın varlığı yanında yok olduğunu anlamış da; hiçliğini yaşamış değil… Yanlış anlamayalım… ALLAH’ın “zatı/manası/hali tefekkür edilemiyen HİÇlik halini YAŞAmıştır

Kıyamda ALLAH’ın HEPliği açığa çıkarken birimsel hiçliğini yaşarken YAŞArken; secdede ALLAH’ın ZATİ HİÇlik halini YAŞAmıştır… Zirve nokta olan ALLAH’ın zatına ait olan, tefekkür edilemeyen, tefekkürsüzlük olan, HİÇlik haline ulaşmak da uzun zaman almıştır…

Rasulullah bu hale ulaşmak için secdede uzun zaman kaldı… Hiçbir şey düşünmemeye, ne kadar sürede ulaşabiliriz ve ne kadar bu halde kalabiliriz… Beynimizi tüm düşüncelerden ne kadar sürede arındırabilir, HİÇlik haline ulaşabilir ve bu halde ne kadar kalabiliriz… HİÇlik hali; hiç de kolay ulaşılabilecek ve uzun süre devam edilebilecek bir hal değil…

ALLAH idrak edilemez; ALLAH’ı idrak; idrak edilemeyeceğini idraktir… ALLAH’ın zatı tefekkür edilemez; zatı tefekkür, tefekkür edilemeyeceğini tefekkür etmektir… ALLAH’ın zatı HİÇlik halidir… HİÇlik hali de tefekkür edilemeyeceği için; “ALLAH’ın zatı tefekkür edilemez” denmiştir… Günah olduğundan değil… HİÇlik; beyindeki tüm düşünceleri hiç etmekle sağlanır… Tefekkür düşünmeyi davet eder; HİÇliğe ulaşmak için tefekkürsüz bir hal gerekir…HİÇlik için düşünmemek gerekir…

Beynimizde cirit atan düşüncelerin silinmesini beklemek uzun zaman alacaktır… Kişi beyninde düşüncelerin açığa çıkmasına engel olmayacak, bu düşüncelerin ortadan kalkmasına da çalışmayacaktır… Kişide tam bir TEFEKKÜRSÜZLÜK HALİ olmalıdır… Beynindeki düşüncelere engel olayım diye tefekkürünü devreye soktuğunda etki tepkiyi doğuracak, açığa çıkan düşüncelerin ardı arkası kesilmeyecek, yeni yeni sahte düşünceler doğacaktır… Aksine düşüncelerin su yüzeyine çıkmasına izin verilecek, öyle bir hale gelecek ki, düşünce bombardımanı bir noktada dolacak, donacak, yok olacak HİÇlik YAŞAnacaktır…

Balon şişecek, şişecek sonunda patlayacaktır…Bundan dolayı sınırlama, engelleme yapmamak için “ALLAH’ın zatını tefekkür etmeyin” denmiş… Beyninizde tefekküre, düşünceye ait bir şey bırakmayın, denmek istenmiş… Düşüncelerden arınmak istiyorsak; düşünmemek, hatta düşünmemeyi dahi düşünmemek gerekir… Öyle bir hal ki; sonunda ne seyreden kalır, ne de seyredilen, çünkü seyir dahi silinir; MUTLAK HİÇLİK hali

ALLAH’ın zatını tefekkür etmeyin” sözüyle; “bu yolda hiçbir çalışma yapmayın” denmiyor… Tefekkürsüzlük hali ile; ALLAH’ın zatına yani HİÇliğe ulaşabilirsiniz mesajını vermiş… Biz ne anlıyoruz… ”ALLAH’ın zatı tefekkür edilemez, bu konulara hiç girmeyelim, hiçbir çalışma yapmayalım, çok günah” diye yanlış anlıyoruz…

Halbuki bu söz; yapılacak çalışmayı tarif ediyor…HİÇlik hali; tefekkürsüzlük hali…Hayatta yapılabilecek en önemli, başarılabilecek en zor çalışma…Ve biz yanlış anlamamız dolayısıyla, hayal bile edemeyeceğimiz bir halin çalışmasından ve getirisi sevinç ve hüzün halinin ötesi olan mutlak huzur halinden mahrum oluyoruz…

B YORUM:

Öncelikle şunu fark edelim… Hz.Muhammed(as) bu duayı secdede OKU’yor…Yani birine karşı OKU’muyor… Secdede kendi kendine OKU’yor… O an Efendimizin yanında; öfkesine rıza göstereceği, cezalandırmasını af edeceği, gazabına merhamet göstereceği biri yok… Efendimizin yanında; efendimizi öfkelendirecek de Efendimiz de öfkelenmeyip rıza göstereceği, Efendimizden cezayı hak edecek de, Efendimiz de cezalandırmayıp af edeceği; Efendimizi gazaplaşacak da, Efendimiz de gazaplaşmayıp merhamet edeceği biri yok… Efendimiz zaten, bu olumsuz halleri sergilemeyecek yapıda üstün bir insan…

Efendimiz bu niyetle bu duaları OKU’muyor; çünkü Efendimiz bu hatalara düşmeyecek büyük bir insan…Efendimiz Hz.Muhammed(as) ALLAH’ın Rasulü ve Nebisidir…Senin, benim gibi sıradan bir insan değildir… Efendimizin ahlakı ALLAH’ın ahlakıdır; Efendimizin sünneti ALLAH’ın sünneti olan Sünnetullah’tır… Efendimizin; bu niyetle bu duaları OKU’masına ihtiyacı yoktur…

Yani efendimiz; bizim gibi değil ve bizim niyetimizle OKU’muyor…Biz bu duayı; öfkelenmeyip razı olmak için, öfkeliden de razı olmak için; cezalandırmayıp af etmek için, cezalandıranı da af etmek için; gazaplaşmayıp merhamet etmek için, gazaplaşana da merhamet etmek için OKU’ruz, OKU’malıyız, OKU’yabiliriz… Efendimiz ise; zaten öfke, cezalandırma, gazaplaşma gibi hallerden uzak… Efendimiz herkesten razı, herkesi af etmiş, herkese merhametli… ALLAH’a kavuşmuş, HAK’kı biliyor, RAB’ ini tanıyor… Tek isteği ALLAH’ın ZAT’ına ermek!!! ALLAH’ın HEP’liğinde birimsel hiçliğini yaşamış; bu sefer ALLAH’ın ZAT’ında, ZAT olarak(BizZAT) HİÇ’liği YAŞAmak istiyor… Gerçekte ise; isteyen ALLAH…”Siz isteyemezsiniz, isteyen ALLAH’tır”; yada “attığında sen atmadın ALLAH attı gibi”… ALLAH ister de, isteği yerine gelmez mi; gelir elbet…

Efendimiz secdede yalnız, ALLAH’la, beyniyle, düşünceleriyle, kendiyle baş başa… Duasına secdede “ALLAH’ım” diyerek başlıyor… Çünkü kıyamda/HEPLİK’te ALLAH’da birimsel hiçliğine kavuşmuş, Miraçta/uruçta HAK olan RAB’ ine kavuşmuş; şimdi ise secdede ALLAH’ın ZATI HİÇliğine kavuşmak istiyor… Secde tam bir HİÇlik/YOKluk halidir… Önceden birimsel hiçliğini yaşarken; şimdi ise ZATi HİÇliğini BizZAT/ZAT olarak YAŞAmak istiyor… Tüm hallerden Berat edip ZATI HİÇliğe ulaşmak istiyor… Bu yüzden bu duanın Berat gecesinde de secde halinde uzun uzadıya hallenilmesinde mesaj vardır…

Sığınırım Hoşnutsuzluğundan/öfkenden B gerçeği ile rızana”:

Beyninden açığa düşüncelerin çıkışından hoşnutsuzluk göstergesi engellemelere yönelmeyip, B gerçeği gereği özüme sığınarak, TEKliğe ve oluşuna teslim olarak, BizZAT gerçek manada rıza gösterdiğini, bu düşüncelere karışmadığını açıklıyor… Rızanın başındaki “B” gerçek manada, öze dönük manada, TEK’liğe dönük manada rızanın; beyinde açığa çıkan düşüncelere karışmamak, onlara rıza göstermek, onlara geçit vermek olduğuna işaret ediyor… Çünkü madem açığa çıkan bu düşünceler TEK’in takdiri ile var, hoşnutsuzluk göstergesi olan engellemeyle değil; rıza göstergesi olan karışmama tutumu ile karşılanmalıdır…  

Cezalandırmandan B gerçeği ile affu afiyete”:

Yaşadıklarının karşılığı(ceza arapçada karşılık manasında kullanılır) açığa çıkan düşünceleri B gerçeği gereği özüne sığınarak, TEKliğe ve oluşuna teslim olarak, BizZAT gerçek manada af ettiğini, serbest bıraktığını açıklıyor… Affın başındaki “B” gerçek manada, öze dönük manada, TEK’liğe dönük manada affın; beyinde açığa çıkan düşüncelere serbest bırakmak, rahat bırakmak, engellememek olduğuna işaret ediyor… Çünkü madem açığa çıkan bu düşünceler TEK’in takdiri ile var, karşılık göstergesi olan engellemeyle değil; af göstergesi olan serbest bırakma ile karşılanmalıdır… 

Gazabından B gerçeği ile rahmetine”:

Bu düşünceleri silmek şeklinde gazaplandırmayıp, açığa çıkmasına, B gerçeği gereği özüne sığınarak, TEKliğe ve oluşuna teslim olarak, BizZAT gerçek manada merhamet gösterdiğini, engel olmayıp izin verdiğini açıklıyor… Rahmetin başındaki “B” gerçek manada, öze dönük manada, TEK’liğe dönük manada merhametin; beyninde açığa çıkan düşünceleri yok etmeye çabalamak, onların varlığına merhamet etmek, varlıklarını ortadan kaldırmaya çalışmamak olduğuna işaret ediyor… Çünkü madem açığa çıkan bu düşünceler TEK’in takdiri ile var, gazaplanma göstergesi olan düşünceleri yok etmeye çalışmak değil; merhamet göstergesi olan varlıklarına izin vermek tutumu ile karşılanmalıdır… 

Ve gene sığınırım, senden B gerçeğince sana!... Senin senânını ihsa edemem(Subhansın)!.. Sen nefsini senâ ettiğin gibisin” :

Beynimde açığa çıkan düşüncelere karşı hoşnutsuzluk göstermeden B sırrı ile rıza göstereceğim/kabul edeceğim; karşılık/ceza vermeden B sırrı ile af edeceğim/serbest bırakacağım; gazaplaşmadan/savaşmadan B sırrı ile merhamet göstereceğim/yok etmeye çalışmayacağım… Beynime düşünceler gelmeye başladığında ilk önce o düşüncelere öfkelenmeden kabul edeceğim yani onlardan razı olacağım…İkinci olarak; beynime gelen düşüncelere karşılık vermeyeceğim, onları af edeceğim, serbest bırakacağım, onlara karşı ilgisiz davranacağım… Üçüncü olarak; beynime gelen düşüncelere gazaplaşmayacağım, savaşmayacağım, merhamet gösterecek, onları yok etmeye çalışmayacağım…

Beynimde açığa çıkan tüm düşünceler senden kaynaklanır, bu düşüncelere karşı hoşnutsuzluk, ceza/karşılık, gazap/savaşma hallerim olsa bile senden kaynaklanır… Beynimde açığa çıkan düşüncelere karşı illa hoşnutsuz olmayayım, karşılık vermeyeyim, gazaplaşmayayım düşünceleri içinde de olmayacağım… Tam bir tepkisizlik haliyle, düşüncelerimle birlikte akacağım… Bu düşüncelere karşı takındığım B gerçeği olan hallerim de senden kaynaklanır… Her halükarda senden B sırrı ile sana sığınacak, tepkisizliğimi, akışkanlığımı devam ettireceğim… Yani aklıma gelen beynimden açığa çıkan düşüncelere karışmayacağım…

Beynime gelen düşüncelere, saymayacağım, anmayacağım,kontrol etmeye çalışmayacağım… Bu düşünceleri kendi haline bırakacağım… Sana, TEKliğe bırakacağım… TEKliğin gereği, TEKin dileği diyerek, düşüncelerime boş vereceğim… Sonunda engelleme, karşılık, çatışma görmeyen; ilgisizlik, tepkisizlik, yokluk ile karşılaşan düşünceler aynadan yansıma misali ilgisiz, tepkisiz, yok olup; HİÇlik gerçekleşecek…Konu çok derin ve çok geniş; taliplisine bu kadarı da başlangıç için yeter diyor, yazımızı tamamlıyoruz… ALLAH ZATi HİÇliğini bize de bir nebze tattırsın diye dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor…

Saim YUSUF
saimyusuf@hotmail.com

.. ana sayfa