Yaşayan Ölüler !..
...Saim Yusuf - 05 Nisan 2008

Hz. Muhammed Mustafa (SAV) buyurdular ki;

“Namaz müminin miracıdır.”
“Namaz dinin direğidir.”
“Fatiha’sız namaz olmaz.”
“Ey mümin! Allah’a ibadet ederken(namaz kılarken), sanki Allah’ı görüyorsun gibi ibadet et.”

“Namaz her hayrın anahtarıdır. Cennetin anahtarı da namazdır.”
“Dünyada benim gözümün nuru, parlaklığı namazdır.”
“Namaz kılmak müminin nur kaynağıdır.”
“Evlerinizi namaz kılarak, Kur’an okuyarak nurlandırınız.”

 “Her kime ki, namaz kötülüklerden, uygunsuz hallerden alıkoymazsa o namaz, sahibini ancak Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmaya yarar.”
“Nice namaz kılanlar vardır ki, onların namazdan alacağı nasip, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.”
“Bir kulun vücudu namazda, aklı başka yerde iken kıldığı namazın kendisine bir yararı olmaz.”
“Müslüman bir kul namaza durduğu vakit nefsi, yüzü ve kalbiyle Allah’a dönmüşse… Bu kimse, yeni doğmuş gibi günahlarından temizlenmiş olarak namazdan çıkar”

 

EY ÜMMETİM! NAMAZ! NAMAZ!
NAMAZA DEVAM EDİNİZ! NAMAZA DEVAM EDİNİZ
!”

Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’nın namaz konusunda daha nice hadisleri var… Biz sadece bu hadislerin içlerinden seçtiklerimizle yazımıza giriş yaptık…Kur’an-ı Kerim’de de Allah’ın namaz konusunda nice ayetleri var, hadislerle aynı paralellikte…Allah’a hamd, Rasulüne salavat, bizlere de mağfiret olunsun; yine ALLAH tarafından…

Bu yazımızda ki amacımız; tabi ki namazı en tabandan alıp, tüm detayları ile değerlendirmek değil… Bu tür çalışmalar ehli tarafından yıllardır yapıla gelmekte ve bizim istifademize sunulmakta… Allah cümlesinden razı olsun…

Bizim bu yazımızdaki amacımız yukarıdaki hadisleri de, teker teker açıklamak değil… Çünkü o işte çok güzel şekilde yapıldı, yine ehli tarafından… Hem zahiren hem de batınen yorumlandı, bu hadisler bilenlerce… Allah cümlesinden razı olsun…

Biz bu yazımızda kapasitemiz kadarıyla namazın öz manası üzerinde duracak, değişik namaz anlayışlarına değinecek, belli kuvvelerle donanarak namazdan dönülmesi gerekliği üzerinde duracağız… Yazımızda ki mesajı alabilirsek eğer; namazla yokluk değil, varlık kazanacağız… İşlerimizin, sorunlarımızın üstesinden de, namazda kazandığımız güç ve enerji ile geleceğiz…

Hatalar bizden… İsabet kaynaktan… Kusurlar af ola… Eksikler tamamlana…

Namaz yani salat, dua manasına; dua ise yöneliş manasına geliyor… Öz manada her şey, her an ALLAH’a yönelmiş durumda... Her halleriyle dua ediyorlar aslında… Çünkü her şey her an “İsmi ALLAH Olan”ın özelliklerini açığa çıkarmakta… Sözümüz, halimiz, fiilimiz, düşüncemiz, her anımız, her şeyimiz bizim oluyor duamız…

Bu halimizle “ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım bekleriz” diyoruz; fıtri kulluğumuzu yerine getiriyoruz her an her yerde… Bu evrensel dua halimiz olmasa, birimsel varlığımız yok olurdu…

”Dua yönlendirilmiş beyin dalgalarıdır” diyor, işin ehli…Namaz ise belli vakitlerde, belli sayıda, daha ayrıntılı ve konsantreli olarak yapılan bir yöneliş… Adeta namaz ile kul, mevcudat olarak yönelmekte ALLAH’a… Namazın bir çok yönü, amacı da var elbette…

Namaz yabanda koymaz… Namaz sana ALLAH olan ÖZ ve özellikleriyle var olduğunu hatırlatır; yani sana ALLAH’ı andırır… Namaz ALLAH ayrı, sen ayrı değilsin der… Namaz seni ALLAH’tan ayrı, kendine ait bir varlığın yok der… Namaz sen ALLAH’ın varlığı ve özellileri ile varsın der... Namaz seni kuvvelerini açığa çıkarmaya yöneltir…

Namaz seni yabana atmaz, namaz seni boşluğa atmaz, namaz seni mutlak hiçliğe atmaz, namaz seni mutlak yokluğa atmaz… Namaz seni sahte varlığından kurtarır, gerçek varlığa kavuşturur… Namaz seni yakıp kül yapmaz, namaz seni kul yapar… Namaz seni büyütüp KÜL yapmaz, namaz seni KUL yapar…

“Namaz müminin miracıdır” hadisini farklı bir bakışla açmaya çalışarak bu yazımızın yazılış amacını, ana fikrini vermeye çalışalım… Nasıl ki; Hz. Muhammed Mustafa(SAV) miraçtan hediyelerle döndü ise, biz kullarda miraç olan namazdan hediyelerle dönmeliyiz. Konuyu bir misalle açmaya çalışalım:

Giyim üzerine çalışan bir mağaza düşünelim… Bu mağaza tüm müşterilerine ürünlerini sebil olarak, para almadan veriyor… Mağazanın tek isteği müşterilerin eskimiş olan giysilerini çıkarıp, bırakması; mağazadaki kendisi için tek, yeni giysileri giymesi…

A müşterisi mağazaya giriyor, para veriyor, eski giysilerini çıkarmıyor, yeni giysilerini giymiyor… Namazı bu anlayışla kılanlar var… Namazı bir borç olarak değerlendirip, yük olarak, gören, bireysel benlikten arınıp, gerçek benliğine ulaşamayanlar var... Namaz insanın ALLAH’a ödemek zorunda olduğu borcudur, ALLAH insana can verdi, beden verdi, mal verdi... insan ALLAH’a borçludur, namazla bu borcunu öder diyenler var… Bir kere ALLAH’ın ne bizim ne ibadetimize, ne de imanımıza ihtiyacı vardır… Ayrıca ALLAH’ın verdiği ile ALLAH’ın borcu ödenir mi?! Borç olsa idi bir gözünün borcunu bile ödeyemezdin… Namaz borç değil, namaz özelliklerini kendind açığa çıkarmak için ALLAH’a yöneliştir, yönelimini tamamlayan miraç ile Rabbine erer, yani Rabbin özelliklerini kendinden açığa çıkarır… Borç kavramını “ALLAH’a ermek için gerekli, zorunlu” manasında algılıyor ve kullanıyor isen ne ala; ama alış-veriş manasında değerlendiriyorsan yanılmaktasın…

B müşterisi mağazaya giriyor, para vermiyor, ama o da eski giysileri çıkarmıyor, yeni giysileri giymiyor… Namazı borç olarak görmediği halde, namazının faydasını göremeyenler var… Namazda okuduklarının manasını bilmeden, tefekkür etmeden, papağan gibi, bir bant kaydı gibi tekrar eden var… Namazda söylediklerinden habersiz, sarhoş gibi haller sergileyenler, bu hallerine de huşu (!) diyenler var… Namazda tefekkürü yasaklayanlar, okuduklarının manasını düşünme, diyenler var!.. Namaz hareketlerini maymun taklitçiliğine, jimnastik hareketlerine benzetenler var… Namazın hareketlerinin manasını bilmeden eğilip, kalkanlar var… Tüm bu hallerin neticesinde de, namazdan fayda göremeyip, namazın bilincine ulaşamayıp, o bilinçle yaşayamayanlar var… Onları görüp din bu mu, dindar bu mu, diyenler var!..

D müşterisi mağazaya giriyor, para vermiyor, eski elbiseleri çıkarmıyor, yeni giysileri eski giysilerin üzerine giyiyor, eski elbiseler alttan kokuyor… Bazıları da namazda tanrı düşüncesinden arınmadan ALLAH’ı ona enjekte etmeye çalışıyor… Sonuç; kanser yayılıyor, kokuyor, kokutuyor… Birimsel benlikten arınmadan, üzerine gerçek benliği giydirmek isteyenler var… Din konusunda daldan dala atlayan, tutarsız açıklamalarda bulunanlar var… Bir bakıyorsun “ben yokum” diyor; iki dakika sonra “ben Hak’kım” diyor, böyleleri de var… La ilahe demeden, İllallah demek isteyenler var… Sevap-günah, helal-haram ayrımı yapmadan yaşamak isteyenler var… Dini eğlence olarak görüp, hobi olarak ilgilenenler var…

C müşterisi mağazaya giriyor, para vermiyor, eski giysileri çıkarıyor, yeni giysileri giymiyor… Namazda birimsel varlığından geçip, sonrasında gerçek benliğine ulaşamayanlar var… Belki de en vahim bunların hali… Birimsellikten geçmişler, ama bir ölü gibi ortada kalmışlar… Birimsel, bireysel varlıklarından geçmişler, ama bir şeyde olamamışlar, bir android gibi ortalıkta dolaşıyorlar… ”Ben hiçim, ben yokum” diyor, başka bir şey demiyorlar… Sanki arada kalmışlar, sanki ölmüşler de haberleri yok… Bencilliği öldüreyim derken, benliğini öldürmeye çalışmışlar… Beden bağından kurtulayım derken, sanki ruhlarından da olmuşlar… Ölü gibi yaşamaya çalışayım derken, yaşayan ölüler olmuşlar, haberleri yok… Her şey ALLAH’ın varlığı ile var olduğu için hiçbir şeyi mutlak manada yok etmenin, inkar etmenin imkanı olmadığını anlayamamışlar… Fenafillah’a saplanmışlar, Bekabillah’a ulaşamamışlar… Fenafillah’ta aşırıya gitmiş, Bekabillah’ı unutmuşlar… Sınırsız fenanın sonunun nereye gideceğini fark edememişler… Asıl olanın Bekabillah olduğunu görememişler…

E müşterisi mağazaya giriyor, para vermiyor, eski giysileri çıkarıyor, yeni giysileri giyiyor… Bu şekilde namaz kılanlar fenafillah’tan Bekabillah’a ulaşmış, ALLAH Bakidir hükmüyle yaşıyorlar… Kendilerinde ALLAH’ın tüm isimlerini açığa çıkarmış olarak hayat sürüyorlar… ABDULLAH olarak aramızda bulunuyorlar… ALLAH bizleri de onlardan faydalandırsın… Biz onları tanımasak da onlar bizi tanıyorlar… Onlar her namazlarında faniliği tadıp, baki oluyorlar… Onlar fena olmak için değil, baki olmak için namazı ikame ediyorlar… Onlar namazda üzerlerindeki yükleri atıp, güçlerle donanıp çıkıyorlar… Onlar namazı borç, yük olarak görmüyorlar… Onlar namazı hiçlik, yokluk olarak görmüyorlar… Onlar namazı gerçek benlikle var olmak olarak, baki olmak olarak görüyor, namazla varlık kazanıyor, güçlerini yeniliyor, arttırıyor, tazeliyorlar.. İşlerin üstesinden de bu güçlerle geliyorlar… Onlar namazı uyuşmak için, gerçeklerden uzaklaşmak için, hayattan kopmak için kılmıyorlar… Onlar hayatla yüzleşmek, sorunların üstesinden gelecek güç ve enerjiyi elde etmek için ikame ediyorlar… Onlar birimsel benliğinde ölümü tadıp, gerçek benliği ile bekaya doğuyorlar… Bu beka halleri ile sorunların üstesinden geliyorlar…

Bir de F müşterisi var ki; o zaten her an mağazanın içinde, ne giysisi eskiyor, ne kendisi de… Evet, daimi namazda olanlar var, bir kere fenayı, ölümü tadıp; sürekli beka halini yaşayanlar var… Onların giysilerini değiştirme gibi bir dertleri, uğraşları yok… Çünkü onlar her an yeniler, sanki nurun içinde yüzüyorlar… Onların halini dil anlatamaz, kalem yazamaz.. Onların halini ancak onlar gibi olanlar bilir… Bizse lafını bile edemeyiz… ”Allah onlarla karşılaşmamızı nasip etmiş olsun” demekten başka sözümüz olamaz…

Bir de X müşterisi var; onu yazmaya bile değmez, çünkü o mağazanın önünden bile geçmez… Halbuki mağaza onu giydirir kendisi bilmez… Mağaza sahibini takdiri bu, ona da bir şey denmez…

Mağazanın bu şekilde müşterileri var; sonuçta mağaza, sahibini istediği gibi çalışıyor.. Bizim hiçbir müşteriyi suçlama, kınama, hor görme vb. hakkımız ve hallerimiz olamaz, olmamalıdır da… Her müşteri mağaza sahibi için tek, özel ve değerlidir; çoklukta, çeşitte bereket vardır, tek düzelikte ise monotonluk ve sıkıcılık vardır… Biz sadece mağaza ve müşterilerini tanıttık, başka bir niyetimiz yoktur… Biz de aynı mağazanın müşterileriyiz…

 Allah Muinimiz olsun… Saygılar… Sevgiler… Selametle…



O'nadır Dönüş

Allah Sizin Mevlanızdır

Allah Sizin Mevlanızdır 2

Kapıyı Çalan Aşk

Sevelim Sevilelim

Titreyen Kalpler
Uzaklık O'na Uzak


Harıl Harıl Koşanlar

Yakında Bileceksiniz


Allahın Nuru

Muhammed Ümmeti

Yaşayan Ölüler


İçimizdeki Dost

Okumayı Okumak


Noktadan Nükteye

Noktadan Nükteye 2

Yadsınamaz Din Gerçeği

Seven Gelsin
Besmelesiz Tevbe

Şirk Görme Mertebesi


Çocuk Saflığı 1.bölüm

Çocuk Saflığı 2.bölüm
Çocuk Saflığı 3.bölüm