On dört şubat gecesi bir adam gece yarısında aniden uyandı. Saate baktı 03 idi. Uyumaya çalıştı. Uykusu kaçmıştı, uyuyamadı. İçinden bir ses onu internete çağırıyordu. Eşini uyandırmamak için yavaşça kalktı, karanlıkta süzülerek bilgisayar odasına gitti. Güç düğmesine bastı.
E-posta ismini girdi: “bekleyenadam. . .”
Şifresini girdi: “gizemlisevgili” ve oturum aç’a tıkladı. Sabırsızlıkla bekledi. Ve oturum açıldı.
Gelen kutusunu kontrol etti. Okunmamış bir iletisi vardı. Kalbi heyecanla çarpmaya başladı. “dünyagüzeli” isimli birisinden idi gelen ileti. Aceleyle açtı ve okudu:
“Merhaba!
Ben DÜNYA GÜZELİ… Bu iletiyi açar açmaz e-mail adresimi gir ve hemen chat’e başlayalım… Her an seni bekliyorum.”…
10- O’dur ki, sizin için Sema’dan bir su (hakikat ilmi) inzal etti… Şarab (içecek) da ondan (su’dan) dır, (hayvanları) kendisinde yaymakta/otlatmakta olduğunuz şecer (ağaç, bitki) de ondandır.11- Onunla (o su ile) sizin için ekin, zeytin, hurma/hurmalıklar, üzümler ve her semerattan bitirir (ilimleri, marifetler, kemalatlar,..)… Muhakkak ki bunda tefekkür eden kavim için elbette bir ayet vardır.12- Gece’yi, gündüz’ü, Güneş’i (akıl, üst bilinç) ve Ay’ı size musahhar kıldı (boyun eğdirdi)… Yıldızlar (duyular) da O’nun (Bi-) emri ile musahharat’tır (boyun eğdirilmişler)… Muhakkak ki bunda akleden kavim için elbette bir ayet vardır.13- Ve gene sizin için Arz’da, muhtelif renklerde yarattığı (birbirine göre var kıldığı) şeyleri de (size musahhar kılmıştır)… Muhakkak ki bunda tezekkür eden kavim için elbette bir ayet vardır.
14- Ve O’dur ki, deniz’i, ondan taze et yiyesiniz ve kendisini giyineceğiniz bir süsü ondan çıkarasınız diye musahhar kıldı (boyun eğdirdi)… Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün… O’nun fazlından isteyesiniz ve şükredesiniz diye.
15- Ve (Allah), sizi (B gerçeğince) sarsar/çalkalayıp sallar diye Arz’da sabit dağlar, doğru yolu bulasınız/yolunuzu bulup hidayete eresiniz diye nehirler ve yollar koydu.
16- Ve alametler (de koydu yolunuzu bulup hidayete eresiniz diye) ?.. Necm (yıldız, şiron; akıl?) ile (B sırrınca, necm olarak) onlar hidayet bulurlar.
17- Yaratan, yaratmayan gibi midir?.. Tezekkür etmiyor musunuz?. (NAHL SÛRESİ, B MEAL’den alınmıştır)
* * *
…“Ya Dünya?..
Hani düz olup da altı bin küsur sene(!) evvel yaratıldığı iddia edilen Dünya!!!..
Radyoaktif yöntemler sonucu dünyanın 4.6 milyar yaşında olduğu bugün tespit edilmiş durumda. Dünyanın ağır ve içinde çok miktarda demir bulunan çekirdeği önemli bir manyetik alan meydana getirmektedir. Canlıların oluşmasını sağlayan atmosfer tabakası ise uzaydan gelen ve canlıların ölümüne sebep olacak kısa dalga ışınımları durdurmaktadır. Hayatın oluşmasına vesile olan bir başka etken de Güneşten olan uzaklıktır” …
(Ahmed Hulûsi’nin İnsan ve Sırları isimli kitabından alınmıştır.)
SANAL SEVGİLİ
bize karşılıksız sevgisini veren biricik dünyaMıza “sevgililer günü’nde” sevgilerimle
On dört şubat gecesi bir adam gece yarısında aniden uyandı. Saate baktı 03 idi. Uyumaya çalıştı. Uykusu kaçmıştı, uyuyamadı. İçinden bir ses onu internete çağırıyordu. Eşini uyandırmamak için yavaşça kalktı, karanlıkta süzülerek bilgisayar odasına gitti. Güç düğmesine bastı.
E-mail ismini girdi: “bekleyenadam. . .”
Şifresini girdi: “gizemlisevgili” ve oturum aç’a tıkladı. Sabırsızlıkla bekledi. Ve oturum açıldı.
Gelen kutusunu kontrol etti. Okunmamış bir iletisi vardı. Kalbi heyecanla çarpmaya başladı. “dünyagüzeli” isimli birisinden idi gelen ileti. Aceleyle açtı ve okudu:
“Merhaba!
Ben DÜNYA GÜZELİ… Bu iletiyi açar açmaz e-mail adresimi gir ve hemen chat’e başlayalım… Her an seni bekliyorum.”
BEKLEYEN ADAM ve DÜNYA GÜZELİ iletişim kurdular ve hemen chat’e başladılar. Eşini ve çocuklarını uyandırmaktan çekindiği için yazılı chat’i tercih etti.
BEKLEYEN ADAM;
“Selam! İyi geceler.”
DÜNYA GÜZELİ;
“Selam! İyi geceler. Beni daha fazla bekletmediğin için teşekkür ederim. İçimden bir his seninle anlaşabileceğimi söylüyor. İnşallah yanılmıyorumdur.”
BEKLEYEN ADAM;
“Bilemiyorum. Bu benim ilk gizli chat’im ve sen de ilk şansımsın. Anlaşıp anlaşamayacağımız hislerimize bağlı olmamalı. Mantıksal olarak bağlantı kurmalıyız. Bu duygusal ilişki olmamalı tamamen mantık ilişkisi olmalı.”
DÜNYA GÜZELİ;
“Sevgililer Günü’ndeyiz! Lütfen biraz romantik olmaya çalışalım. Daha ilk dakikada buz gibi hava estirmeyelim… Eşin ve çocukların uyuyor mu?”
BEKLEYEN ADAM;
“Evet… hem de mışıl mışıl… Hey bir dakika!.. Nereden biliyorsun evli ve çocuklu olduğumu? Attın her halde?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Arkadaş bulma formuna bekâr, genç ve yakışıklı yazmışsın kendini tanımlarken… Fakat ben şu anda seni ve evini görüyorum. Hatta odalarını seyrediyorum. Çok güzel bir eşin var, çok hanım efendi birisi. Şu anda da üzerinde Çin’den hediye olarak getirdiğin pembe ipek pijama takımı var… nilüfer çiçeği nakışlı. İki yaşlarında bir oğlun ve on sekiz yaşlarında bir kızın var. Kızın da çok tatlı görünüyor, kardeşini de çok seviyor onu kucaklamış, mışıl mışıl uyuyorlar…”
Bekleyen Adam birden telaşlandı. Web kamerayı kontrol etti. Açık mıydı? Hayır, kapalı idi. Kamera açık olsa sadece kendisini görebilirdi. Diğer odaları nasıl görüyordu? Yazdığı her şey doğruydu. Aniden tansiyonu düştü. Gözleri kararmaya başladı. Ne oluyordu? Rüyada mıydı? Yüzünü tokatladı… Hayır, uyanıktı. En düşük ihtimalle yazıştığı kendisini tanıyan birisiydi. Ya şaka yapıyordu ya da eşi ile anlaşarak kendisine komplo hazırlamışlardı.
Şaka ya da komplo olamazdı. Çünkü gerçek kimliğini vermemişti. Her şey takma isim idi. Dünya çapında belki bir milyon kişi şu anda chat başındaydı… Sanal dünyada kim kime, dum duma idi. Yine de hemen kapatmalıydı.
İmleci kapatma işareti üzerine götürdüğünde anlık ileti geldi…
DÜNYA GÜZELİ;
“Lütfen kapatma…”
Bekleyen Adam’ın girdiği şok iyice artmıştı. Karşıdaki her kim ya da her ne ise, nasıl görmüştü kapatacağını? Kendisini toparladı. Kapatmaktan vazgeçti. Ve anlık ileti gönderdi.
BEKLEYEN ADAM;
“Sen kimsin ya da nesin? Bu bir şaka mı? Komplo mu?.. Benden ne istiyorsun? Beni ve evimi nasıl görüyorsun?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Biraz sakin olalım lütfen. Şaka ve komplo durumu yok. Ben senden bir şey istemiyorum. Sen benden çok şey istedin. Doldurduğun formu hatırla… şöyle yazmışsın…
‘Sevgi, sadece sevgi istiyorum. Bana sonsuz sevgi verecek, beni verdiği sevgi ile sonsuzluğa taşıyabilecek bir sevgili istiyorum’…
Seni nasıl gördüğüme gelince… Seni sadece görmüyorum, seni çok çok uzun bir zamandan beri takip de ediyorum. Senin her hücrenin ve her duygunun haritasını çıkardım. Seni senden daha çok tanıyorum. Seni, senin kendini sevdiğinden daha çok seviyorum.”
BEKLEYEN ADAM;
“Sana in misin desem, cin misin desem? Diyemem… Çünkü benim öyle gizemli inançlarım yoktur. Ben akıl ve mantık adamıyım. Hemen pes etmem. Sen bir virüssün. Evet, evet sen bir virüssün. Yeni bir bilgisayar virüsü sürümüsün. Kapalı olan kamera sistemini çalıştıran bir programsın.”
DÜNYA GÜZELİ;
“Hayır! Bilemediniz. Ben virüs programı değilim. Seni seven’im sadece. Seni o kadar çok sevdim ki… senin gören gözün gibi, senin düşünen beynin gibi bir şey oldum… Bütünleştim seninle. Bana bir şey sor. Aklından bir şey geçir. Şimdiye kadar hiç kimseye söylemediğin bir sırını bilmemi iste. Hemen söyleyeyim sana”
Bekleyen Adam kendisini bir sevgi girdabına kapılmış gibi hissetti. Kalbinin bilemediği bir boyuta doğru akıp gittiğini ve karşıdaki sanal sevgilinin elindeki mızrağa saplandığını algıladı… Yada Eros’un yayından ok fırlamış ve yüreğini tam ortadan yarmıştı… göğsünde tatlı bir sancı vardı.
Şimdiye kadar asla kimseye söylemediği bir sırrını soracaktı. Sanal sevgili onu bilirse, hayatını aşkını bulmuş olacaktı.
Ve parmakları klavyeye gitti ve yazdı ve ‘enter’ tuşuna bastı…
BEKLEYEN ADAM;
“Dünyanın en güzel kokusu nedir?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Bu her kişiye göre değişir. Sırıl sıklam âşık için sararmış, solmuş ve kurumuş kırmızı bir gülün kokusu, bir çocuk için anne kokusu, insanlar için nergis, leylak, hanımeli, kır menekşesi, yasemin kokusudur… Senin için ise dünyanın en güzel kokusu taze bir bebeğin başındaki masumiyet kokusudur… Kucağına aldığın her bebeğin başını koklarsın ve kimseyle de bu sırrını paylaşmazsın ya…”
Evet doğruydu. Hem de müthiş bir şekilde doğruydu. Taze bebeklerin başındaki masumiyet kokusunu bebek ayrımı yapmadan alırdı. Hatta anlaşamadığı, antipati duyduğu komşularının bebeklerinde bile o kokuyu alırdı. Turistlerin bebeklerinde de aynı koku vardı. Dünyanın tüm bebeklerinde aynı koku mevcuttu.
İkinci bir sır soru sormaya gerek duymadı. Aradığı gizemli aşkı sanal dünyada sanal bir sevgilide yakalamak üzereydi. İki binli yılların bu Sevgililer Günü ona uğurlu gelmişti. Daha özel sorularla daha yakından tanışmak için yazdı:
BEKLEYEN ADAM;
“Seni yüreğimde hissediyorum. Yada senin yüreğinin içindeyim. Neredeyim bilmiyorum? Fakat sen beni biliyorsun. Beni çok uzun zamandan beri takip ettiğini söyledin. Ne zaman başladı bu takip?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Doğduğun ilk anda”
BEKLEYEN ADAM;
“O zaman benden çok büyüksün. Kaç yaşındasın?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Doğru söylesem inanmazsın. Yine de açık olmak istiyorum… beş milyar yaşında olduğumu zannediyorum, biraz aşağı biraz yukarı olabilir.”
BEKLEYEN ADAM;
“Güzel espriydi. Elli falan demek istedin herhalde. Sıfırları atarsak elli olur, beş değildir eminim.”
DÜNYA GÜZELİ;
“Yaş ve yaş gizleme ‘kompleks’im yok. Ben gayet ciddiyim. Çünkü yaşlandıkça güzelleşiyorum ve olgunlaşıyorum. Şu anda dayanılmaz güzellikteyim.”
BEKLEYEN ADAM;
“Seni merak etmemiş olsam şu anda kapatmıştım. Sırrımı bildiğin için seninle biraz daha takılayım… Söyle bakalım güzelim, başka chat’leştiklerin var mı ya da kaç düzine?.. antiparantez herkes kendisini güzel görmese çatlar ölürmüş…”
DÜNYA GÜZELİ;
“Herkesle çok yakın ilişki halindeyim. Sayısını bilmiyorum ama şimdiye kadar elli milyar insan olmuştur. Erkek bayan dahil…”
BEKLEYEN ADAM;
“Hımm… anladım sen çift cinsiyetlisin ve psikolojik sorunların var!”
DÜNYA GÜZELİ;
“Hayır. Benim cinsiyetim yok, ben nötr durumdayım. Ayrıca cinsel duygularım da yoktur. Ben sadece severim. Ben sevgiyim, sevgi ben’im… Benim dengem mükemmeldir. Ancak insanların psikolojik sorunları var. Her insan bana sırıl sıklam âşıktır… Hiç kimse benden ayrılmak istemez. Yüz yıl yaşarlar da benim güzelliklerime, cilvelerime, eziyetlerime doyamazlar bir yüz yıl daha ömür isterler… fakat hepsi de iki yüzlüdür. Her yerde benim yalan olduğumu, yalancı olduğumu, gelip geçici olduğumu, sevilmeye lâyık olmayan yüzü genç kız maskeli, ardı yaşlı nine yüzlü birisi olduğumu söylerler. Hem beni sevmedikleri yalanını uydururlar hem de beni paylaşamazlar… Benim aşkım uğruna kardeş kardeşe, komşu komşuya, milletler milletlere düşman olur… savaş açarlar… Birbirlerini çiğ çiğ yerler benim için…”
BEKLEYEN ADAM;
“Şimdi de felsefeye başladın… Ağzın güzel laf yapıyor. Kendini Tanrı ve Tanrıça gibi takdim etmeye başladın… Açıkça söyleyebilirsin… güzellik tanrıçası Afrodit’im ya da erkek güzeli Herkül’üm diye iddia edebilirsin.”
DÜNYA GÜZELİ;
“Hayır!.. Hayır!.. Gerçeği söylüyorum. Bana ilân-ı aşk yapan sevgililerime aşkın yasalarını anlatmaya çalışıyorum. . . Aşk en evvel mertlik ister. İçin ne ise dışın da aynı olsun ister. Bana istisnâsız her erkek ve her kadın âşıktır. Fakat içinizden ancak yüz yılda birkaç kişi benimle çok ciddi aşk yaşar. Gerisi hep numara yapar. Severler fakat sevmiyorlarmış gibi görünmek isterler.”
BEKLEYEN ADAM;
“Ben ne kadar da espri yapsam sen ciddiyetini bozmadan cevaplar veriyorsun. İçimdeki ses hâlâ sende gerçek aşkı bulacağımı fısıldıyor. Ne olursa olsun, seni daha yakından tanımalıyım… Anlat bana kendini… Gerçek aşkı anlat… Bana ne verebilirsin onu anlat!”
DÜNYA GÜZELİ;
“Ben; gerçek sûfilerin, gerçek mistiklerin, gerçek düşünürlerin sevgilisiyim. Ben onları kucaklarım, onlar da beni kucaklar. Barışık yaşarız onlarla. Onlar bana küsmez, bana sahte gözüyle bakmaz… Bendeki yaşamı, yaşam sevincini görürler. Kuşların cıvıltısında, masmavi gökyüzünün bulutlarında, engin okyanusların rüzgârlarında, çiçekli elbiselerini çıkarıp yapraklı elbiselerini giyen ağaçlarda, çimenlerde zıplayan kuzularda… ve daha nice güzelliklerde beni seyrederler… Bende kendi yaşama sevinçlerini keşfederler. Onlarla karşılıklı aşk yaşarız, her şeyimizi karşılıksız fedâ ederek.
Onlar benim sonlu varlığımda gizli olan sonsuzluğu seyrederler. Benim sonluluğumdan kendi sonsuzluklarına ulaşırlar.
Çürüyen yapraklardan fışkıracak gülleri görürler… Yakıp yok eden ateşimin küllerinden doğacak rahmeti görürler… Yaşlanmanın ardındaki ebedî gençleşmeyi müjdelerler…
Âşıkların gözü çirkinlik gibi görünen perdelerimin arkasındaki gizli güzelliklere bakar her an… hiçbir serâba aldanmadan.
Ham sûfîler, acemi mistikler ve yetersiz düşünürler ve onları taklit edenler ise beni kendilerini kandırmaya gelen bir kadın suretinde tasavvur ederler. Kimisi bana tekme attığını, kimisi yüzüme bakmadığını, kimisi de yüzümdeki maskeyi düşürdüğünü söylerler. Bana savaş açmaya, benimle küsmeye çalıştıkça iyice bocalarlar. Yüzümdeki perdeleri tek tek kaldırıp da gerçek güzelliklerime erişemezler.
Bana aklı ve mantığı ile bakan benim verdiğim sonsuzluk mesajına âşık olur. Benim hakikatime âşık olur. Bendeki her olayı ve her eylemi ap açık okur. Beni kendisine esir eder, beni fetheder, ben onun hizmetine girerim. Bende aradığını bulur.
BEKLEYEN ADAM;
“Hep güzelliklerinden bahsettin. Hiç hatan, kusurun ve çirkinliğin yok mu?”
DÜNYA GÜZELİ;
“Açık söylemem gerekirse biraz var. Bel çevrem hafifçe geniştir, biraz şişman ve basık görünürüm. En büyük kusurum da yirmi üç buçuk derece eğik durmamdır…”
* * *
Chat sona ermişti. Dünya Güzeli anlık iletiyi kapatmıştı…
Bekleyen Adam’ın gözleri açıldı. Uykudan, daha doğrusu uyanık olduğunu zannettiği rüyadan asıl şimdi uyanmıştı. Saate baktı, saat tam üç idi. Çin ipeği pijamasıyla derin uykuda olan eşini rahatsız etmeden yavaşça kalktı. Çocuklarını kontrol etti. Kızı minik kardeşini kucaklamış olduğu halde uyumuş kalmıştı, yorganlarını üzerlerine örttü.
Okuma odasına geçti. Masanın üzerindeki dünya kürenin lambasını yaktı. Bilgisayarın güç düğmesine bastı. İnternetten bir sayfa açtı. O sayfadan da "İnsan ve Sırları" nı açtı.
Gecenin loş aydınlığında masa üzerindeki dünya küre bir başka güzel görünüyordu. Vazodan kırmızı bir gül aldı ve dünyanın yanına koydu… |