Rüyayı Hayra Yormak !.. (2)

...Mehmet Doğramacı -

NIÇIN DUA, NASIL DUA?..

Dostum; dua konusunda epeyce yorum, degerlendirme yapıldı. Dagarcıgındakilere ilave degil de farklı pencereden bakalım istiyorum.
Duayı sadece “elleri birlestirip Rabbinden bir seyler istemek” diye düsünmek, bu muhtesem, sırlı mekanizmayı o noktaya indirgemek içime sinmiyor. Isteklerin karsılanması diye görmek de sırrı fark etmeye yetmez. Hadise, Ayete bir daha bakalım derim.

DUA MÜMININ SILAHIDIR! Vurulmak istenen bir hedef var, ona kilitleniyor, 12 den vurup gayeye eriyorsun! Zahir manadan öze inelim. Hadiste silah kelimesi SILAH olarak geçiyor. Oysa silahı ifade eden baska kelimeler de var Arapça’da. Burada özellikle SILAH kullanılmıs. Niye ki?...

Silah; SALAHA kökünden. Hani sulh - selamet derkenki sulh ile aynı kök! Sulh; barıs, anlasma. Ötede kimse yok ki anlasma yapasın! Kimle sulh? Özünle, Kendinle, Rabbinle! Dua; iç dengeni kuran, Hakikatinle barıstıran mekanizma! Zahir manaya baglı düsünecegim dersen silah niyetine de alabilirsin. Benligi vuracagın iyi bir silahtır Dua!

DE KI; DUANIZ OLMASA RABBIM SIZE NE DIYE DEGER VERSIN? Düsünülesi bir ayet.
Dua ile deger kazanmamız ilginç! Ötede biri yoksa deger veren kim? Kur’anda
Allah-Ilah-Rab kelimelerinin özel manalar için seçildigini biliyoruz. Deger veren; Rabbim.
Yani; duanın hakkını verirsem özümdeki Rabbani kuvveleri degerlendirebilecek, onları açıga çıkararak Öz Degerimi; Yaratılıs Gayemi, Halife Sırrını fark edecegim!
...
Basa dönersek, el açmadan da öte nasıl dua edelim? Acizane, FIILI DUA bizi asıl gayeye tasımada çok etkin diye düsünüyorum. Fiili Dua ne? Bize kolaylasanlara bakıp; Hakkın Rızası, Rasülullah’ın Sefaati için KULLUGUMUZUN HAKKINI VERECEK GAYRETE, HIZMETE AZAMI ÖLÇÜDE KOSMAK, ADANMAK!

Dua hakkında söylenecek söz çok! “Kullugu icra ederken el açmayı, istemeyi unutursam ne olur?” diye sorabilirsin mesela! Bunu da ileriki günlerde konusalım insallah.

 

BIR DUADIR YASAMAK

Fiili Duanın; Rızaya daha çabuk götürecegini zikretmistik. Kullugun hakkını vermek bunun temel dinamigi. Fiili Dua için önce kendini fark etmek; yaratılısça kendine kolaylasanları belirledikten sonra insanlıgın hayrına olmak üzere o özelliklere yogunlasmak esas.
Iyi ama, herkesin kabiliyeti aynı degil, sessiz- kendi halinde kalanlarımız da var, onlar ne yapsın? ” diyebilirsiniz. Islam; Kolaylık Dini. Fiili Duada ilmi, kabiliyeti az olanın da ortaya koyacagı sey çok. Hadis-i Serif genis bir alan açıyor: “ Ya Ögreten, ya Ögrenen,ya Dinleyen, yada Bunları Seven ol! Besincisi olma, helak olursun! ”

Rasülullah(s. a. v) kabiliyete göre halleri sıralamıs, açık kapı bırakmayarak dört gruptan birinde yer alanın kârını, hariçte kalanın hüsranını, helakini isaret etmis. Kendimize kolaylasanın hakkını vermek için geceyi gündüze katarken; el açıp dua etmeyi unutursak ne olur? O konuda su hadis özel bir mustu: “Rabbinin yolunda gayretle çalısana Allah, istedigini verdigi gibi istemeyi unuttuklarını da bahseder!.. ”
...
Peki ne isteyelim? Kendimize isteyebilecegimiz ne varsa isteyelim ama bana Rasülullah’ın kusandıgı hâl sırlı geliyor: Dogarken Ümmetim, Yasarken Ümmetim, Mi’racta Ümmetim dedi, hep Insanlık için istedi! O hali okuyabilen Hak Dostları kendilerine bir sey isteyememis. Kendinden geçen, benligi oda veren kendine isteyebilir ki ?..

Allah’ım! Rasülullah’ın Ümmeti neyi istiyorsa en güzeliyle onlara ihsan eyle!..

 

RABBINI SEYIR

“O gün bir takım aydınlık yüzler vardır; Rablerini seyrederler” (Kıyame- 22, 23) RABBINI SEYIR konusuna takılmıstı. Sufi; ANda yasardı. O gün bugündü. Öyleyse nasıl seyredebilirdi? Yazlık ayakkabı almak üzere magazaya ugradı. Seçimini yaptı keyifle.
Çıkarken magazada oturan bir ihtiyar seslendi:

- Ayakkabın oldu, sevindin!
- Eeee evet, hosuma gitti tabii, dedi kekeleyerek. Ihtiyar devam etti:
- Benlik dolu bir sevinç! Nefsini bir güzel yemledin. Simdi iyice azar, ejderha kesilir!..

Neler söylüyordu, dervis mi, meczup mu, kimdi? Ihtiyar içini okurcasına devam etti:
- Bir de Rabbini Seyretmek ha?... Sen kiiiiim Rabbini Seyir kiiiim?..

Beyninden vurulmusa döndü. “Nolur devam et, Rabbimi nasıl seyrederim?” dedi.
- Çocuga ayakkabı alacagız. Paran var mı?..

Var, dedi. Spor ayakkabısı alıp çıktılar. Asagı mahalledeki gecekonduya gelince kapıdan seslendi ihtiyar: “Kızıııım oglanı dısarı yolla! ” . Küçük çocuk elinde topu ile kosarak geldi.

Paketi açıp: “ Al bunlar senin” dediler. Sevinçten havalara zıpladı çocuk. Geri dönerken ihtiyar sordu:
- Gözlerine baktın mı? Simasını seyrettin mi?..
- Evet gördüm, pırıl pırıldı sevinçten.
- Ona ayakkabı verirken ki sevincin mi daha çok, kendine alırkenki mi?
- Onu görünce içimi degisik bir sevinç, tatmadıgım bir huzur kapladı.
- Gördügün Rabbinin Vechiydi! Gözlerinde gülümseyen Allah’tı! Okuyupezberlemeyle varılır sanırsın! VERMEKLE VARILIR ALLAH’A! MÜMINLE KAFIRINFARKI IMAN; MÜMINLE MÜNAFIGIN FARKI INFAKTIR!.. Infak ettikçe Rabbini Seyredersin!..

 

MIHENK TASI

Kuyumcuların kullandıgı bu siyah tas; üzerine sürülen altının degeri, ayarı konusunda sasmaz bir ölçüdür.

Hakikat yolunda yürürken bir takım haller seyredecek, söylemler isiteceksiniz. Yeri gelecek; dînî yorumlarda bakıs farklılıkları görecek; “Kim dogru söylüyor, kimin çizdigi yol Hak?” diye tereddüt geçireceksiniz. Baskasında degil kendi içinizde yasayacaksınız bazı açmazları. Bu durumda ne yapalım?..

Bütün madenleri, bütün cevherleri sevin ve yararlanın!.. Ama aradıgınız altın ise; pırıl prıl paslanmaz Hakikat ise; altın diye sunulan görüs, hâl, bakıs ve söylemleri alın elinize ve sürün mihenk tasına!.. O size neyin Hak, neyin Sırat-ı Müstakim çizgisine uygun oldugunu söyleyecektir. Hakikat yolunun Mihenk Tası ne mi? Cevabı Kur’an versin: “Le kad kane leküm fi Rasulillahi üsvetün hasenetün limen kâne yercüllahe velyevmel ahıra ve zekerallahe kesîra” (Ahzab-21) “Yemin ederim ki, muhakkak ki sizin için; Allah’ave Ahirete ümit besleyip de Allah’ı çokça Zikredenler için Allah’ın Resulünde pekgüzel bir örnek vardır!”

Kur’an-Sünnet elimizde ise; biricik örnek, yegâne ölçü Rasülullah(a. s)! Mihenginiz O olduktan sonra endiseye mahal yok. Yeter ki duygusallıkla demire altın islevi yüklemeye kalkısmayın! Yeter ki madeninizi degil mihenginizi ölçü alın!

 

NEYI AYIKLIYORUZ?

- Annem pirinç ayıkladı.
- Ali Dayı tarlada zehirli otları ayıkladı.
- Montaj sefi çekim hatalarını film üzerinde ayıkladı...
...
Bunlar normal ve alıstıgımız seyler. Dün duydugum bir ayıklama ile saskına döndüm:
Hadislerdeki Kadına Siddet ve Asagılama içeren ifadeler ayıklanacakmıs. Hatta buhadisler artık kitaplarda geçmeyecekmis!...

Kadına siddete, asagılamaya hiçbir mümin taraftar olamaz!... Siz bunun altındaki bütün sebepleri tahlil ettiniz de suç hadislerde mi kaldı?...

Kendinize gelin Efendiler!
Rasülullah’ın hadislerinde yanlıslık görmek, Onun bazı sözlerinden utanmak, huzursuzluk sebebi saymak öyle mi? Silkelenin ve kendinize gelin!...

Ya Rasülallah biz seni çok seviyoruz!
Anlayamadıgımız, derununa varamadıgımız bazı hadislerini anlamamız için bizden Sefaatini esirgeme Ya Rasülallah!

Muhammedi muhabbetle zihni, fikri açılanlardan eyle bizi.

 

HAZIR MISIN?

Tasavvuf; Benlikten Arınma, Sistemi Okuma, Allah Ahlakı ile Ahlaklanmadır diye konusuyor, müzakere ediyoruz. Bunlar iyi konusulursa iyi yasamıs oluruz gibi bir zehaba kapıldıgımızın farkında mısınız?

Gerçek hiç de öyle degil! Konusmakla, anlamakla is bitmiyor. Ya nasıl dönüyor çark?..
Benlikten arınmak mı istiyorsun ? Kisilik adına sahiplendigin, önemsedigin ne varsa yara alacak! Makam, itibar, bilgi, uzmanlık, kariyer vb. deger(!)lerine darbe vurulacak, hazır mısın?

Tevazu
mu istedigin? Gururunu oksayan her sey biçilecek. Bilirken bilmez, anlarken anlamaz, öndeyken geride görüntüsü vermek durumunda kalacaksın. Hatta tevazuun cehalet sanılacak da çevrendekiler basına ögretmen kesilecek. Katlanabilecek misin?

Allah Ahlakı
? Söylemesi kolay, ama yasamı ? Zalimle Mazluma, Cahille Alime, Zenginle Fakire Allah’ça bakmak, yorumsuz seyretmek öyle mi? Millet hırsızı, katili, düzenbazı kötülerken sen tutup; “Onların varlıgı da sistem geregi” diyeceksin öyle mi? Yürek ister!..

***

Unutma; her istedigin; o mananın zıddı bir sınav sahnesi ile gelecek. Deneyimlemen,anladıgını yasayabilmen için!.. Bil ki; Hakikat ucuz degil. Ucuz olsa Yunus söyle der miydi?

Dervislik olsaydı tac ile hırka / Biz de alır idik otuza kırka

 

MUTLULUK NEDIR ?

- Isler bir açılsa degme keyfime. Ama nerede, piyasa ölü kardesim!
- Emekli olup çocukları da evlendirdim mi benden mutlusu yok!
- Sınavı bir kazansam, beni kimse tutamaz.
- Bir türlü yüzüm gülmedi, hep çile, hep dert.
- Çevrem beni bir anlasa, daha mutlu olacagım.

Mutluluk nedir sorusuna aldıgım cevaplar aynı eksende dönüyor. Isler yoluna girerse, idealler gerçeklesirse, çevre anlayıs gösterirse, basarılı olunursa mutlu oluyor insanlar.

Acaba mutluluk bu mu? Mutluluk her seyin tıkırında gitmesi mi?

Dünyanın en mutlu insanı kim sizce? Süphesiz Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s. a. v) Dogmadan yetim, 6 yasında anneden, 8 yasında dededen mahrum. Tebliginin Mekke’de ki 13 yılı Iskence, Boykot, Dıslanma, Tehdit... Medine’deki 10 yılı Savas ve Açlık!..

Bu nasıl mutluluk Allah Askına?!...
Ne dersiniz, mutluluk anlayısımızda bir sakatlık mı var?!..
Yoksa mutluluk daha farklı bir sey mi?..

 

KOPYALA AMA YAPISTIRMA!

Beynin çalısma mekanizmasına göre insan; yeni karsılastıgı olay, kisi yada fiilleri eski birikimlerinden kopyalama suretiyle degerlendirir. Birikimlere kıyas etmek degerlendirmenin önünü açtıgı kadar, idraki geriye de hapsedebilir! Bu durumda kıyas; anlamaya yardımcı olmak yerine kalın bir perdeye dönüsür. Yanlıs yargılar, süpheler, dedikodu, suizan ve hatta iftira- bühtan derecesine varan azaplar bundan dolayı yasanır. En agır bedel ise Hakikatten gafil olmaktır.

Tarih; insanların kopyala, yapıstır kolaycılıgı sebebi ile hakikati anlasılamayan olay, kisi ve fiiller mezarlıgıdır.

Kopyala, yapıstırla degerlendirmek, karsıdakine degil degerlendirene perde çeker! Kıyas mekanizmasını isletirken yeni dogusları- yeni olusları fark edebilme yürekliligi gösterenler; azabı saadete, kötüyü iyiye, narı nura, cehennemi cennete dönüstüreceklerdir. Etraftan yardım almak, eskiden kopya etmek yerine SADECE ALLAH diyerek Hakikatine yönelenler sıradan insanların MUCIZE- KERAMET dedigi, aslında gayet dogal olan isleyis boyutlarını kesfetmisler.

Kopyalayın ama, her zaman yapıstırmayın. Gaflet, üzerinize bir yapısırsa sıyrılmak hiç de kolay degildir. Yeniyi, HASBUNALLAH- SÜBHANALLAH diyerek yorumsuz seyredenlere selam olsun!

 

BİLSE!..

- Geçmisteki fiilleriyle bugününü olusturdugunu bilse Içim acıyor, insanlardan darbe aldım diyerek kimseyi suçlamayacaktı...

- Sistemin yerli yerince isledigini, mekanizmada haksızlıgın muhal oldugunu bilse, Bana haksızlık yaptılardiye üzülerek geceler boyu depresyona girmeyecekti.

- Basarı ve Yapmak kavramlarının benlik- sirk koktugunu bilse Basaramadım, yapamadım diye sorumluluklar altında ezilerek yıkılmayacaktı.

- Gayret edenin himmet bulacagını, marifetin iltifata tabi oldugunu bilse Dünya; torpildünyası, gariplere fırsat verilmiyordemeyecekti.

- Adandıgı seyin sadece Allah olması gerektigini bilse, vuran kisiler görülse de asıl vuranın isleyisini inkar ettigi sistem oldugunu bilse Beni en yakınlarım ardımdan vurdu,oysa onlara ömrümü adamıstımdiye kimseye sitem etmeyecekti.

- Her birimin sadece kendi idrakini ortaya koydugunu, kimsenin kimseye anlayıs gösterme zorunlulugunun olmadıgını bilse, Esim ve çocuklarım bile beni anlamadıdiye çöküntüye ugramayacaktı.

- Her yıkılısın yeniden insa oldugunu bilse, yalnızlıga itildiginde AHADIYET ve SAMEDIYET kapısında oldugunu bilse, Yapayalnız, kimsesizimdiyerek perisan olmayacaktı.

***

“Bildigimi bilseydiniz...” buyurdu Rasülullah! Bilseydik Ona Ümmet olmakta, Rabbimize Kullukta ihmal gösterir miydik?...

 

SOHBET EDER MİSİNİZ?

Sözlü Kültürden geliyoruz. Yazılı ana kaynaklarımız az. Konusmayı, dertlesmeyi seviyoruz. Belki de bu yüzden kitap okumak bizim gibi toplumlarda fazla ilgi görmüyor.

Hakikat Yolunun öncelikli metodu; sohbet. Erkam’ ın Evindeki sohbetlerle teblige baslıyor Rasülullah (s. a. v). Daha sonra Mescid-i Nebevi’de sürüyor halkalar. Ashab- Sahabe kelimesinin bir anlamının da SOHBET EDENLER demek oldugunu biliyor muydunuz?

Rasülullah’ı dinlerken: “Basımızın üzerinde kus varmıs da uçuverecekmis gibi dikkat kesilirdik” diyor Sahabe. Kelâma kulak verenler; Kemâle erisiyor! Ne var ki günümüz insanına dinlemekten çok, bildigini satmak daha sevimli geliyor.

Televizyonla baslayıp, bilgisayar- internetle devam eden enformatik bombardıman; sohbeti katletti!.. Kitaplarınız, internetiniz, yazısmalarınız olabilir. Ama mutlaka sohbet etmelisiniz! Sadece ilmin degil; hâlin, yasantının, feyzin yansımasıdır sohbet. Kelâm etmeseniz de bir araya gelmeli, görüsmeli, kucaklasmalısınız. Yüregin yürekle, beynin
beyinle takviye edildigi manevi sarj dinamosudur sohbet meclisi. Yunus, sohbetle açılan sırları söyle fısıldar:
Sohbet cânı semirtir, hem âsıkın ömrüdür Sohbet Çalab’ın emriyle, erenin himmetidir.

***

Kim ki bir dem sohbet ola, müftî-müderris mât ola Bir ilâhî devlet ola, ondan içen oldu bâki.

 

SIRLI BIR METOT

Insanların çogunlugu sıkıntı dönemlerinde kisilere basvurur. Kiside çare aramak; çözüm bekleyen isler için hatırlı kimseler devreye koymak, genellikle benimsenen islevsel bir metot. Kınamıyorum, bu da Sunnetullah dahilinde dogal bir vakıa.

Dikkât çekmek istedigim; sırlı bir yöntem! Ne var ki çok az insan bunu kesfedip uygularken çogunluk perdeli kalıyor.

Kisilerle sorununuz mu var? Çözüm isteyen isler çıkmaza mı girdi? Yakın çevrenizde bazı arkadaslarınızla gerilim mi yasadınız? Hayati bir konuda, düzeyli bir referans mı lazım?

Bos verin! Alısılmıs yöntemleri atın kenara! Kimseye açılmayın! Kimseden yardım istemeyin! Sabredin, Tevekkül edin, Razı olarak Seyredin! Teslim olun sunnetullahın akısına! Illa açmak lazımsa; kutlu vakitlerde gözyaslarıyla imzalı mektuplar yazın Rabbinize!.. O sizi dinleyecek ve mutlaka cevabın en güzelini verecektir!

Delil mi? Bıçaktan kurtulan Ismail; çölde zemzem bulan Hacer; Zindandan Saraya yürüyen Yusuf! Ve iskenceyle çıkarıldıgı Mekke’ye Fetihle dönen Efendimiz Hz. Muhammed (s. a. v)!..

“Sadece sana kulluk eder, sadece senden yardım dileriz” (Fatiha-4-5) sırrını fark eden; sebepleri asıp müsebbibe yönelen; kisilere degil SADECE AMA SADECE ALLAH’AYASLANANLARA SELAM OLSUN!..

 

ÜMMETİM

Alemlerin Efendisi (s. a. v) için söylenmis çok bilinen bir söz: “Dogarken Ümmetim, yasarken Ümmetim, Mi’racta Ümmetim, ölüm anında Ümmetim dedi. Mahserde de Ümmetim diyecek!”

Bu sözü hiç düsündünüz mü?.. Ümmet; genis kitle demek! Kur’an, kuslar ve diger hayvanlar için de ümmet tabirini kullanır. Terim anlamını genisleterek düsünürsek YARATILMISLARIN TAMAMI; ÜMMET diyebiliriz!..

Niçin Efendimiz “ümmetim” diyor? Her güzel seyi niye ümmetine istiyor? Ömrünü ümmete hakikâti fark ettirmeye adaması neden ?..

Kisisel Gelisim, NLP ya da Farkındalık seminerlerinde çokça söylenen bir olgu; Mutluolmak istiyorsanız MUTLU ETMEYE ÇALISINIZ! Hakiki Mutluluk VERMEKTIR! Hakikihuzur PAYLASMAK ve BASKALARI IÇIN KOSMAKTIR!..

Ya Rabbi bana ver! ” sözüne kıyasla “Rabbim ümmete, insanlıga, baskalarına bol bol ver! ” diye dua etmeyi Ümmet kavramı çerçevesinde çok anlamlı buluyorum!..

Kendim için istiyorsam namerdimsözünü samimiyetle söyleyenlere, Ümmete adanmayı yasam ilkesi olarak seçenlere, istenecek BENi bir kenara iterek Biz kavramındaki Biri fark edenlere, kendisi dısındakileri kendinden gayrı görmeyenlere; Ümmetim diyen Rasül’ ün izinde yürüyenlere selam olsun!..

 

NASİP

Adam kölesi ile sehre iner pazar yapmak için. Ezan okununca köle namaz için müsaade ister ve camiye girer. Saatler geçip de çıkmayınca Efendisi içeri seslenir:

- Heyyy! Niçin gelmiyorsun seni dısarı salmayan mı var?

- Evet efendim bırakmıyor.

- Kim o bırakmayan?

- Seni içeri almayan kuvvet beni de dısarı bırakmıyor efendim!...

***

Hakikat yolunda fark ettiginiz bazı gerçeklerden sonra insanların ugrastıgı sorunlar, halleri, gidisatları size garip gelecek. Dertleri, sorunları kolayca çözümlenecekken niçin göremiyorlar diye üzüleceksiniz. Tavsiye ve destek için canhıras biçimde gayret edeceksiniz.

Öneriler güzel. Sabrı ve Hakkı tavsiye de farz! Aman dikkat, her sey nasiple! Sakın sistemi zorlamayın!.. Unutmayın ki; içeri almayan da O, dısarı salmayan da!...

Içeri girmeyenler de en az girenler kadar güzel diyebiliyorsanız ne mutlu size!..

 

ETRAF SENSİN!...

Yakın görüstügünüz yada hayatta karsınıza çıkan kisileri hiç düsündünüz mü?
Sevdikleriniz de var, begenmedikleriniz de. Hatta is icabı beraber olmak zorunda kaldıklarınız da. Elinizde olsa bazısı ile yüz yüze gelmek bile istemezsiniz, ama nedense sürekli karsınıza çıkarlar, kopamazsınız! Düsündünüz mü sebebini ?..

Bir süre önce tanıstıgım iki sahsı düsündüm. Biri olgunluk, tevazu, hilm, askla dolu tecrübeli bir gönül insanı. Digeri coskun, hareketli, nefsiyle mücadele azminde, alabildigine delikanlı! Bu ikisi neden karsıma çıktı ?!..

Geldigim nokta; Ikisini de ben dogurdum! Biri ulasmayı arzuladıgım maneviyatın, digeri geride bıraktıgım hallerin somutlasmasından baskası degil! Inanın böyle!.. Ister negatif, ister pozitif görün, sizinle olanlar sizden baskası degil! Kimi olumsuzluklarınızın, kimi bastırılmıs güdülerinizin, kimi ideallerinizin, kimi gayelerinizin, kimi asmanız gerekenlerin sahsilesmis örnekleri! Çekim yasası geregince siz çektiniz onları! Kendinizi tanıyın diye!

Etrafımdakiler; benim! Etrafımı benimsiyor, dogurduklarımı seviyorum!
Çünkü kendimi seviyorum!...

 

AİT OLMAK MI ?..

Sehirlerarasımola yerinde çaylarını yudumlarken aidiyet duygusunun insan için olmazsa olmazlıgından bahis açıldı.

Herkes sırayla aidiyetlerini dile getirdi:
- Benim için memleket mühim! Hemserilerimi görmezsem rahat edemem.

-Ailem her seyim! Onlar için yasarım.

-Sevdigime canım feda! Her seyim O benim.

-Isime asıgım! Beni hayata baglar isim.

-Akrabalar ve es- dost olmadan asla! Bunalıma girerim çevrem olmazsa.

-Bilimsellige tutkunum! Bilimsel olanın haricindekiler açmaz beni.

Aykırı çıkıslarıyla bilinen pat diye girdi söze:
-Kelepçeleriniz, prangalarınız mübarek olsun! Sırat Köprüsünde ayaga dolanan kancalar varmıs hani?! Kancalarınızı sevdiniz demek?..

Ötekiler bozuldu. “Nasıl yani, aidiyetlerimiz kötü mü? ” dediler. Bizimki devam etti:
-Rasulullah (s. a. v) nereye aitti? Sizin gibi aidiyetleri var mıydı? Neden “dünyaMIZ” yerine “dünyaNIZ” demeyi tercih etti?..

Kalkıs anonsu duyulurken ekledi:
Mola yerine yapısan; otobüsü kaçırır! Dünya; Ebediyet Yolcusunun molasından baska bir sey degil!..

 

NEREDE, NASIL, KİMİNLE ?..

Tasavvufla ilgilenenler temel kavramları bilir, bakıs açılarını onlarla genisletirler. Mertebe, Esma, Batini Mana, Sünnetullah vb konular ana eksen. Bunları tabii ki bilecek, tefekkür edecegiz. Dikkat çekmek istedigim; tasavvufun nerede, nasıl, kiminle yasanacagı?..

Bu is sadece okumak, yazmak ve sohbet olsaydı yüzlerce Veysel Karani, binlerce Mevlana, sayısız Yunus’lar seyrederdik! Çok azlar degil mi?

Bu is; yasamdır efendim, kavram edebiyatı degil!.. Nasıl yasanır? Sizde, sizinle, simdi!

Talep ettiginiz idraki ve çevrenizde gelisenleri paralel baglarla düsünün! Idrak;çilesiyle, nimet; belasıyla geliyor! Kuliste senaryo tekrarı kolay! Sahne performansı hiç de öyle degil! Kavramlarla erilse; Veliler çile çekmez, oturur kavram ezberlerdi!

Ötede degil; evinizde, isyerinizde canlı sahnelerle gelecek talep ettikleriniz! Özetalipseniz, öz çıkana dek yontulacak, sıkılacaksınız! “Rabbin kalemle yazmayı ögretendir” sırrını isteyen; yontulacak ki kalem olsun! Kalemsiz yazılmaz, okunmaz!

Yontulmaya, sıkılmaya razıysanız su gerçegi hiç unutmayın:
Binanın saglamlıgı; teknik raporla resmiyet, depremle hakikat kazanır!

Deprem basladıgında ayakta kalanlardan olmanızı niyaz ederim.

 

TERSİNİ HESABA KATIN!

Insan; neyi çözümlerse çözümlesin, yeterince çözemedigi unsur yine kendisi! “Kalıp düsünce ve algılarından kurtulduk” dedigimizde bile kalıplar var, fark edemedigimiz!

Fikir üreteni; o fikri en iyi yasayan olarak kabul de bir kalıp! Biri, ilmin vazgeçilmezliginden bahsetse; Onu alim sayar çogunluk. Biri “Hedefe varmak için rehber lazım” dese; iyi rehber oldugu zannı uyanır! Kim neyi dillendiriyorsa onu en iyi O yasar diye kabul ederiz. Acaba öyle mi? Geçenlerde bir psikolog tersini söyledi:

- Kisinin yogunlastıgı seye dikkat edin! Gündemde tuttugu konu; zaafı yada dinmemis özlemi olabilir! “Ego kötüdür”, diyenin suur altında güçlü bir ego, “Tevazu olmazsa olmaz” diyenin derununda kibir ve hükmetme arzusu uyuyor olabilir!..

Bu ilginç tespit sunları düsündürdü:
- Kimseyi gözünde idollestirme, beserdir!
- Tâbi olacagın sey Ilimdir; Alim degil!
- “Insan; dilinin altında saklıdır. Konusturun ne oldugunu söylesin!” (Hz. Ali)
Zaafın bilinsin istemiyorsan, susabildigin kadar sus!

 

HARİKA BIR ANTİVIRÜS

Beyninde bir dizi sorunla daralmıs, hiçbir seye odaklanamaz olmustu. Ne duygusunu ne de aklını kullanabiliyordu. Insanlar, iliskiler, gelismeler gönlünü kilitliyordu, bilgisayarı bozan virüs gibi.

Iyi bir antivirüs olsa, gönlüme yüklesem, benligim temizlense diye iç geçirdi. Sonra güldü kendi kendine; bilgisayara antivirüs yüklenirdi ama suura ne yüklenebilirdi ?..

...
Uykuya daldı. Rüyasında tarihi bir bedestendeydi. Yazılım satan dükkana gitti ayakları.

Nur yüzlü satıcı:
- Antivirüs arıyorsun degil mi?
- Evet
, dedi heyecanla. .

Bir dizi program çıkarıp tanıttı:
- Bak bu RIYAZAT. Müthis temizler. Kullanımı zor. Herkes kaldıramaz! Su ILIM. Pahalı degil ama gayret, sebat ister. Bosluk affetmez.

Daralmıstı:
- Ucuz, zahmetsiz bir sey yok mu?

Adam anladı, gülümseyerek:
- Var! Verdiklerimin çogu suuruna yükleyemedi. Kaldırmadı kapasiteleri. Dene istersen.
Ücret istemem. Hediyem olsun
.

Dükkandan sevinçle çıkarken ambalajdaki yazıya baktı:
< Bu program; IMAN- EDEPSALIH AMEL- HALIS NIYET- FEDAKARLIK ile desteklenerek kullanılırsa bilinci tüm virüslerden temizler. Hiçbir hakkı mahfuz degildir. Bolca kopyalanabilir. >

Etiketi açıp programın adını okudu:
SEVGI!..

 

NEYİ ISKALADIK

Kanuni’yi elestirdik Hürrem’e tutuldu diye. “Cihan padisahında sevebilecek kocaman bir yürek varmıs, hükümranlık otoritesine kalbini feda etmemis” diyemedik!
...

Kays, Leyla için çöllere düstü. Mecnun dediler. Mecnun deli demekti. Sevmek delilikti!
Mecnun olmasa edebiyat arsivleri, ölümsüz eserler kimi referans alacaktı, görülmedi!..
...
Yusuf (as) öne çıktı da Züleyha kerih görüldü! Evrensel bir sahsiyetin yogrulmasında
Züleyha’ nın payını önemsemedik! Züleyha’ yı; saldıran, nefis kölesi bir kadın saydık!..
...
Ferhat dagları delerek su getirmisti Sirin için. Hayat veren bengisunun özden fıskırması için Sirin sevgilinin askı; motor güç idi. O gücü göremedik!..
...
Alemlerin Efendisi Hümeyra’ sını seviyordu. Gece Medine sokaklarında kosuya çıkacak kadar! Onun içtigi yerden içecek, yedigi yerden yiyecek kadar. Efendimiz Onun hücresinde kanatlandı ukbaya! Ravza; Aise’ nin hücresi! Islam Tarihi okuduk ama okuyamadık Hz. Muhammed (sav) ile Aise-i Hümeyra askını!..
...
Sevgiyi ıskaladık dostlar!..
Akıl, mantık, realite dedik ıskaladık sevgiyi!...
Sevebilecek cesaret sahiplerine selam olsun!
Ask olsun!..

 

SESLER

Her fiil ve düsünce, anında kayda geçip SERIÜL HISAB geregi karsılık almak üzere kader planımızda yerini alır. Kisi, tugla örercesine yarınını bina eder. Kah mayın döser, kah diken eker, kah gül diker kendi levh-i mahfuzuna!..

Tuhaflık su ki; mayın patladıgında kim dösedi diye kızar etrafa! Bahçesini dikenler sarınca komsu bahçıvana öfke kusar! Güller açtıgında saskına döner!..

Yasam; özdeki sesler arasında tercihtir. Akıl- Mantık kısıtlı açıları ile seslenirken Nefis- Ego, “Senden iyisi yok, yürü aslanım” diye yalakalasır! Ikisi de hakikati yansıtmaktan uzaktır.

Bir üçüncü ses var içimizde; VICDAN! Yalan söylemez, torpil geçmez! Onun sesiyle rota alanlar; sasırmaz! Kader bestesini vicdan notasından okuyan; daimi salat yasar!

Vicdan nedir mi diyorsun? Vicdan; Özündeki Allah!.. Allah; yalandan beri ve adil! Üzülmek, yıkılmak ve de ziyana ugrayanlardan olmak istemiyorsan kulak ver o sese!

Dinle ve derhal geregini yap! Yaltaklanan egona, ukala aklına prim vermeden!
Allah’ı dinlemezsen ne mi olur?
Aklından bile geçirme!..

 

SEVMEK; BENZEMEKTİR!

Imam Malik (rh. a) Medine Ekolünün; Rasülullah ögretisine sıkı sıkıya baglı Sünnet Ekolünün öncüsü. Günlük hayatta ve yorumlarında önceligi; Hadisler!
Bir ziyafete davet edilir. Yemegin sonunda kavun ikram edilir. Herkes büyük olarak Imamın baslamasını beklerken o yerinden kalkar, kapıya yönelir. Ziyafet sahibi: “Ya Imam bir kusur mu ettik, ne oldu ki ?” diye sorar.

Imam: “Rasülullah’ın kavun- karpuz yeme adabını henüz bilmiyorum. Hadislere bakacagım, O nasıl yemisse öyle yemeliyim. Sevgimin geregi bu! ” buyurur.
...

Hz. Ömer (r. a) umre yapıyor. Hacer-i Evsede gelince mırıldanır: “Ey Kara Tas!.. Rasulullahı seni öperken görmeseydim vallahi yüzüne bakmazdım. Madem o öptü, ben de öpüyorum! ”

***
Iki muhtesem sevgi- baglılık örnegi okudunuz! Efendimizin bildirdiklerini bilim tasdik edince seviniyoruz. Ya henüz bilimin kesfedemedikleri? Ya küçük ayrıntı sandıklarımız? Nasıl davranacagız?..

Iman; bütünlüktür, parçalanma kabul etmez! Ask; kendinden geçip, O olmaktır! Iman ve sevginizin icabı olarak sorun kendinize; YASANTIM, BAKISIM NE KADAR ONA BENZIYOR?

Sevmek ; benzemektir! Binlerce salavat olsun Sevgilime!

 

HILFUL FUDUL ÖLDÜ MÜ?

Kız çocuklarını diri diri gömen, riba, tefecilik, ihtikar vb akla hayale gelmedik asagılık davranıslarla esfel- i safilinde yasayan Mekke müsrik toplumunda dahi hayırlı bir olusum vardı: Hılful Fudul Cemiyeti. Yani ERDEMLILER BIRLIGI, FAZILETLILER DAYANISMASI.
Faziletli insanlar çesitli kabilelerden bir araya gelir; iyilik- güzel ahlak örneklerini yasatmaya gayret ederlerdi. Allah Rasülü (s. a. v) 30 lu yaslarda bu cemiyete aktif olarak katılmıstır.

Yıllar sonra Medine’de eski günleri yad edenler sorar: “Müsriklerdeki hılful fudule ne dersiniz Ya Rasülallah ? ” Efendimiz beklenmeyen bir cevap verir: “ O cemiyet bugün de olsa tereddütsüz aralarında yer alırdım!.. ”

***

Toplumsal çözülme ve çöküntünün hızlandıgı su dönemde halimizden sikayet ederek güya çözüm arıyoruz. Karanlıga lanet okuyanlar degil, ısık yakanlar, yakmaya davrananlar aydınlanacak.

Kendi görüsümüze uygun olusumlarda yer almak kolaycılık degil mi? Ahlak, çevre, egitim, saglık, yardımlasma gibi ortak degerler adına, yasam tarzlarını benimsemediklerimizle de bir araya gelebilir miyiz?

Bana kalırsa böylesi birliktelik; Sünnet !
Fazilet ve ahlak adına genis yelpazeli olusumları hayata geçirenlere, çagdas Hılful
Fudulleri canlandıranlara selam olsun!..

 

KESTİRME BIR YOL

Hakikat; hayli gayret- emek ister. Okumak, arastırmak, kainata ve özüne yorumsuz nazar etmek gerektigi gibi zikir ve riyazatlar da elzemdir. Bu yola bas koyanların ifadesine göre Vahdet ikliminden koku almak en az bir 20 seneye yayılan süreç!.. “ Iyi ama bunun kısa yolu yok mu?” diyeceksiniz!...

Alternatif bir yol elbette var. Hem yogun bir emek de istemiyor. Yapılacak sey oldukça basit. “Ben yapabilir miyim?” tereddüdüne düsmeyin. Lazım olan potansiyel hepimizde fazlası ile mevcut. Harcadıkça çogalan, paylastıkça artan, verdikçe misli misli geri dönen biricik sey o!..

Deve çobanını Üveys El Karani, Celaleddin Hocayı Mevlana, Oduncu Dervisi Yunus Emre’ ye dönüstüren o ulvi pırıltı!... Açıga çıktıgında tüm mahlukatın dize geldigi yegane olgu!

Nefreti, düsmanlıgı, hasedi, kırgınlıgı eriten; dikeni gül eyleyen sihirli formül. Ne mi?...

SEVMEK!... Sevebilir miyiz?.. Benligi bir yana koyup “Yaratılanı Yaratandan Ötürü Sevme” sırrına erebilir miyiz? Kalabalık bir kesret dünyası degil sevmeniz gereken. Tek bir Zatı çok sevin; ötekiler anında size sevgili kesilecekler!.. Kimi mi?...

HZ. MUHAMMED (s. a. v)i... Evrenin Kalbini sevin, bütün kalpler sizin olsun. Kainatın öz cevherine yönelin, bütün mücevherler sizin olsun!

Seni Seviyoruz Ya Rasülallah!
Sevenler adedince salat u selam sana!

 

RÜYADA ONU GÖRMEK!

“Rüyada beni gören; hakikaten beni görmüstür. Çünkü seytan benim suretimegiremez!” hadisini hiç tefekkür ettiniz mi? Rüya için mi söylendi sadece? Tefekkür
edelim!
Insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar! hadisi dünya hayatının özü. “ Içinizden bir rasülgönderen Odur! ” (9/128) Rasül göndermedikçe kimseye azap edecek degiliz” (17/15)

ayetleri Risalet islevinin kıyamete kadar daim oldugunun delili! Hadisi okuyalım:
Rüyada ( dünya hayatında) beni gören ( Risalet islevimle Sünnetullah hakikatini açan, yasayan bir zata erisen) hakikaten beni görmüstür! ( Ondan yansıyan ilim-hal bendendir! ) Çünkü seytan benim suretime giremez! (Beseriyet; hakikatime perde çekemez! O zatın beseriyetine takılıp sakın mesajından perdelenmeyin!)

...

Benzer isaretleri çok önceden okuyan Kaygusuz Abdal’ ı dinleyelim:
Maksud cihana gelmekten / Kisi Rabbin bilmekmis
Rabbini bilmekten murad; / Evliyasın bulmakmıs!
Evliyaya gönül vermek; / Rengine boyanmakmıs!
***
Biz böyle okuduk. Dogrusunu Allah ve Rasülü bilir!
Dünya hayatında yolu bir Hak Dostuna ugrayıp, geregince nasiplenenlere selam olsun!

 

BALARISI

- Vahyi nasıl isitiriz, diye sordu halkaya yeni katılan genç. Herkes kendince yöntemler saydı. Hiçbiri genci tatmin etmis görünmüyordu. Grubun en tecrübelisi söze girdi: “ Vahyi biz duyamayız, balarısı duyar!.. ”

Herkes saskındı. Devam etti:
- “Rabbin balarısına vahyetti”(Nahl-68) yi arı mucize hayvan, bal süper gıda diye anlarsan hava alırsın! Kur’an ne biyoloji kitabı, ne de gıda rehberi! Deli etme insanı!

Celalini Cemal takip eder, inciler döktürürdü. Yine öyle oldu:
- Arı ne yapar? Bal. Kendi için? Hayır, insanlık için! Renk ayırmaksızın çiçek dolasır. Kraliçeye sadık, kovana baglı! Ne anladınız ?!..

Biri çekinerek sıraladı:
1- Arı gibi insanlık için yasayacagız. Ego için degil.
2- Kesretteki manalardan özler toplayıp, Vahdet mayası yoguracagız.
3- Gönül kovanına baglı, Rehbere sadık çalısacagız. Böylece vahyi isitiriz!..

Işte bu! ” dedi keyifle.İşareti ile ikram faslı açıldı. Bal serbeti dolu kaseler içilirken balarısının vahiy alısı, Rasülullah’ın bal serbeti sevmesi ayrı bir boyutta konusuluyordu.

1.bölüm