İçinde bulunduğumuz şu zamana baktığımızda; özellikle dinin anlaşılması konusunda tam bir anlam kargaşasının yaşanmakta olduğunu görüyoruz. Kimileri dinde reform(!) yapmaya çalışıyor, kimileri ise eskilerin anlayışıyla ömür sürüyor…
Dinde reformu(!) savunan cahil; “değişmeyen, her an hükmünü sürdüren Sünnetullah” ile, “teslimiyet üzerine kurulmuş ‘ALLAH indinde dinin İSLAM olduğu’ Sistemi”ne ALLAH’ın form verdiğini, bunu değiştirebilecek varlığının olmadığını bilmiyor!..Değişmeyeni değiştireceğini sanıyor, “ALLAH indinde dinin İSLAM” olduğunu bilmiyor…
Diğer tarafta eskilerin anlayışına kilitlenen cahil; “ALLAH’ın her an yeni bir ŞAN’da (oluşta) olduğunu” unutmuş, sanki içinde bulunduğu zamandaki “OLUŞ’u inkar eder” gibi; içinde bulunduğu zamanın gerçeklerini görmüyor, “Dehr’e sövmeyin, O ALLAH’tır “ ı anlamıyor, sanki zamana(DEHR) söver gibi, zamanını inkar eder gibi…Eskilerin anlayışına kilitleniyor, eski zamanda, eski olaylarda yaşar gibi… Bu anlayış farkları, ayrılıklar doğuruyor..
Kimi hadisleri inkar ediyor, Kur’an’a dönüş diye,
Kimi ayetleri terk ediyor, hükmü kalktı diye…
Kimi ayetle hadisi kaldırıyor, kimi hadisle ayeti,
Kimi sünnetten anlıyor, sakalla, sarığı…
İnsanlık unutuluyor, inan herkes halife,
Kadına reva görülüyor, hala eski sömürme…
Kafaların içine değil, dışına bakılıyor,
Yapmayana kafir, yapana gerici deniyor…
Her ikisi de (dinde reformu savunan ve eskilerin anlayışına kilitlenen) dini anlayışa; ‘dini anlayışlara düşman’ olanlardan(müşrik, dinsiz, kafir..) daha çok zarar veriyor.
BİR BAŞKA YOL VAR Kİ, TÜM KAMPLAŞMALARDAN UZAK; DİN-BİLİM-TASAVVUF BULUŞMASIYLA DİNİ ANLAYIŞINI YENİLİYOR…
Yukarıdaki şiirimizdeki yanlış uygulamaların sebebi; dini anlayış temelinde yatıyor.Akılların yetmediği ayetler, hadisler inkar ediliyor, “kapasitem bu kadar olduğu için anlayamadım, ama bunlar inanıyorum ki doğrudur, uygulayacağım, kapasitem artarsa bu konuyu tekrar değerlendiririm, sebebini anlamaya çalışırım” denmiyor.Bir çok manalar içeren bir sözün, bir yada birkaç manası kabulleniyor, gerisi inkar ediliyor..Anlayış seviyeleri(mertebeler) hesaba katılmıyor, her şey birbirine giriyor, herkes bir telden çalıyor, körler sağırları ağarlıyor… Besmele ile gerçeğe yönelmiyor..
Bu hatalara düşmemek için “OKU’MAYI ‘OKU’MAK” adına uyulması gereken kuralları ilmimiz kadarıyla aşağıya çıkardık..
Hatalar bizden; isabet kaynaktan...
1-‘ÖZ’ümüz “ismi ALLAH olan” SINIRSIZ-SONSUZ(B-İSMİ ALLAH-RAHMAN-RAHİYM) manasıyla ‘OKU’yacağız…
<BU GENEL KURALDIR..>
Yüzeyde de yüzsek, derinlere de dalsak, bu kurala uyacağız!..
‘ÖZ’ümüz derken, sen varsın(!), senin özün var(!), “İSMİ ALLAH OLAN” özünün içinde(!), şeklinde ‘ikilik’ manasında değil!..
‘ÖZ’ var, sen yoksun, ‘TEK’ var, ikilik yok, manasında anlayacağız!...
‘ÖZ’ olan “İSMİ ALLAH”!.. Yani; “BİSMİLLAH”!!!
Ve bu ‘ÖZ’; “SINIRSIZ-SONSUZ”!..Yani “RAHMAN-RAHİYM”!!!
‘TEK’likte kalıp, ikilemlere düşmemek için bu “ÖZ BİLİNCE” tutunacağız!..
“KUR’AN-ı KERİM”deki; ikili ve çoklu anlatımları(ALLAH-melek, ALLAH-insan, ALLAH-cin, ALLAH-melek-insan, ALLAH-insan-cin …); ‘gerçeği’ anlayışımıza sunmak için, anlatılmak istenen ‘gerçeği’ anlamamız amacıyla, “İSMİ ALLAH OLAN”ın kullandığı yöntemler olduğunu bileceğiz. Bu yöntemlerin amaç değil, araç olduğunu bilerek; “araca takılmadan, amaca yönelmeye” çalışacağız.
2-SURE’yi OKU’maya başlamadan önce;‘OKU’mamızı “hangi kitap anlayışı seviyesinden” yapacağımıza karar vereceğiz:
‘OKU’duğumuzu anlayabilmek için şunlara dikkat etmeliyiz:
a)ALLAH kelamı Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden, Hz. Muhammedin hadislerinden, büyük zatların sözlerinden bir çok mananın çıkarılabileceğini bileceğiz, kabul edeceğiz, bu gerçeği unutmayacağız…
b) Bir sözden açığa çıkacak bir çok manadan, sadece anlayış seviyemizle anladığımızı kabul edip, diğer anlayış seviyeleri ile açığa çıkan değişik manaları, örtmeyecek, inkar etmeyeceğiz. Hepsinin de doğru olabileceğini, her birinin gerçeğin farklı yönlerini açıklayabileceğini unutmayacağız…
c) Bir sözün, kaç anlayış seviyesine hitap ettiğini bilip, doğru anlayış seviyesinde buluşmak için “anlayış seviyelerini ve özelliklerini” bilmemiz gerekir. Bilmediğimiz seviyeden değerlendirme yapamayız, yapmaya çalışırsak yanlış değerlendiririz.
d) O sözün tamamını tek bir anlayış seviyesinden değerlendireceğiz. Değerlendirmemiz tek bir anlayış seviyesiyle tamamlandıktan sonra, istediğimiz zaman aynı değerlendirdiğimiz şeyi başka anlayış seviyesinden de değerlendirebileceğiz. Aynı sözü parçalayarak farklı anlayış seviyelerinden değerlendirmeyeceğiz. Yoksa tezada düşer, söyleneni anlayamayız.
e) “Anlayış seviyemizin özelliklerini hesaba katarak”, söylenen sözde(ayet, hadis) bir sınırlama var mı?... Bir zaman sınırlaması var mı? Bir yer sınırlaması var mı? Seslendiklerinde sınırlama var mı? Yoksa söz sınırlama koymamışsa o sözü sınırsız olarak, her zamana, her AN’a, her yere, herkese seslendiği hükmünü vererek, yorumumuzu yapacağız… “Anlayış seviyemizin özelliklerini hesaba katarak” bu kontrolü yapmamız gerektiğini unutmayalım.Anlayış seviyelerin değişmesiyle sınırın kapsadığı alanında değişmesi gerektiğini unutmayacağız.Öyle anlayış seviyeleri vardır ki; sözün içinde her hangi bir sınırlama olsa da, yüksek seviyedeki anlayış sebebiyle sınırları yıkacağız, sınırsızca değerlendireceğiz..
(NOT: Yukarıda saydığımız dört madde; ALLAH kelamı Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, Hz. Muhammedin hadisleri, büyük zatların sözleri değerlendirilirken dikkate alınacaktır.)
Benim bilebildiğim, tespit edebildiğim, kendimce düzenlediğim anlayış seviyelerini aşağıya çıkardım.. Nedir bu anlayış seviyeleri diyen DOST’lara faydası olur düşüncesiyle:
1) ‘Kur’an-ı Kerim – Mushaf olan kitap” anlayış seviyesinden ‘OKU’yacağız…
2) EFAL(fiiller alemi)- Kainat, evren içre evrenler- kitabı” anlayış seviyesinden ‘OKU’yacağız…
3) “ESMA-isimler alemi- kitabı” anlayışı seviyesinden ‘OKU’yacağız…
“ESMA-isimler- kitabını”nı ; ‘OKU’Yan!
‘KALEM’ ile ‘YAZ’ılan; ‘İKRA’ ile ‘OKU’Nan…
‘GÖR’düğünü ‘OKU’maya çalışan, ‘OKU’Yan!
‘OKU’ ‘OKU’, ‘OKU’makla bitmez, ‘OKU’Nan…
‘OKU’duğunu ‘YAZ’maya çalışan, ‘OKU’Yan!
‘YAZ’, ‘YAZ’, ‘YAZ’makla bitmez ‘OKU’Nan…
4) “SIFAT-özellikler alemi- kitabı” anlayışı seviyesinden ‘OKU’yacağız…
“SIFAT-özellikler- kitabını”nı; ‘OKU’Yan!
Sınırsız-sonsuz HAY’dır, ‘CAN’dır OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz MÜRİD’dir, ‘İRADE’dir OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz ALİM’dir, ‘İLİM’dir OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz KADİR’dir, ‘KUDRET’tir OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz KELİM’dır, ‘MANALAR’dır OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz SEMİ’dir, ‘FARKINDA OLAN’dır OKU’Nan...
Sınırsız-sonsuz BASİR’dir, ‘İDRAK EDEN’dir OKU’Nan...
Bunların hepsi TEK’dir; SINIRSIZ-SONSUZ’dur OKU’Nan...
Bunların hepsi TEK’dir; SINIRSIZ-SONSUZ’dur OKU’Yan...
5) “ZAT(HU)-,varlık alemi- kitabı” anlayışı seviyesinden ‘OKU’yacağız…
“ZAT-varlık- kitabını”nı ‘OKU’Yan!
“Bilinmezlik-hiçlik- halindedir” ,’OKU’Nan...
‘ZAT’ından başka varlık GÖRmez, ’OKU’Yan!..
“O yok, bu yok,…” der , ne desin, ‘OKU’Yan!..
“O AN”; bilinmez olur, ‘OKU’Nan!..
“Yazmaz, yazamaz olur, ne yazsın, ‘OKU’Yan!..
6) “NOKTA’-yokluk alemi- kitabı” anlayışı seviyesinden ‘OKU’yacağız...
“NOKTA-yokluk-’ kitabı”nı ‘OKU’Yan!
“Bilinmezlik-hiçlik-halindedir” ‘OKU’Yan...
ZAT’ı da dahil, hiçbir şey GÖRmez,‘OKU’Yan!..
“Ben ‘B’nin altındaki ‘NOKTA’yım” der, ‘OKU’Yan!...
“O AN”; bilinmez olur, ‘OKU’Yan!..
“Susar, konuşmaz, konuşamaz olur” ne desin!!!
|