“Mevcudat varlık kokusu almamış; her şey Allah’ın ilminde, ilmiyle var olmuş, ilmi suretlerdir; alemlerin aslı hayaldir, gölgedir, aynadan yansımadır” vb.. mecazlarla anlatılanın gerçeğini bilmek için; ”Esma-ül Hüsna (güzel isimler)” ile işaret edilen, Öz varlığın yapısal özelliklerini iyi bilmek, tefekkür etmek, düşünmek gerekir… Varlık isimlerle, kelimelerle, harflerle, laflarla var olmuyor; varlık yapıyla var oluyor… İsimler var olanın yapısının özelliklerine işaret ediyor…
İsimde kalmayın; isimlenene yönelin… Araca takılmayın; amaca ulaşın… Esma-ül Hüsna denilen bu isimler, bir varlığın yapısal özelliklerini açıklıyor, anlayana… Anlamayan mecazda kalıyor, yap bozun parçalarını birleştiremiyor,”tek kare büyük resmi” göremiyor, isimle kendini avutuyor, içindeki bu boşluğu dolduramıyor, bilincindeki bu kopukluğu gideremiyor…
İsimle isimlenen varlığa, yapıya yönelin; o zaman göreceksiniz bütün taşlar yerine oturacak; işin faslından geçilip aslına erişilecek; aksi halde işin lafıyla bocalayıp durur, ömrünüzü hikayelerle, mecazlarla, sembollerle heder edersiniz… Yunus’un dediği gibi “çokları gemiden denize dalmadılar”; yani isimde kaldılar, varlığa ermediler… Aynı Yunus “ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” diyor…
Hatalar Bizden; Doğrular Kaynaktan… Kusurlar Af Ola; Eksiklikler Tamamlana…
SORU:
Kader konusu günümüzde anlaşılmadığı gibi, Hz. Muhammed(SAV) zamanında da ilk açıklandığında, çokları tarafından anlaşılamamış, zamanla anlaşılmaya başlanmıştır…Kader konusunun anlaşılmamasının, içine düşülen yanılgıların sebebi nedir?...
CEVAP:
Asıl olan “OLAN’IN TEKLİĞİDİR”…ÖZ’den bakıldığında; olan-olduran-oldurtan üçlemesi yoktur.Bu üçleme ki bizde mekan-hız-zaman üçlemesini oluşturmaktadır…
OLAN’a; ÖZ’den, “ALLAH’ ın İNDİ” nden yani, sınırsız-sonsuz-tek-bütün bir bakışla baktığımızda, her şey (terkiple-ölçüyle-kaderle açığa çıkardığı için) olmuş, bitmiştir. Burası “KALEM KURUDU” diye anlatılan noktadır.
Hz. Muhammed (SAV) kendisine KADER’ i soranlara verdiği cevap “ALLAH’ın İNDİ”nden gelen bir cevap olmuştur. Çünkü Kader; Allah’ın AHAD’iyetinin (sınırsız-sonsuz-tekliğinin) sonucudur, gereğidir, kaynağının “O” olması sebebiyle!..
Soranlar OLAN’a insanın indinden baktığı için (zaman-hız-mekan üçlemesi içinde), Kader’i o an anlayamamanın sonucu olarak, akıllarına gelen başka sorular sormuşlardır…”Her şey yazılmışsa, belliyse, O halde ibadete ne gerek var”, gibi…Resul cevaplamıştır yine soruyu Allah’ın İNDİ’nden; “herkes kolayına geleni, kolaylaştırılanı yapacaktır” diyerek, Kaderi açıklamaya devam etmiştir…
Soruların arkası kesilmemiştir, değişik kişilerden dillenir bir şekilde… Cevaplar her zaman Allah’ın indinden, daha da açıklayıcı bir şekilde cevaplanmıştır..”Sen sana faydası olan şey üzerinde hırsla çalış” diyerek daha da Kaderi açıklayıcı olmuştur, yanlış düşüncelere kayılmasın diye…
Ne zaman Kader konusu hararetli münakaşa konusu olmuştur insanlar arasında; “ben size bunun için mi gönderildim, önceki ümmetler bu konuda münakaşa ettikleri için helak oldular” diyerek; bu işin teslimiyetle, nasiple, kaderde var ise kavranacağının dersini vermiş; Kader-Takdir (ölçü-terkip) ilmini açıklayıcı olmaya çalışmıştır bir kez daha insanlara…
SORU:
”Öz” ifadesi ile tam olarak neyi kastediyorsunuz?...
CEVAP:
Var olan gerçek “yapıya” Öz diyoruz… Varlık yapısıyla vardır… Sadece isimle var olunmuyor… Yapı varsa, varlık var; varlık varsa ismi var; isimle anlatılmak istenen özellikler var… Özellikler varlığa; varlıkta bir yapıya işaret ediyor… Bu yapıya Öz diyoruz…
Sen beden boyutunda hücresel yapıyla; ruh boyutunda dalgasal yapıyla; düşünsel boyutta ışınsal yapıyla varsın… Yani yapınla varsın; yapın var ki varsın; yapın yoksa yoksun… Varlık isimle değil; yapıyla oluyor…
Varlığın başlangıç noktası “Öz yapı”… Bu yapıya Öz diyoruz… Yani Öz her şeyin başlangıç noktası olan gerçek yapıdır…Öz dediğimiz gerçek yapı; gerçek varlıktır…
SORU:
Madde boyutunda bizim bedenimiz hücrelerle var; Öz dediğiniz yapı neyle var?..
CEVAP:
”Allah’ın Zatı hakkında tefekkür etmeyin” denilen nokta; öz manada burasıdır… Bu sorunuz cevaplanamaz, cevabı yoktur… Çünkü Öz yapı yaratılmamıştır; diğer yapılar yaratılmıştır… Öz boyutta kıyas yapılabilecek ikinci bir yapı yoktur ki; Öz yapı için “şu şekildedir” densin!.. Öz yapıda tüm ikilemler ve kıyaslamalar ortadan kalkar… İkilemlere ve kıyaslamalara dayanan sorular Öz yapıda cevaplanamaz…
Ayrıca Öz yapı özellikleri ile bilinir… Sorular ancak özellikler boyutunda; özellikler boyutuna dönük cevaplanabilir… Öz varlığın yapısının içeriği cevaplanamaz; yapısının özellikleri cevaplanabilir… Öz varlığın yapısı vardır… Fakat bu yapının içeriği bilinemez; bu yapının özellikleri bilinir…
SORU:
Var mıyız, yok muyuz?.. Varlık, yokluk kavramlarını nasıl değerlendirmeliyiz?
CEVAP:
Madde boyutundan bakarsan hücresel beden olarak varsın; ruh boyutundan bakarsan dalga beden olarak varsın; düşünce boyutundan bakarsan şuur beden olarak varsın; özde ise, öz yapı var…Öz yapıda olan bir hareketlenme, bir boyutta kuant olarak; başka bir boyutta atom olarak; başka bir boyutta madde olarak vb. algılanıyor…
SORU:
Varlık, yokluk kavramlarını nasıl değerlendirmeliyiz?
CEVAP:
Madde, atom, kuant vb. boyut ve canlıları algısı bile bizim gözümüzün açısı veya gözümüzün açısı artı teknolojik cihaz açısı ile o şekilde algılanır…Diğer boyutlar ve canlıların kendi boyut ve canlılarını algılamaları da kendi açılarıyla olup, bizim algımızdan farklıdır…İnsan hangi boyuta, hangi cihazla bakarsa baksın, bir açı söz konusu olup; algılanan o boyutun gerçeği, orjini olmayacaktır…
SORU:
Öz yapı tarafımızdan algılanabilir mi?..
CEVAP:
Öz yapının tarafımızdan algılanmasının imkanı, hiç yoktur.. Nasıl ki her boyutu, o boyutun canlıları doğru ve orijin olarak algılar… Diğer boyuttan o boyuta yapılan bakış sonucu oluşan algı gerçeği, orijini vermez… Yani bizim atom, kuant vb. boyutlarla algıladıklarımız o boyutların bizim açımıza göre algıladığımızdır; o boyutların gerçek orijinini algılamamızın imkanı yoktur… Bu durumda Öz yapıyı da ancak Öz varlık doğru, orijin olarak algılar… Biz ise, asla Öz yapının orijinini-gerçek yapısını algılayamayız; istediğimiz cihazı kullanalım bakışımızda daima bir açı söz konusu olup; algılanan bize GÖREdir, orijin değildir…
SORU:
Ne neye göre var; ne neye göre yok?..
CEVAP:
Madde boyutu madde boyutunun canlılarına göre var… Atom boyutu olarak algıladığımız boyutta, o boyutun canlılarına göre var… Kuant boyutu olarak algıladığımız boyutta, o boyutun canlılarına göre var… Öz yapı da Öz varlığa göre var… Boyutlar diğer boyut canlılarına göre ya yok hükmünde, ya da farklı yapıda var algılanıyor, orijin yapıları ile algılanamıyorlar…
SORU:
Öz boyuttan bakarsak görünen ne?...
CEVAP:
Öz boyuttan bakarsan, Öz varlık ve özellikleri var, bu özellikler Öz yapının özellikleri… Öz varlık orijinde, yapısını ve özelliklerini algılıyor…Öz varlık madde boyutuna ve canlılarına bürünmüş bir şekilde, o boyutun kurallarına bağlı kalarak madde boyutunu algılıyor, diğer boyutların algılanmasında da aynı mantık geçerli… Öz varlık aynı anda tüm boyutları yapısı ve yapısının özellikleriyle yaratıp; o boyutun canlıları olarak ta algılıyor…
SORU:
Öz varlığa, Öz yapıya yönelmenin ne gibi faydası var?...
CEVAP:
Varlık yapıyla var; isim ise o yapının özelliklerini açıklıyor…Öz ifadesi, bu yapıya işaret ediyor…”Sıfatı bırak zata bak” sözü, “la ilahe illahu” zikri kişiyi bu yapıya yönlendirmeyi amaçlar… Yapısız varlık olmaz, orijin yapıda kendi boyutundaki canlı tarafından algılanır… Öz varlığın yapısı vardır; bu yapının özellikleri vardır; gerçeğini de sadece Öz varlık algılar, bilir… Hakikate ermenin en kestirme ve en doğru yolu Öz varlığa, yani Öz yapıya yönelmektir… Diğer yollar çok uzun ve dolambaçlı olup; hedefe ulaşmak zor ve zaman alıcıdır…
SORU:
Öz varlığın yapısal özellikleri nelerdir?..
CEVAP:
Öz varlığın yapısı; sınırsız-sonsuz büsbütün (Ahad); som-sırf dopdoludur(Samed)… Bundan dolayı; gerçekte sadece tek olan Öz yapı vardır (La ilahe illallah)…
Bu yapısal özelliklerinden anlaşılacağı üzere; Öz yapı bir şeyden meydana gelmemiştir(doğmamıştır)… Çünkü Öz yapıyı meydana getirecek ikinci bir yapı yoktur… Öz yapı sınırsız-sonsuzdur…
Bu yapısal özelliklerinden anlaşılacağı üzere; Öz yapıdan meydana gelmiş ikinci bir varlık yoktur(doğurmamıştır)…Öz yapı kendisinden; kendi özelliklerine sahip ikinci bir varlık çıkarmamıştır… Öz yapı sınırsız-sonsuz olduğu için ikinci bir varlığa yer yoktur… Öz yapı sınırsız-sonsuzdur…
Bu yapısal özelliklerinden anlaşılacağı üzere; Öz varlık parça parça yapı değildir… Öz varlık parçaların birleşimiyle oluşmuş varlık değildir… Öz varlık büsbütün, dopdoludur…
Bu yapısal özelliklerinden anlaşılacağı üzere; Öz varlığın yapısının parçalanması mümkün değildir… Öz yapıdan parçalanma şeklinde varlıklar, yapılar meydana gelmez… Öz yapının parçalanmasıyla varlıklar meydana gelmemiştir… Öz yapı büsbütün, dopdoludur…
Öz varlığın yapısının, sınırı ve sonu yoktur, büsbütün ve dopdoludur… O halde gerçekte sadece Öz varlığın yapısı vardır… Öz varlığın özellikleri, yapısının her noktasında mevcuttur…
SORU:
Öz varlık; kendisinden kendi özelliklerine sahip ikinci bir varlık çıkarmıyor…Öz varlık; parçalanarak ta ikinci bir varlık meydana getirmiyor…ÖZ varlıktan meydana gelmiş varlıklar yok mudur?..
CEVAP:
Mutlak manada; Öz varlıktan meydana gelmiş, Öz varlığın yarattığı varlıklar yoktur diyemezsin. Öz varlıktan meydana gelmiş, Öz varlığın yarattığı varlıklar vardır, algılanılan, var sanılan bir şekilde… Fakat bu varlıklar Öz yapının doğurmasıyla, parçalanması ile var olmamışlardır… Öz yapının özellikleriyle var olmuşlar, var algılanmışlardır… Öz varlık kaskatı, sabit, hareketsiz bir yapı değildir…
”Öz varlıktan bir şey meydana gelmemiştir; mevcudat varlık kokusu almamıştır” derken; Öz yapı parçalanarak, doğurarak, kesin bir değişime uğrayarak varlıklar meydana gelmemiştir, şeklinde anlamak gerekir… Yoksa Öz varlıktan bir şey meydana gelmemiş olsa, Öz varlık yaratmamış olsa bunca boyutlar ve canlıları, “kendisinde şüphe olmayan kainat kitabı” var olur muydu?.. Kainatı mutlak manada yok diyerek inkar, Öz varlığı inkar manasına gelir ki; telafisi olmayan sonuçlarla kişiyi karşı karşıya bırakır; gerçekleri göremeyip tedbir almadığı için…
SORU:
Öz varlık nasıl yaratır, varlıklar nasıl var oluyor?...
CEVAP:
Öz varlığın yarattığı, var ettiği varlıklar Esma-ül Hüsna (güzel isimler) denen, Öz yapının özellikleri sayesinde varlar… Öz varlığın yapısı; sıkan-daraltan (Kaabız), açan-genişleten (Basıt), şeffaf-latif (Latif), yumuşak-esnek (Halim), açılan-yayan (Fettah), örtülen-kapanan (Ğafur) vb. özeliklere sahiptir… Öz varlık özelliklerini kullanıp, “her an yeni bir oluşta” olup, Öz yapısındaki bu hareketliliği tüm boyutları ve o boyuttaki canlıları oluşturmuştur… Öz yapıdaki bu oluşumlar; boyutlar ve canlılar olarak algılanmıştır, o boyuttaki canlılar tarafından… Öz varlık yapısı ve özellikleri ile vardır… Öz varlık yapısı ve özellikleriyle her an yeni bir oluşta, yeni bir işte, yeni bir hareketlenmededir… Öz varlığın Öz yapısı; her an hareketli, esnek, şeffaf, vb. özellikleri sayesinde oluştadır… Öz yapıdaki bu oluşlar kuant boyutunda farklı, atom boyutunda farklı, madde boyutunda farklı oluşlar olarak algılanmaktadır, o boyutların canlıları tarafından… Boyut ve canlıları da bu şekilde yaratılmış olunmaktadır….
SORU:
Yani şimdi Öz değişiyor da, örneğin bir boyutta kuant, başka boyutta atom, diğer boyutta madde mi oluyor?..
CEVAP:
Hayır Öz değişerek kuant, atom, madde olmuyor… Öz varlık Öz yapısının özellikleriyle sadece kendisinin algılayacağı, bileceği oluşumlar içinde… Bu oluşumlar sınırlı kapasite ve algılayıcılarımız dolayısıyla tarafımızdan madde olarak algılanıyor… Öz varlığın gerçek, orijin oluşumlarını algılayamıyoruz, algılayamayız da… Öz varlığın Öz yapısındaki oluşumları, madde boyutumuzda madde olarak algılıyoruz… Öz varlık maddeye dönüşmüyor; biz öyle algılıyoruz, madde olarak var olduğumuzu sanıyoruz… Gerçekte Öz yapıdaki oluşum farklı şekilde algılanıyor, Öz varlık tarafından… Öz varlık tarafından Öz yapıdaki oluşumlar gerçek; diğer boyutlar, canlıları, algılananlar hayal, var sanılıyor; gerçekte varlık kokusu almamışlar… Bize göre varlar; gerçek var olan ise Öz varlığın Öz yapısı ve yapısının özelliklerinin oluşturduğu Öz oluşumlar…
SORU:
Esma-ül Hüsna’ya “Hu vallahulleziy lâ ilâhe illâ Hu” ile giriş yapılmış…Bunun manası nedir ve niçin bunla giriş yapılmış?...
CEVAP:
1-“HU VALLAHULLEZİY LÂ İLÂHE İLLÂ HU” nun manası:
“Ki O, öyle bir Allâh’dır ki, Tanrı(ilah) yoktur ancak (sadece) O vardır…”
Ki O varlık öyle sayısız-sınırsız-sonsuz özelliklere sahip Öz yapıdır ki; bundan dolayı “Öz varlığın dışında, kendine ait varlığı olan sınırlı-sonlu varlıklar” yoktur; çünkü sadece sınırsız-sonsuz olan O, Öz varlık, Öz yapı ve yapısının özellikleri vardır… Var olarak algılanılanlar Öz yapının özelliklerinin oluşumlarıyla var olarak algılanırlar, var sanılırlar... şeklinde Öz varlığa, Öz yapıya dikkat çekiyor… Bu giriş ile Öz varlık yapısının, tabiri caizse altın kuralını, altın özelliğini açıklıyor… Daha sonra Öz varlığın yapısının diğer özelliklerini açıklamaya geçiyor…
SORU:
Öz varlığın yapısının özelliklerini, öz olarak açıklar mısınız?...
CEVAP:
Öz varlığın yapısının genel özelliklerinden bazıları şunlardır:
2-RAHMAN:
Öz varlığın yapısı sınırsızdır; yapısının sınırı yoktur.
3-RAHİM:
Öz varlığın yapısı sonsuzdur; yapısının sonu yoktur…
Yapısının sınırsızlığı ve sonsuzluğu her yönedir…Öz varlık, bu sınırsız-sonsuz yapısı dolayısıyla mekandan ve zamandan münezzehtir; öz yapının varlığı dışında, kendine ait varlığı olan, ikinci bir varlığa yer yoktur…
4-MELİK:
Öz varlık yapısında tasarruf sahibidir…Nasıl olmaz ki, kendi yapısı!..Yapısında tasarruf sahibi ki, yapısında oluşumlar meydana getirebiliyor…Melik ismi bu özelliğe işaret ediyor…
5-KUDDUS:
Öz varlığın yapısı mukaddes, arıdır…Yani Öz yapı, mesela maddeye dönüşerek değişmemiş, yapısını bozmamıştır, arıdır…Öz yapıdaki oluşumlar, örneğin bir boyutta madde olarak algılanmaktadır…
6-SELAM:
Öz varlık selam üzeredir; yapısı zarara uğramaz; selamet üzeredir… Çünkü diğer boyut ve canlıları, Öz yapının parçalanmasıyla, doğumuyla var olmazlar…Öz yapıdaki özelliklerin, meydana getirdiği oluşumlar sonucu var algılanırlar…
7-MÜ’MİN:
Öz varlığın yapısı kesin vardır; Öz varlık yapısının varlığından emindir…Öz yapının varlığının kesinliğinin kanıtı, algıladığımız kainattır…Öz yapı sınırsız-sonsuzluğu özelliği dolayısıyla parçalanmayacağı, TEK, BÜSBÜTÜN, DOPDOLU olduğu kesindir…
8-MÜHEYMİN:
Öz varlık yapısıyla hiçliği hissettiren, hayrete salandır… Müheymin ismi gereği, Öz varlık sınırsız-sonsuz Öz yapısından dolayı, yapısında kendisi-varlığı dışında ikinci bir varlığa yer olmamasından dolayı, hiçlik halindedir…Öz varlık gerçekte kendi kendisiyledir, sınırsız-sonsuzluğuyla başa başadır…
9-AZİZ :
ÖZ varlık Azizdir; yapısı mutlak gâlip, eşi ve benzeri olmayandır...Elbette sınırsız-sonsuz yapısıyla tek olan yapı mutlak galip, eşi ve benzeri olmayacaktır…Öz yapı mutlak galiptir, yani yapısında dilediği oluşumları gerçekleştirir…Çünkü buna engel olabilecek ikinci bir varlık, ikinci bir yapı yoktur…
10-CEBBAR :
ÖZ varlık Cebbar’dır; yapısıyla hükmünü zorunlu olarak ister istemez kabul ettirendir...Nasıl ettirmesin ki, varlık kendisinin, yapı kendisinin…Öz varlık, öz yapı oluşumlarını zor kullanarak, yani yapısını zorlayarak, yapısındaki zorlama gücüyle meydana getirir...Parçalanma ve bölünmeyle değil…
11-MÜTEKEBBİR :
ÖZ varlık Mütekebbir’dir; yapısı Kibriyâ sahibi, büyüklüğünden dolayı büyüklenendir...Sınırsız-sonsuz Öz yapısında, yapısının sınırsız-sonsuz özellikleriyle dilediğini yapandır…
12-HÂLİK :
ÖZ varlık Halik’tır; yapısıyla örneği olmayan şeyi meydana getiren, takdir edendir...Öz varlığın yapısında ki oluşumları, önceden var olmamış evren içre evrenleri meydana getirmiş, algılanır kılmıştır…
13-BÂRİ :
ÖZ varlık Bari’dir; yapısıyla her yarattığını farklı ,yeni bir icâd ile meydana getirendir... Öz varlığın her oluşumu birbirinden farklıdır… Öz varlık yapısının özellikleri ile, tüm oluşumları tek seferliğine meydana getirendir…
14-MUSAVVİR :
ÖZ varlık Musavvir’dir; yapısıyla mânâları şekillendirendir...Yapısını bu özelliği dolayısıyla Efal-fiiller alemi denen boyutta meydana gelir…Öz varlık yapısıyla şekillendiren oluşumlardadır…Bu oluşumlar, örneğin madde aleminde suret, şekil, mekan, ses, ışık vb… şeklinde algılanır…
15-ĞAFFAR :
ÖZ varlık Ğaffar’dır; yapısıyla dilediği tüm kusurları bağışlayandır. Kusur algısı biz beşere göre vardır, yanlış, çirkin,zararlı gören bakışımız dolayısıyla…Öz yapı tek sınırsız-sonsuz-tek olduğu için, ikilemlere dayanan tüm kıyaslamalar düşer…Öz varlık, yapısı ve özellikleri vardır…Öz varlık ve oluşumları vardır…Ğaffar ismi Öz varlığın hiçbir oluşumundan dolayı zarar görmediği, parçalanmadığı için, hiçbir oluşumunda kusur yoktur; tüm oluşumları kusursuzdur…Kusur gören yanlış bakmış olur…Öz manada kusur, Öz yapının dilediği oluşumları yapamama haline verilecek ad olabilirdi ki; bu durumda asla söz konusu değildir; Öz varlık, sınırsız-sonsuz tek olan Öz yapısında dilediğini elbette yapar… Öz varlık kusursuzdur, öz yapıda kusur yoktur…
16-KAHHAR :
ÖZ varlık Kahhar’dır; yapısıyla dilediği her şeyi ortadan kaldırandır...Öz varlık her an bir oluşumu var kılar, diğer an o oluşumu yok kılar…Öz varlık her an yeni bir oluştadır…Öz manada var olarak algılanılanlar, sürekli ölümü tatmaktadır…
17-VAHHAB :
ÖZ varlık Vahhab’dır; yapısıyla karşılıksız olarak ihsânda bulunan...Öz varlık yeni anda yeni oluşumları var kılar…Öz varlık her an yeni bir oluştadır…Öz manada var olarak algılananlar her an yenilenmektedir; eskiler yok olmada, yeniler var olmadadır…Bu karşılıksız ihsandır; öz varlığın yapısında bir azalma oluşturmaz; çünkü Öz yapı bu oluştan zarar görmemekte, parçalanmamakta, eksilmemektedir… Evren içre evrenler var sanılmaktadır, var olarak algılandıkları için…
18-REZZAK :
ÖZ varlık Rezzak’tır; yapısıyla sonsuz mânâları ile sürekli besleyendir.Öz varlık oluşumları ile evren içre evrenleri var kılan, var algılatandır…
19-FETTAH :
ÖZ varlık Fettah’dır; yapısıyla sürekli aşama kapıları açan,tüm kapanıklıkları geçirtendir; yapısıyla tüm boyutları açma özelliği ile yaratır...
20-ALÎM :
ÖZ varlık Alim’dir; yapısıyla mânâların oluşturduğu tüm kompozisyonların her hâlini bilendir...Elbette bilir; varlığını, yapısını bilememesi düşünülemez…
21-KAABIZ :
ÖZ varlık Kaabız’dır; yapısıyla sıkan, İzhâr ettiklerini geri alan,kudreti altında tutandır...Bu yapısının sıkma özelliği dolayısıyla, sınırlı birimler algısını oluşturmaktadır…
22-BÂSIT :
ÖZ varlık Basıt’dır; yapısıyla açan,yayan,genişlik verendir...Bu yapısal özelliği sonucu, evren içre evrenleri açıyor, yayıyor, genişletiyor gibi algılatandır…
(Öz varlık yapısının sıkma-açma, Kabız-Basıt özelliği dolayısıyla evren içre evrenlerdekileri var olarak algılatıyor…)
23-HÂFID :
Öz varlık Hafıd’dır; yapısıyla en değersiz hâle düşürendir...Öz varlık yapısının bu özelliği dolayısıyla değersiz şeyler algısını oluşturuyor…Öz varlık gerçekte değersizlik halinden münezzehtir…
24-RÂFİ :
ÖZ varlık RAfi’dir; yapısıyla yüksek olarak algılatandır...Öz varlık yapısının bu özelliği dolayısıyla yüksek algısını oluşturuyor…Öz varlık yüksek-alçak ikileminin dışındadır…Öz varlık yüksek ifadesi ile bile sınırlanamaz…
25-MUİZZ :
ÖZ varlık Muizz’dir; yapısıyla değerli olarak algılatandır...Öz varlık yapısının bu özelliği ile değerli şeyler algısını oluşturuyor..Öz varlık değerli ve değersiz ikileminin dışındadır..Öz varlık değerli ifadesinden bile münezzehtir…
26-MUZİLL :
ÖZ varlık Muzill’dir; yapısıyla alçak olarak algılatandır...Öz varlık yapısının bu özelliği dolayısıyla alçak algısını oluşturuyor…Öz varlık gerçekte alçaklık halinden münezzehtir…
27-SEMÎ :
ÖZ varlık Semi’dir; yapısının her hâlini algılayandır...
28-BASİR :
ÖZ varlık Basir’dir; yapısının her hâlini değerlendirendir...
29-HAKEM :
ÖZ varlık Hakem’dir; yapısında hüküm sahibi ve hükmü kayıtsız şartsız yerine gelendir.
30-ADL :
ÖZ varlık Adl’dır…Yapısıyla her birimi ne için var ettiyse,ona hakkettiğini veren.
31-LÂTİF :
ÖZ varlık Latif’tir; yapısı latif,birimin özünde ve yapısında yer alır biçimde mevcûttur...Öz varlığın Latif yapısı gereği birimler var algılanır, var sanılır…
32-HABİR :
ÖZ varlık Habir’dir; yapısından haberdar olandır, yapısının özelliklerinin meydana getirdiği oluşumlardan haberdardır…Nasıl olmaz ki; yapısı varlığıdır…
33-HALİM :
ÖZ varlık Halim’dir;yapısı yumuşak, esnek olandır...Bu yapısal özelliği dolayısıyla değişik oluşumlar meydana getirir; değişik varlıklar algılatır…
34-AZİM :
ÖZ varlık Azim’dir; yapısı sonsuzluğuyla azâmet sahibidir...Öz varlığın yapısı, sınırsız-sonsuz olduğu için azametlidir…
35-ĞAFUR :
ÖZ varlık Ğafur’dur; yapısını Örtücüdür.Yapısının bu örtme özelliği dolayısıyla, sınırsız-sonsuz-tekliği sınırlı-sonlu-çokluk olarak algılatmaktadır…
Esma-ül Hüsna(güzel isimler)’nın 36. ismi olan “ŞEKUR” ismi gereği şükrediyor, bu yazımıza da burada “NOKTA” koyuyoruz…” İsmi ALLAH olan Öz varlığın” yapısının diğer özelliklerine işaret eden isimleri, sizlerin tefekkürünüze sunuyoruz… ALLAH bizleri en büyük ibadet olan tefekkür çalışmalarına devam ettirsin… Üstad Ahmed Hulûsi'nin “Kendini Tanı” adlı kitabının “Bölümün Özeti” kısmından yaptığımız alıntıdaki ayet, hadis ve sözleri bir de yazımızda ki bakış açısıyla tefekkür edelim… Bakalım hangi açılımlara gerçeklere kavuşacağız…
ALLAH MUİNİMİZ OLSUN…SAYGI VE SEVGİLER…
1-"Allah" vardı ve O`nunla beraber bir şey yoktu!. Bu an, "O an"!. "Hadis ve Hz. Ali"
2-Nefsine ârif olan, rabbına ârif olur.. "Hadis"
3-İnsanlar uykudadır... Ölünce, uyanırlar !. "Hadis"
4-Ölmeden önce, ölünüz !.. "Hadis"
5-Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın O`dur !. "Âyet"
6-Attığında, sen atmadın, atan "ALLAH"tı !. "Âyet"
7-Yerleri, gökleri ve ikisi arasındakileri "HAK" olarak meydana getirdik. “Âyet”
8-Nefislerinizde mevcut olan O!. Hâlâ görmüyor musunuz?. "Âyet"
9-Her ne yana dönerseniz, Allah`ın yüzünü görürsünüz! "Âyet"
10-Dilediğine nuruyla hidâyet eder... "Âyet"
11-Her nerede olursanız, sizinle beraberdir ! "Âyet"
12-"Allah" de, ötesini bırak ... "Âyet"
13- [ALLAH] Dilediğini yapar !.. "Âyet"
14- Yaptığından sual sorulmaz !.. "Âyet"
15- Beni gören, HAK`kı görmüştür... "Hadis"
16- Rabbimi, genç bir delikanlı sûretinde gördüm!. "Hadis"
17- Dünyada "a`mâ" olan, âhirette de "a`mâ" olur!. "Âyet"
18- Allah, dilediğini kendine seçer.. "Âyet"
19-Görmediğim ALLAH’a ibadet etmem…”HZ. Ali”
20- Hiç bir şey görmem ki, evvelinde Allah`ı görmüş olmayayım…”Hz. Ebu Bekr”
21- Geçerli olan, O`nun varlığı dışında VARSAYDIĞIN BENLİĞİNİN, GERÇEKTE hiç bir zaman VAROLMADIĞINI ilim yollu kavramak; ve gereğini hissedip yaşamaktır!.
“Ahmed Hulûsi”
|