Kelimeden Manaya !..
...Mehmet Doğramacı - 26 Ocak 2005

Tek Hecede Ne Saklı?!.. ALLAH:Tek hece-3 Harf (Elif-Lam-He)-Bölünemez tek nefeste çıkar... Ona iman B Harfi Ceri(Yrd.Fiil) ile kullanılır. Örnek:MUHAMMEDUN AMENE Bİ-LLAH(Muhammed Allah'a iman etti) AŞK:Tek Hece-3 Harf  (Ayın-Şiyn-Kaf)-Bölünemez tek nefeste çıkar...Ona tutulmak da B Harfi ceri(Yrd.Fiil) ile kullanılıyor. Örnek : AŞEKA MECNUN Bİ-LLEYLA(Mecnun Leyla'ya aşık oldu)

Biz bu B işini sadece Arapça'da sıradan yardımcı fiillerden biridir diye bilirdik,  ama Üstadımız Ahmed Hulusi (Allah Ondan Razı 0lsun) B SIRRI diye bir mana açtı bizlere.İman konusundaki B sırrı Aşkta da olabilir mi?...

Nefs basamakları uzundur. Hakikate, Vuslata ermek çok gayret ister. Mülhime yamaçlarını kaymadan tırmanmak, Mutmainne yaylasında soluklanmak, Raziye otağını kurmak, Merdıyye direği ile çadırı muhafaza etmek ve Safiyye zirvesine varmak epeyce cehd-riyazat-iman ve yürek istiyor.

“Bu yol uzundur, menzili çoktur/Geçidi yoktur derin sular var”
derler ya ilahide... Bu yollar bize de  çok uzun görünürdü."Kestirmesi yok mu bunun?" diye düşünürken karşımıza çıkan bir kitapta  şunları okuduk:
Bu hedefin kestirme bir yolu vardır ama tehlikelidir biraz. Adına AŞK derler!..”

Benlik aşk fitili ile ateşlenince füze misali geçermiş Nefis basamaklarını!.. Ama yörüngeden çıkıp Mecnun olmak, uzayda Meczup olarak kalıp arza dönememek riski de varmış.. Fakat dengede tutabilen, aşkı ilimle yoğurabilen zevk eder, seyran edermiş sema eder gibi.. Belki de Haşyete varırmış millet yamaçlarda emeklerken.... Bize öyle gelir ki;Allah’a imandaki B sırrı Aşkta da vardır… Bulabilene, görebilene, nasibi olana!..

İkra; Okumak mı, Beşer; İnsan mı?.. İlk Vahiy geldiğinde Cebrail Allah Rasülüne tam üç kere "İkra!.."OKU hitabında bulunur.Ümmi olan;klasik anlamda okuma-yazma bilmeyen bir Rasüle gelen bu hitabın elbette sırlı yönleri vardı.Bunun farklı bir boyutunu;kainatı okumak-sistemi okumak-kendini tanımak olarak öğrendik.

İKRA= KA-RA-E kökünden;OKUMAK anlamına geliyor bu.Mademki Rasülümüz okuma-yazma konusunda ümmi idi,  o halde bu kelimenin kâinatı ve kendini okumak noktasında da bir anlamı içinde barındırması lazım diye düşündük.Sözlükte karşımıza ummadığımız bir mana çıktı:KARAE=

DOĞURMAK!...Allah Allah!.. “İkra” demek ki; ‘DOĞUR’,  “DOĞUM YAP!” anlamına da geliyordu.O halde Cebrail şöyle hitap ediyordu:”YA MUHAMMED! ÖZÜNDE OLGUNLAŞAN MANALARI,  İDRAKLERİ DOĞUR!VAKİT TAMAM, İÇİNDE RABBİNİN GELİŞTİRİP BÜYÜTTÜĞÜ ÖĞRETİYİ ÇIKAR ARTIK!...

İkra” diye başlayan surenin ilk ayetinin İKRA' BİSMİ RABBİKELLEZİY HALAK!... YARATAN RABBİNİN ADI İLE OKU şeklinde gelmesi de İKRA’ nın ‘DOĞUM’ anlamına göz kırpıyor... YARATMA olayı ile DOĞUM olayının bağını biliyoruz... Yani;’RABBİN SİNENDE BİR MANA YARATTI, ONU DOĞUR, ONU OKU, ONU AÇIĞA ÇIKAR!...’

Cebrail üç kere sıktı ve “oku” dedi...Bunu da şöyle düşündük ESMA-SIFAT-EFAL boyutları... Bunları tamamlayan ZATında açığa çıkartabiliyor manaları...

GelelimBEŞER kelimesine... İnsan, beşerlikten insanlığa yükselmeli diye tavsiyeleri var büyüklerin.

Beşer ne demek?..Sözlükte ‘İnsan’ diyor... Müjdeleme anlamı da var bu fiilin.Beşerlikten çıkıp insan olmak deyince az daha taradık manaları.. Karşımıza şu çıktı: BEŞER=Deri, Kabuk, Dış Yön. Tavsiye şu olsa gerek; kabuktan geç özü gör... Zahirde kalma, Batına in!...

Hangi Kitap, Hani Nerede?!.. 
Kitap' ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.” (Meryem-16)
Kitapta İbrahim'i de an, çünkü o, dosdoğru biri, bir Peygamberdi.” (Meryem-41)
"Kitap’ta Musa'yı da an, çünkü O, ihlaslı idi ve bir elçi, bir Peygamber idi.” (Meryem-51)

KİTAP’TA ŞU ZATI AN (ZİKRET-HATIRLA) şeklinde ayetler Kur'an’ımızın değişik yerlerinde mevcut.

Hz. Peygamber (s.a.v)’in sağlığında Kur'an henüz kitaplaşmış değildi.Kaybolma tehlikesine karşı, bunu ilk kez Hz. Ebubekr (r.a) yaptı, sonra gelen Hz. Osman (r.a) mushafları çoğaltarak İslam Ülkelerine dağıttı.

Hz. Muhammed (s.a.v)’in sağlığında Kur’an henüz kitap değil idiyse KİTAPTA …….’I  AN ne demekti?

Neye işaret ederdi?!.. Elbette kitabın sinemizde, özümüzde saklı olduğunu öğrenmiştik. Hatta şu güzel vecizeyi de biliyorduk:"Kur'an, kelimeli bir kainat; Kâinat, kelimesiz bir Kur'an’dır."

Kitap” kelimesinin içinde, öze dair bir mana mutlaka olmalı idi. KE-TE-BE kökünden gelen kelimelere baktık Arapça sözlükten. Genellikle YAZMAK-YAZILMIŞ ŞEY-YAZAN anlamları var.Ancak bir yerde şu mana çıktı karşımıza:

KİTAP: İçine su doldurmak için iki yanından birer sırımla dikilmiş deri, tulum...

İçi su dolu deri;İnsan da öyle değil mi?... İki yanından sırımla dikilmiş, değneğe tutturulmuş anlamını da SAĞ-SOL yanımızda akıp duran meleki enerji; Kiramen Katibiyn diye düşündük..

O halde manalar açılıyordu. KİTAPTA MERYEM’İ, MUSA’YI, İBRAHİM’İ DE AN=Özünde mevcut karakterleri açığa çıkarmaya çalış... İbrahim’le sembolleşen Teslimiyet-İman-Akılla Allah'ı bulma-Tevekkül-Güç Kudret senin içinde saklı... Onu oku... Meryem gibi pak bir karakter-Ahlak-Edep-Hakk’a zikirle yönelme de sende... Musa gibi görme, araştırma, konuşma, hitap kabiliyetleri de sende... Ona ateşten hitap etti Rabbi.. Sana da nefis ateşinin içinden seslenecek Rabbini duy artık...

***
Kur’an; Hayat Kitabımız… Okumak, düşünmek, kafa yormak gerek.Kelimelerde manalar, manalarda sırlar, sırlarda şifa reçeteleri saklı. Saklı mı? Hayır.. Belki de apaçık ortada. Kitabun Mubiyn (Apaçık Bir Kitap) buyurdu ya!.. Kur’an açık, ama görmeye göz, duymaya kulak, hissetmeye yürek gerek. Hepsi mevcut sizde, bizde... Bizdeki bizi görebilmekte hüner.Yunus’un dediği gibi;”Bir ben vardır bende/ Benden içerü!..”