İnşirah !..

...Mehmet Doğramacı - 23 Nisan 2008

11. VE EMMÂ BI NI’METI RABBIKE FE HADDIS: O HALDE RABBININ NIMETINIHADDIS EYLE!
EMMÂ; o halde manasına gelen bir açıklama edatı. 9. Ayet FE EMMÂ ile basladıgı halde burada bir kere daha EMMÂ tekrar ediliyor. Surenin tamamını toparlayıcı bir EMMÂ bu. DUHA SURESIni okuyabilenin erisecegi menzili görmek için ayeti kelimelere sadık kalarak okuyalım: O HALDE B HARFININ ISARET ETTIGI ANLAM DOGRULTUSUNDA RABBININ NIMETLERINI HADDIS EYLE!..

Bu ayette BI, NIMET ve HADDIS kavramları anahtar.Genel olarak tefsir ve tercümeler HADDIS kelimesini “Anlat da anlat, dile getirmeye devam et” seklinde çevirmisler. HADDIS emrini açmak üzere (Ha-De-Se) kökünden kelimelerin sözlük anlamlarına bakıp ayeti degerlendirelim:

Ha-De-Se:
- Dile getirmek, anlatmak.
- Sükretmek.
- Rasülullah’ın Hadislerini nakletmek.
- Yokken var olmak!

Birinci mana; Rabbinin sana verdigi nimetleri B sırrı geregince degerlendir ve insanlara
anlat! Üzerindeki nimetleri Rabbin adına insanlıga takdim et!.. Nimetlerin sükran ifadesi olarak EMR-I BIL MARIF-NEHYI ANIL MÜNKER(Iyiligi Tesvik-Kötülükten Sakındırma)görevlerini icra et!.. Bunu yaparken de iyiligi emredecegin, kötülükten sakındıracagın mahal dısarıdan önce kendinsin!... Okudugun bu manalar çerçevesinde düsün; kendinde neleri degistirmeli, nelere yogunlasarak yasamalısın?!.. Hangi huylar ve özelliklerini frenlemeli, hangi kabiliyetlerini daha iyi biçimde ortaya koymalısın?... Fiil olmaksızın, mananın sükrü edâ edilmis olmaz!... Fiil; okuyabildigi dogrultuda yasamaktır!..

“Nimetleri anlat da anlat” hitabında devamlılık, asırılık ve hatta abartı da gözlüyoruz.
Sadece anlat demiyor, anlat da anlat derken hem bunu sürekli yap, daim ol, hem de
yapabildiginin en fazlası ile yap manası saklı!.. Yani kulluk icra edilirken hem devamlılık
hem de en fazlasını yapmak esas!.. Rasülullah’ın günde en az 70 kere istigfarı, geceler
boyu alnını secdeden kaldırmaması bunun için olsa gerek!.. ”Kulum bana nafilelerle
yakiyn elde eder” kudsi hadisini de göz önüne alırsak, nafilelerde hem daimi olmak, hem
de normalin ötesine geçmek Nimetin Sükrü için elzem oluyor!..

Ikinci Mana; Rabbinin sana verdigi nimetleri Rasülullah’ın ögretisi(Hadisleri)
dogrultusunda degerlendir!.. Üzerimizdeki nimetin degeri ancak ve ancak

Rasülullah(s.a.v) in hadisleri dogrultusunda yasamakla açıga çıkar!.. Onun gerek sözlü,
gerek fiili, gerekse takriri uygulamaları yegane hayat rehberimiz olmalı!.. Çünkü; Rasüle
Itaat Allah’a Itaattir.(Nisa-80) Onun hiçbir uygulaması, sözü yada onayladıkları; beseri
yön olarak degerlendirilemez. Hepsi bir hikmete binaendir!(Necm-3/4) Rasülullah’ın
yasamında günü geçmis hiçbir uygulama yoktur!.. Çünkü ANDA YASAR
RASÜLULLAH!... Asr-ı Saadet; 1400 yıl öncesi degil, sizin Rasülullah’ın prensipleri
dogrultusunda yasamaya basladıgınız ANdır!..

Rasülullah’ın yasamı öylesine kapsamlı, öylesine kusatıcı ki; aklımıza takılıp da Onun
yasamında örnegini bulamayacagımız hiçbir konu yok!.. Bunaldıgımız, çözemedigimiz her
hususun bir sekilde Hadislerde dogrudan çözümü, yada ufuk açıcı anahtarı mutlak
surette mevcut! O nedenle,

Rasülullah’ı merkez almayan bir Islam anlayısı; kesinlikle BATILDIR!
(http://www.ahmedhulusi.org/turkce/onemlikonular/tanrimerkezlidinmi.htm)

Üçüncü mana: Bize göre DUHA SURESInden elde edilecek en büyük kazanım ve aydınlık
bu üçüncü manada mevcut. Haddis kelimesinin pek de gündeme gelmeyen anlamı ile
girelim:

Kelâm Ilmi sahipleri Allah’ın Varlıgı bahsinde HUDÜS DELILI baslıgı altında sunu söylerler:
“Her sey hâdistir(Sonradan olmadır, yaratılmıstır)… Her hâdisin bir Muhdise(Yaratıcıya)
ihtiyacı vardır. O Muhdis de ALLAH’tır!...” Hâdis; sonradan olan diye çevrildiginde hakiki mana tam olarak oturmaz.

Hâdis; sonradan olan degil; hiç var olmadıgı halde var sanılandır!.. Buraya dikkat ediniz!.. Varlıkta Allah’tan gayrı var mı ki, sonradan olanlar bulunsun?!. Varlıkta Ondan gayrı hiç var olmamıstır! Hz. Ali(k.v) ye Rasülullah’ın; ALLAH VAR IDI VE ONUNLA BIRLIKTE
HIÇBIRSEY YOK IDI hadisi soruldugunda söyle demistir: “EL’AN(SIMDI DE) ÖYLEDIR!...”
Iste havsalayı zorlayan, hayretlere sevk eden sifre: EL’AN DA ÖYLEDIR!.. Bunu diyebilmek
için B SIRRI ile manaları kavramak, AN BILINCINI YASAMAK esas!... Nasibi olana!..

(http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/iman/
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/temel/temel08.htm
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/kendini/kendini04.htm)

Simdi açılan bu kapıdan sızan ısıkla ayeti tekrar okuyalım:

 

VE EMMÂ (O HALDE) BI (B SIRRININ ISARET ETTIGI ANLAM DOGRULTUSUNDA) NI’METI RABBIKE(RABBININ NIMETIYLE) FE (DERHAL) HADDIS (YOKLUGUNU HISSET!..)

Hakikat yolculusunun hedefi Vahdet, menzili HIÇLIKtir!(3)

Hiçlik deryasına karısan için hissedis yada yasam söz konusu mudur, herhalde ehli bilir.
(4)

Orada kelam ve tefekkür tükeniyorsa bize de susmak düser!..

***
Okuduklarımızı idrak etmek, idrakimizi yasama dönüstürmek nasibimiz olsun!.. Duha Suresini tefekkür nasip eden Rabbul Alemiyne Sükürler Olsun…Salat u Selam, Alemlerin Iftiharı Allah Rasülüne, Ashabına ve Ehl-i Beytine Olsun…Selam, Rahmet ve Bereket; yetimligini hissederek Hiçlige talip olanlara olsun!...

Notlar
1,2- Dosttan Dosta: http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/dost/
3- Hiçlik-Sıfır: http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/hic.html
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/hic2.html
http://www.sufizmveinsan.com/arastirma/sifirhakkinda.html
4- Hedef; Zattır: http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/gavs/
O ve Ben: http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/sistem/sistem36.htm

 

 

İNŞİRAH
(Kavramın açılımı ve Olusumu)

Gönül huzuru, iç denge, kendiyle barısık olma seklinde çevirebilecegimiz Insirah kavramının ne derece önem arz ettigini; Kur’an’ın bir suresine isim olmasından anlıyoruz.
Üzerinde genis bir tefekkür seyahati yapmak; yeni mana ve boyutlara açılım elde etme cihetinden elzem görünüyor.

Nedir Insirah?

Önce kitapların anası Kur’an’a dönelim ve oradan okumaya çalısalım.

Biz senin gögsünü insirah etmedik mi?.. Indirmedik mi üzerinden agır yükünü?..
(Insirah-1/2)

Birbirini tamamlayan DUHA-INSIRAH SURELERI insan psikolojisi ve özde düsünme nokta-i nazarından elbette uzun uzun incelemeye, tetkik edilmeye deger sırlı boyutlar içeriyor.

Sure tahlilini ileriki bir zamana bırakıp simdilik sadece insirah kavramını açmaya çalısalım.
Se-Ra-Ha kökünden gelen Insirah; Yarılma, Kesilip Açılma, Desilme, Cerrahi Müdahale anlamlarına geliyor. Terim olarak herhangi bir ilmî eseri açıklamaya da SERH ETMEK tabirini kullanıyoruz. Ilim veya gönül ehli bir Hak Sevdalısı, bir kitabı alıyor, cümleleri yararak içlerinden derin-sırlı manalar çıkarıyor.

Rasül, ömrünün farklı dönemlerinde 3 ayrı insirah yasamıs:

1- Süt Anne Halime’nin yaylasında 2-4 yaslarında iken; çocuklarla oynadıgı esnada Cebrail’in gelerek sinesini yarması, kalbini alıp yıkaması ve sonra yerine koyması seklinde tasvir edilen olay.

2- Ilk Vahyin gelisi sırasında Hira magarasında Cebrail’in “OKU” diyerek sıkması seklinde uygulanan insirah.

3- Mi’rac arifesinde Isra(gece yürüyüsüne) çıkmazdan önce Kabe’de dua ederken uygulanan Insirah.

Bu 3 insirahın zamanlamaları ve uygulanma biçimleri nasıl bir mana fısıldar, bu da inceden inceye düsünülmeli!...

Altını çizmek istedigimiz nokta; insirahın sanıldıgı gibi birden bire islerin düzelmesi, hayat konumunun yükselmesi, maddi sıkıntıların bitivermesi, acının birden bire sevince dönüsmesi olmadıgıdır!..

Insanımız iç huzuru yada feraha çıkmak deyince, maddi-sosyal konum itibarı ile yokustan düze çıkmak, âmiyâne tabirle köse dönmek, hayatının en büyük sansını kucagında bulmak gibi bedensel rahata dönük manalar anlıyor. Oysa insirah bu degil!... Insirah; tamamen gönle, evrensele, ukbâya, ebediyete dönük bir kavram.

Bu çerçevede kelime kökündeki manadan da istifade ederek insirahı anlamaya çalısalım.
Lügat anlamından girersek insirah; bir ameliyat!... Ameliyat ise; bıçak, acı, kan, igne, uyusma, kendinden geçme, var olana müdahale, dokuyu bozma, organı degistirme, iç bünyede mevcut cerahati, irini, uru söküp alma demek!..

Kolay mı ameliyat? Güle oynaya ameliyat masasına yatan gördünüz mü hiç?.. O halde Insirahın manası bizim bildigimiz türden bir rahata kavusma degil. Ya ne öyleyse?..

Cebrail; CEBBAR isminin mazharı.. Cebbar ne demek Esma-i Hüsna’dan okuyalım:
EL-CEBBÂR Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; Diledigini zorla yaptırmaya muktedirolan... Bu ism-i serif cebir maddesindendir. Cebir, "Kırık kemigi sarıp bitistirmek, eksigibütünlemek" mânasına geldigi gibi, "icbar etmek", yani, "zorla is gördürmek" mânasınada gelir. Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr’dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri
tamamlar, her türlü perisanlıkları düzeltir, yoluna kor. Cebbâr’ın ikinci mânasına göre de; Allah kâinatın her noktasında ve her sey üzerinde diledigini yaptırmaga muktedirdir. Hüküm ve iradesine karsı gelinmek ihtimali yoktur.

Evet okuduk degil mi?. Simdi çıkaracagımız sonuçlar mı? Maddeleyerek çözüme gidelim:

1- Insirah; bir ameliyattır.
2- Her ameliyatta bıçak, acı, sızı, yara olur.
3- Ameliyatı yapan doktor hastaya sormaz, bildigini okur. Acıta acıta yapar diledigini!..
4- Dertten arınmak isteyen; gönüllü yatar doktor önüne.
5- Ameliyatsız dert, cerahat, ur atılmaz bünyeden.
Simdi iç huzuru ve hakikati kusanarak selamete erme manasına olan insirahın nasıl gelistigini tespite çalısalım.

1- Size cebir uygulanacak, Cebrail’iniz gelecek:
Cebrail vahyi getirirken ve gönlüne insirah verirken sıktı Rasülü. Öylesine sıkılır bunalırdı ki simasından terler akar, bedeni binlerce volt cereyan verilmisçesine titrer dururdu. Hakiki huzura ermek için birileri veya bazı olaylar sıkacak sizi. Is kaybı, yakının ölümü, uzun süreli bir hastalık, iflas, dıslanma, asagılanma olarak sıkacak sizi Cebrail. Böyle bakarsanız olaylara, her sıkıntı; yeni manalar için bir ameliyat size. Her sıkıntı; gönül huzurunuza kapı açacak bir esik aslında.

2- Belanız gelecek ve mutlaka acıtacak:
Evet, acısız ameliyat yok. Belalarla sınanacak, acı duyacaksınız. Duyacaksınız ki; geceyarısı seccadeler ıslansın!... Acıyacak ki; simdiye kadar acı verdiklerinizin halini bilebilesiniz. Yoksa nasıl anlayacaksınız hayatı?..

Deneneceksiniz!... Tutundugunuz degerlere bıçak sokacaklar. Itibar, makam, söhret, unvan ne varsa yara alacak. Çünkü bunlar sizin urlarınız. Onlarla yasamak güzel görünse de sizi tüketen seyler onlar! Haktan perdeleyen örtüler. O örtüleriniz yırtılacak, paramparça edilecek!..

3- Doktorunuz bulacak sizi:
Kendi kendine evde yatarken olmayacak bunlar. Doktorunuz bir gün mutlaka karsınıza çıkacak. Mevlana’ya Sems, Yunus’a Taptuk, Mecnuna Leyla kisvesi ile gelen Insirah Uzmanı, bir sekilde size de gelecek. Seveceksiniz, bel baglayacaksınız Ona. Ama benliginize nester saplayan da O olacak. Sizi sevdigi için yapacak bunu. Önce anlayamayacak; acımasız, hatta gaddar bulacaksınız Onu. Acı geçip yara kapandıktan sonra size verdigi hazineyi fark edeceksiniz. Tesekkür edeceksiniz, minnetle önünde egileceksiniz belki ama isi bitince çekilecek O. Yada “Benden bu kadar haydi gündelik hayatına dön” diyerek kibarca kovacak sizi. Tıpkı Taptuk’un Yunus’a yol verisi gibi!..

4- Gönül Verirseniz Insirah Olur:
Doktoru sevmeden, güvenmeden bıçak altına yatılır mı? Seveceksiniz Onu… Asık olacaksınız hatta. Tıpkı geçmis erenlerin mürsidlerine, masuklarına kapıldıkları gibi. Gönül vereceksiniz, teslim olacaksınız.

Böyle olunca O, hakikat nesteri ile girecek nefsinize. Benliginizde ne varsa bir bir deserek çıkaracak. Ask narkozu ile uyusan gönlünüz katlanacak bu acıya. Uyanınca acıyacak, kıvranacaksınız. Bazen “Ne acımasız doktormus, cerrah mı kasap mı, ben bunu nasıl sevdim, nasıl da güvendim?..” diyeceksiniz.

O günlerde fark etmeyeceksiniz belki ama sonraki günlerde sizi ameliyat eden cerrahın kendi odasında acınıza agladıgını, sızınızı aynıyla duydugunu ögreneceksiniz. “Iyi ki güvendim, iyi ki sevdim” diye bir kere daha sevineceksiniz.

Yunus’u “Sen dünya kokuyorsun!” diye kovalayan Taptuk, günlerce aglamıs, Yunus hasretinden âmâ olmustu. Mevlana’yı bırakıp giden Sems, Sam sokaklarında nice günler acı ve elemle deli divane misali dolanmıstı.

5- Insirah; Hakikat Yolunda Mecburi Istikamettir:
Insan kolayı sever. Surup içmek varken igne vurulmak istemeyiz. Kolay yoldan saglıgına kavusmak elbette iyidir. Fakat hakikat yolunun zorunlu bir dönemecidir Insirah..

Kolay yolu olsa Rasüle uygulardı Allah!... 3 kere insiraha ugradı Rasül. 3 yasında iken yarıldı kalbi. 40 Yasında Cebrail kaburgalarını çatırdatırcasına sıktı insirah için. Gecenin bir yarısı Mirac öncesi yine Mescid-i Haram’da yasadı.

Rasülün bu yasadıklarını kendi hayatınızda düsünün. Cebrail hangi suretlerde sizi sıkarak insirah vermek istedi, yada hala istiyor, iyice bir düsünün!..
O halde geçilecek bu geçit. Hiç kaçarı yok dostlar! Yol devam etsin, menzile erilsin diye geçilecek!...
* * *
Kendimi zaptedemedigim, uzattıgım için bagıslayın.
Insirah istiyor musunuz? Cebbar isminin sizde tecellisini istediginizin farkındasınız degil mi? Kırıkların onarılmasını, eksiklerinizin zorla tamamlatılmasını istiyorsunuz.
Bir gönül ameliyatı istediginiz!... Acısız, agrısız, sancısız ameliyat yok. Fakat siz yine de isteyin. Korkmayın. Bu ameliyatın cerrahı; Rahim’dir. Merhametinden ameliyat eder sizi.
Önce ASK narkozu ile uyusturur, sonra benlik adına ne illet varsa söküp alır içeriden.
Insiraha erenlerden olmanızı diliyorum…

 

Bir Ümittir Yasamak
(Kur’anda Ümit ve Motivasyona dair Ayetler)

Insirah kavramına yaklasımımızı okuyan bazı dostlar, acı ve sıkıntıyı öne çıkaran karamsar bir tablo ortaya koydugumuzu düsünebilirler. Aslında insirahın gönül huzuru veren bir açılım oldugu, bir takım belalar sonucu geldigi genel manada kabul gördü. Günlük hayatta yasadıklarımız, öze erenlerin hayatları, özellikle Asr-ı Saadet yasamı da bunun çok açık delili.

Insirahın hemen pesine ümitle ilgili bazı noktalara deginmek yerinde olur sanırız. Fazlaca karamsar görünen tabloyu böylelikle renklendirmis olalım. Söze, bir kardesimizin insirah kelimesinde hissettikleri ile girmek istiyorum.

Söyle diyordu:
“Bu kavramın telaffuzu dahi içime huzur veriyor. Insirah derken sanki bir selale çagıltısı, dere
sırıltısı, çiçek bahçesi ferahlıgı duyar gibiyim.”

Evet, kelime hakikaten böyle bir his veriyor. Bu; ümit ve güven hissidir. Insirah Suresinde ve Kur’an’ın diger ayetlerinde bizleri yasama baglayacak, hayata tutunmamızı saglayacak nice ümit motifleri yüklü. Insirahın getirisi olarak Kur’an’ın ümit konusunda fısıldadıgı manaları seyretmek umarım içimize ayrı bir nese ve sevinç katar.

Diyelim basınıza istemediginiz bir olay geldi. Yıkık, perisansınız. Kimse ile görüsmek istemiyorsunuz. Çogunluk size küsmüs gibi. Yalnızsınız. Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düsüncesi içinde çöküntü yasıyorsunuz. Yalnızlıgınızın karanlık magarasına su ayet bir günes gibi doguyor: “Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı”(Duha-3)

Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam!.. Bu ne büyük ferahlık degil mi?..
* * *
Basınızda agır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. Iste o an ayet yetisiyor imdada: “Demek ki, zorlugun yanında birkolaylık mutlaka var! Zorlugun yanında bir kolaylık muhakkak var!” (Insirah-5/6)

Garantiyi veren Allah!.. Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık gelecegi “mutlaka” ifadesi ile pekistirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor. Ayet; kolaylıgın zorluk içinde saklı oldugunu, çözümün sorunda gizli oldugunu da fısıldıyor. Bu manayı duymus olan Niyazi Mısri(k.s) söyle demis: “Derman aradım derdime, derdim bana dermanimis”
* * *
Yakup, oglu Yusuf’u yitireli 40 yıl olmus. Bedeni bu ıstıraba dayanamamıs da gözleri kör olmus. Ama hala ümit içinde evladını bekliyor.

Kardesler Mısır’dan kervanla dönünce:
”Kervanda Yusuf kokusu alıyorum” demis Yakup. Ogulları acı acı gülerek: ”Baba, 40 yıl geçti, hala mı ümit, hala mı Yusuf?. Geç bunları geç” demisler.

Yakup’un cevabı ümit dolu:
”Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah’ın rahmetinden ümidini kesenancak kafirler güruhudur." (Yusuf-87) Basınıza gelen hangi sıkıntı Yakup’unkinden daha agır olabilir ki?...
* * *
Günah ve hatalarınız diz boyu. Insanlara karsı mahcup oldugunuz gibi, Allah’ın sizi affından da tereddüde düstünüz. Geri dönüsü olmayan isyan çukurundan çıkamayacak gibi hissediyorsunuz kendinizi. Iste hem teselli hem ümit size:

“Ey kendilerinin aleyhine asırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizikesmeyin. Süphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bagıslayan, çok merhamet edendir.” (Zümer-53)

* * *
Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düstügünüzü hissediyorsunuz. Iflas ettiniz.
Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayaga kalkarım düsüncesi içinde bogulurken ayet size yeni bir ümit veriyor: “Eger yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Süphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe-28)

* * *
Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yataga düstü. Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar.
Çogu kere Onu nasıl teselli edeceginizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek ortada iken moral vermeye çalısmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var Kur’an’da…

Hastalıkların, dertlerin en agırına müptela olmus ama sıhhate kavusmus. Onun hali size dayanak oluyor:“Kulumuz Eyyub’u da an, o zaman Rabbine söyle nida etmisti: ‘Bakbana, mesekkat ve acı ile seytan dokundu!’ Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerindebir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahsettik ki, temiz akıllılar için bir ibretolsun. (Sa’d-41/43)

* * *

Olayları, gelismeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her sey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yıgınla aleyhinize gelismeler oluyor.

Aslında Allah Sisteminde lehte yada aleyhte düzenlemeler söz konusu degil.
Sadece olması gereken; olması gerektigi en uygun vakitte gelisiyor. Ama yine de bazı seyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size: “Olurki, siz bir seyden hoslanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir seyiseversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)
. . .
Insirahın bela ve acı ile geldigini ögrendikten sonra hafif içleri kararan okurlarım, simdi nasılsınız? Ümit ve enerji dolu öyle degil mi? Yasam sevinci ve coskumuz hat safhada!..
Rabbimiz Allah, Rasülümüz Muhammed(s.a.v), Kitabımız Kur’an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim!... Bizden bahtiyarı yok dünyada!.. Her ne olursa olsun, ne yasanırsa yasansın zafer ve basarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur’an konusuyor: Vel Akıbetü lilMüttakin(Kasas-83); Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler(takvayı kusananlar,
korunanlar, inanca sarılanlar) içindir!...

 

Gönlünü Genisletmedik mi?
(INSIRAH SURESI yorumu)

Rasülullah (s.a.v) Efendimizin vahyin kesintiye ugradıgı süreçte iç daralması yasadıgı, bunalımlar hissettigi ve bunun üzerine Duha Suresinin inzal oldugunu GÜN ISIGINA YEMIN OLSUN baslıklı serimizde ayrıntılı biçimde islemistik. Duha Suresi, Rabbinin kendine darıldıgı, terk ettigi zehabına kapılan Rasülullah’ı teskin-teselli babında nâzil olmus; Onun
sahsında bize melekelerimizi, iç dinamiklerimizi fark ettirmeye yönelik ayetlerle yeni bakıs açıları sunmustu.

Duha’nın hemen pesine nazil olan Insirah Suresi, adından da anlasılacagı üzere gönül huzuru, iç ferahlıgı, yükün hafiflemesi, zorlukların geçiciligi, çözümün yanı basımızda oldugu gerçeklerine dair kesin-açık müjdeler içeriyor. Duha Suresine daralmaya karsı teskin diyecek olursak, Insirah Suresi teskinden öte Ferahlık Garantisidir. Bu dogrultuda okumaya çalısalım:

INSIRAH SURESI (Mekke’de nazil oldu. 8 Ayettir) Bismillahirrahmanirrahim.

1.bölüm - 3.bölüm