Hangi Fıkıh, hangi İlmihal ?..

...Mehmet Doğramacı - 13 Mayıs 2008

İmam-ı Azam (rh.a) fıkhı; “Kişinin leh ve aleyhinde olan konuları bilmesi” diye tarif eder. Bu tanımda dünya- ahiret ikilemi yok. Her şey buna dahil. Bugün okunan fıkıh ise; içtihat (ayet- hadisten ihtiyaca göre hüküm çıkarmak) tan uzak, mezhep ekollerinin asırlar önce belirlediği metodolojiye kilitli ve eskiyi tekrardan ibaret.

Geçenlerde benim gibi İmam- Hatip kökenli bir  dostuma sordum; KUYU SULARININ HÜKMÜ hala okunuyor mu?.. Maalesef evet, hem de epeyce vakit ayırıyoruz dedi.
Neler mi okunuyor?.. “Kuyuya fare düşerse kaç kova su çıkarmak lazım, kedi düşerse kaç kova çıkarırsak temizlenmiş sayılır?..”

Allah aşkına memlekette kuyu mu kaldı?

İkinci sorum; TİCARET HUKUKUNDA ALIŞ- VERİŞ AKİTLERİ aynı mı? Evet dedi. Yani henüz borsa, enflasyon, sanal satış vb konular yok değil mi?.. Evet, yok!..

Ya İlmihaller?.. İbadetin şekil- dış şartları anlatılır ilmihallerde. Namazda ayak aralarının kaç santim olacağından tutun da,  teyemmüm toprağının cinsine kadar!..

***
Saygıda kusur etmediğim Hocalarım!
Ayakların duruşunu, rükuda kaç derece eğileceğimi titizlikle öğrettiniz!
NAMAZ MÜMİNİN MİRACIDIR sırrını açmadınız, RUKUNUN,SECDENİN HAKIKATINI öğretmediniz!

Kuyu sularında kök söktürdünüz? Her taraf su iken teyemmüme haftalar ayırdınız… Affınıza sığınarak soruyorum:

  1. İlm-i Hal; Halin, durumun, mevcut yaşamın, çağın bilgisi demekti. Yepyeni, çağa paralel bir ilm-i hal yazmak için daha çok bekleyecek misiniz?..
  2. Fıkıh; kelime olarak dinde ince düşünme, hassas tefekkür, hükümlerin derununa dalmak demekti? Namazın derunu, parmak arası mesafe mi ki saatler harcadık?
  3. Hayat akıp giderken “İçtihat kapısı kapandı” diyerek, mezheplere sadakat adına savunduğunuz kilitlenmişlik daha ne kadar sürecek?..

Muhterem Hocalarım;
“Batini yorumlar bunlar, biz Kur’an- Sünnet çizgisindeyiz “ diyerek sırt çevirdiğiniz Tasavvufun; hakiki manada Fıkıh ve İlm-i hal olduğunu düşünmüş müydünüz?..

Kişinin leh ve aleyhinde olanı bilmesi” “Halin ilmini kavranmak” gerçekliğini sadece tasavvufta buldum. Hem de öyle bir hayretle ki; modern bilimle açılan sırlara, batini yorum diyerek aşağıladığınız ehl-i tasavvufun yıllar öncesinden müşahedesine şahit olarak!..

Hakkınızı ödeyemem hocalarım. Ama şunu da bilmenizi isterim:

Fıkıh; DİNDE DERİN DÜŞÜNME, İlmihal; HALİN BİLGİSİ olarak işlenmedikçe yeni nesil sizden şikâyetçi olacak!

Saygılarımla…