Halifetullah"tan Abdullah"a !..
...Saim Yusuf - 27 Haziran 2008

Kur’an-ı Kerim’de “FıtratAllah”, “Vechullah”, “İsmullahi”, “Esmallahi” ifadeleri geçerken “Halifetullah”, “Ademullah” ifadeleri geçmez…ALLAH; ismini Fıtrat, Vech, Esma ile yan yana koyar, ama halife ile yan yana koyup “halifetullah” demez…ALLAH’ın ismiyle dahi (halifetullah şeklinde) birlikte anmadığı halifeye varlık verip, yaratılmamışlık yanını aramak, boş bir uğraştır…
Yaratılmamış olan ALLAH’tır, Vechullah’tır/Allah’ın Vechi’dir; Fıtratullah’tır/Allah’ın Fıtratı’dır, Esmallah’tır/Allah’ın Esması’dır…Kur’an-ı Kerim’de Halifetullah gibi, Ademullah ifadesi de geçmez…Eh, artık bu kadarına da tesadüf denmez… Kur’an-ı Kerim’de Ademullah olarak yazılmayan; Adem ismi“yok” manasındadır; halife isminin halini artık siz düşünün…Halife; yok üstü yoktur…
Hatalar bizden…İsabet kaynaktan…


“Adem’e Esma’nın talimi ile var olan, Arz’dan çıkarılan, halife özelliği yok üstü yok olarak vardır…”Yok üstü yok olan halifede yaratılmamışlık aramak abestir… Aynadaki görüntü, yerdeki gölge ne kadar gerçek ise; halifede, Adem’de o kadar gerçektir…”Yaratılmamış olan ise; o görüntüleri, gölgeyi var sandıran ALLAH’tır, Allah’ın Vechi’dir, Allah’ın Fıtratıdır, Allah’ın Esması’dır…
 
Yok manasındaki Adem halife olan gösterme özelliği ile var sanılır…Bu halife, gösterme özelliği bizde bilinç olarak yer alır…Varlığını Allah’ın Esma’sından yansıma şeklinde alır, yansımayla görünen halife özelliği; yansıtanın, yansımış olanın kendisi değil, görüntüsüdür, hayalidir, gölgesidir…


Yoktan beliren de yoktan başka bir şey değildir…Bir gölge, hayal olarak yok hükmündeki Adem’in halife özelliği de gölge, hayal hükmündedir…”Bu sebepten dolayı Kur’an-ı Kerim’de Halifetullah, Ademullah ifadeleri yer almaz; Adem’e, halifeye yaratılmamışlık özelliği yükleyecek olan ALLAH ismine bağlanmaz…”


“Bir müjde:Kur’an-ı Kerim’de “Abdullah” ifadesi vardır…ALLAH yolcuları için; Abdiyetten büyük makam yoktur…Bunun kanıtı ise; kelimeyi şehadette ABDUHU ifadesinin Rasuluhu ifadesinden önce gelmesidir….ABD olan ALLAH’a erer; ABDULLAH olur…Kur’an-ı Kerim “fesat çıkarıp kan dökme” gibi özellikleri de olan haliyfe Adem’in, ABDULLAH olması için gelmiştir…”


“ALLAH’ın kulu olmaktan büyük mertebe yoktur…Abdiyetini, fakrini, faniliğini, hiçliğini, yokluğunu fark eden ancak ABDULLAH yoluna baş koyar… Halifetullah’ta yaratılmamışlık aramaktaki ısrar deccalin yoludur; yok üstü yok olarak yaratıldığını ikrar ise ABDULLAH olan Mehdi’nin yoludur…Mehdi’nin isminin ABDULLAH olacağının manası; ALLAH’a ABD olduğu bilinciyle yaşayanların hidayete ereceği anlamındadır…”

 


FITRATTALLAH:ALLAH’IN FITRATI


Rum-30) Feekım vecheke liddiyni haniyfa* fıtratAllahilletiy fetaren Nase aleyha* la tebdiyle li halkıllah* zâliked diynül kayyimü, ve lâkinne ekseranNasi la ya`lemun;
Vechini Haniyf olarak (bir tanrıya tapınmaksızın, Allah’a şirk koşmaksızın) o Tek Diyn’e doğrult... O Allah Fıtratı’na ki, insanları onun üzerine yaratmıştır... Allah yaratışına tebdil (bedel) yoktur... İşte bu, Diyn-i Kayyım’dır (hep payidar, daim geçerli Sistem’dir)... Fakat insanların ekseriyeti bilmezler.


“O Allah Fıtratı’na ki, insanları onun üzerine yaratmıştır...” ifadesinden şu sonuç çıkar:”İnsan yaratılmıştır…ALLAH Fıtratı yaratılmamıştır…ALLAH Fıtratı ile insanlar yaratılmıştır”…”ALLAH indinden” bakılmadıkça, yaratılmamışlık anlaşılamaz; buradan bakıldığında ise, zaten insan yoktur… Hem insanın yaratılmasından bahsedilip, hem de insanın yaratılmamışlık kısmından bahsedilemez… Burada yaratılmamışlık konu edildiğinde; insan ismi düşer, insanın varlığının yokluğu anlaşılır…”Yaratılmamışlık ile kastedilen; “ALLAH’ın Fıtratı”dır, ALLAH’ın Vechi’dir, ALLAH’tır”…


O halde yaratılmamışlık denince kalkar yaratılan aradan; ortaya çıkar yaradan…Yaratılmışta yaratılmamışlık aramak, arayanın ikilikte olup, TEK’liği anlamadığının göstergesidir…Kaldır benini aradan, ortaya çıksın yaradan… Yaratılmışlık kalkmadan, yaratılmamışlık ortaya çıkmaz…Yaratılmamışlık ortaya çıktığında ise yaratılan ortada kalmaz…Bir şey aynı anda hem yaratılmış, hem de yaratılmamış olmaz…Bir şey ya yaratılmıştır, ya da yaratılmamış…Biraz ondan, biraz bundan olmaz…


Hem insanı yaratılmış kabul edip; hem de yaratılan insanın yaratılmamışlık kısmını dile getirip; ikisini aynı anda değerlendirilemez…”ALLAH’ın indi-ALLAH bakışı” ve “insanın indi-insan bakışı” şeklinde iki durum söz konusudur…Bu iki boyutu/bakışı birleştiriyorum diye birbiriyle karıştırmamak gerekir…”Yaratılmamışlık bakışı ALLAH’ın indidir; yaratılmışlık bakışı insanın indidir”… Yani; yaratılmışlıktan vazgeçilmedikçe yaratılmamışlık doğru anlaşılmaz… Yaratılmıştan fena tatmadıkça, yaratılmamışlık değerlendirilemez…


Bu yaratılmışlık-yaratılmamışlık konusunun misali; fotonun gözlendiğinde dalga özelliği değil, parçacık özelliği göstermesi gibidir… Fotonda iki özellik yani dalga ve parçacık özelliği aynı anda gözlenemez…”Bu misalde yaratılmamışlık özelliğini dalga, yaratılmışlık özelliğini parçacık olarak var sayalım”… Foton dalga özelliği ile dalgalar aleminde; parçacık özelliği ile parçacık aleminde yaşar…Dalgalar alemindeki foton; parçacık aleminde parçacık olarak algılanır…Dalgalar alemindeyken foton yapısını bozarak parçacık olmaz, sadece kendini parçacık sananlar tarafından parçacık olarak algılanır…Parçacık; parçacık kaldığı haliyle asla dalgalar aleminde yaşayamaz…”Asıl olan fotonun dalga özelliğidir; parçacık özelliği ise hayaldir, gözleme dayanır…Parçacığı gözleyen var kılar; gözleyen olmadığında, gözlem olmadığında parçacık yoktur…”


Aynen bu misalde olduğu gibi; bilinçle yaratılmışlık gözlemlendiğinde yaratılmamışlık gözlemlenemez; yaratılmamışlık bilincindeyken ise yaratılmışlık gözlemlenemez… Tabii ki; bu haller kafa gözüyle değil, bilinç gözüyle yani şuurla varılacak gerçeklerdir… “İnsan/yaratılmış fotonun parça; yaratılmamış/ALLAH ise fotonun dalga özelliği, misali gibidir”…Mevcudat/insan vücud kokusu bile almamıştır ki; insanın gerçek manada yaratılmamışlık yanı nasıl olsun?!…

Yaratılmamışlık yanı denilen şey; ALLAH’a aittir; ALLAH’ın Fıtratı’dır; sonuçta ALLAH’tır…İnsan ise bir yok olarak vardır, var sanılır…”Yaratılmamışlık yanı derken; ALLAH’ın Fıtratı anlaşılmalıdır…Çünkü insan ALLAH’ın Fıtratı ile yaratılır; ALLAH’ın Fıtratı yaratılmamış, insan ise yaratılmış yandır”…

 

VECHULLAH:ALLAH’IN VECHİ


Misalimizi bu sefer daha kolay anlaşılacak olan ayna üzerinden verelim…Aynada görüntü oluşmasıyla, aynanın yüzeyinin görüntü gösterme özelliği bozulmaz, değişmez… “Fıtratlandırma sonucu Semavat ve Arz’da var olanlar da Fatırı değiştirmez, bozmaz…” Aynanın görüntü gösterme özelliği aynanın fıtratıdır…”Semavatlar ve Arz adı altında yaratılanları gösterme özelliği de ALLAH’ın Fıtratı’dır…”

Aynanın görüntü gösterdiği cam yüzey, aynanın Vechi’dir… “Semavatlar ve Arz adı altında var olan her şeyin var olduğu, yaratıldığı, göründüğü yer de; ALLAH’ın Vechi’dir…”Aynanın sır denen arkasındaki siyah kısmı olmazsa; ayna görüntü göstermez… “Mutlak karanlık olarak tarif edilen ALLAH’ın Zatı/HU’su/Vücud’u olmazsa Semavatlar ve Arz adı altındakiler var olmaz…”


Arkasındaki sır ile cam bir aynadır…”Zatı ve özellikleri ile var olan gerçek ayna ise; ALLAH’tır…”Ayna sırrı sayesinde camında görüntü oluşturur…”ALLAH da; Zatı sayesinde Vech’inde Fıtratı üzerine yaratır; Semavatları Arz’ı Vechi’nde Zat’ı sayesinde var gösterir…” Ayna da, aynaya yansıyanda kendisidir; ama aynada ki görüntü hayaldir, sergilenen bir ilimdir…Kainat bir görüntüdür, hayaldir, gölgedir…


Aynanın yüzeyinde sürekli bir görüntü vardır…Ayna yüzeyinde görüntü varken; ekstra bir yer kaplamaz… Kaplasaydı aynanın üzerine bir şey konmazdı…Ayna yüzeyinde görüntü varken; ekstra bir ağırlık oluşturmaz…Oluştursaydı, farklı görüntüler gösterdiğinde aynayı tarttığımızda farklı gramlar gösterirdi…Yani aynadaki görüntünün ne bir alanı, ne de bir ağırlığı vardır… Görüntü yok olarak, yoklukta vardır, var sanılır, bir yer ve alan kaplamaz…Aynadaki görüntü görüntülenenden yansır; ama görüntülenen değildir, görüntülenenin görüntüsüdür…


“ALLAH’da Esma’sını Vechi’ne yansıtır, Vech’deki yansımadır, görüntüdür, hayaldir, halifedir…Vech’de görünen Esma’nın kendisi değil, yansımasıdır, halifedir… Bu yansımanın da kendine ait gerçek bir varlığı yoktur, görüntüden ibarettir, halifedir…Halife; sadece Fıtrat/gösterme özelliği olan Vech’de görünür; yok alanı üzerinde, yok olarak vardır…”Benzer misali hologram da oluşan görüntü için de geçerlidir…Kolay anlaşılması için biz ayna örneğini aldık…


ADEMİ MANA:

Bu son misallerle hangi sırra gelmek istiyoruz?!...ADEMİ MANA’daki sırra!!!

Bakara-31) Ve alleme AdemelEsmae külleha sümme aradahüm alelMelaiketi fekale enbiuniy BiEsmai haülai in küntüm sadikıyn;
Ve Adem’e bütün Esma’yı ta’lim etti... Sonra onları (o Esma’dan meydana gelen alemini) melaikeye arz edip “Hadi dediğinizde sadıksanız bana şunları (Bi-) isimleri ile haber verin”, buyurdu.

Dikkat edin!... ”Ve Adem’e bütün Esma’yı ta’lim etti...” diyor…”Esma’yı talim etti de, Adem yaratıldı” demiyor…Hatta Adem’in yaratıldığından da söz etmiyor…”O halde bu ayete üst mertebelerden, üst bilinç seviyelerinden bakacak olursak; ayette “Adem” ile kastedilen insan olan Adem değil; mana olan Adem, Adem manası, “yokluk manası”!!!Bu ayette Adem yaratıldı demiyor; çünkü “yok manası”nı kastediyor, yokluk da yaratılmaz…Ama ALLAH, yokluğu bile varlık olarak anarak, yaratılışın tüm sırlarını açıklıyor…”

“Yani ALLAH mevcudat olarak bilinen her şeyi yoktan, yok üzerine, yok olarak var ediyor…Bu bilinç ise; Haniyf inancını oluşturuyor… Haniyf’lik bu boyutlarda; mevcudatın yok olarak, yokluk üzerine var olduğunu bilen bir bilinçle; gerçekte sadece ALLAH’ın var olduğuna inanmak oluyor…”Bu yazımızda oldukça üst boyutlara, mertebelere işaret ediyoruz…Bu konularda söylenmiş, yazılmış alt mertebelerdeki yazılar, yazılarımız yanlış mıdır?...Hayır, onlar da kendi boyutlarında, mertebelerinde doğrudur…Her boyutun, her bilinç seviyesinin elden geldikçe hakkını vermek, hiç birini inkar etmemek, hiçbirinden mahrum olmamak, elden geldiği kadar da gereğini hissedip yaşamak gerekir….


***

HALİYFE:

Kur’an-ı Kerim’de Haliyfetullah, Ademullah ifadesi geçmez…

Bakara-30)Ve iz kale Rabbüke lilMelaiketi inniy ca’ılün fiyl’ Ardı halifeten, kalu etec`alü fiyha men yüfsidü fiyha ve yesfiküddima’e, ve nahnü nüsebbihu BihamdiKE ve nükaddisü leKE, kale inniy a`lemü ma la ta`lemun;
 “Hatırla ki Rabbin melaike’ye: “Muhakkak ki BEN Arz’da bir HALİYFE meydana getireceğim”, dediği vakit, onlar da “orada fesad eden ve kan döken kimseyi mi (halife) kılacaksın, BİZ (Bi-) hamdinle (B sırrıyla, senin Hamdin olarak) tesbih ve seni takdis edip dururken”, dediler... (Allah da buyurdu): “BEN sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim”
“Muhakkak ki BEN Arz’da bir HALİYFE meydana getireceğim” ifadesinde de açıkça; HALİYFE’nin Arz’da meydana getirileceğinden bahsetmekte; Haliyfe’nin de Arz gibi yokluk/Adem manası üzerine var edildiği anlaşılmaktadır…”Yani Haliyfe’de yokluk üzerinde, yoktan, yok olarak vardır…Gerçek manada varlık kokusu almamıştır…”Allah varlığı ile var etti”nin manası;  ALLAH mevcudatı ve onu var algılatanları ilminde, ilmiyle, ilmi suretler olarak var etti, alemlerin aslı hayaldir… ”Adem/yokluk manası üzerinde var edilen her şey gerçekte yoktur, hayaldir… Semavatlar ve Arz adı altında her şey, yani Haliyfe hayal ürünüdür, ilmi surettir…”


Arz’da Arz gibi Adem/yokluk manası üzerine yaratılanın, yok olarak var olanın, var sanılanın, yaratılmamışlık yanı da yoktur…”Bu gerçeğin en büyük ispatı, göstergesi ise; Haliyfe’nin Arz’da meydana getirilmesi ve haliyfetULLAH şeklinde Kur’anı Kerim’de hiç yer almamasıdır… ALLAH ismiyle yan yana dahi gelemeyen HALİYFE acaba yaratılmamışlık tarafını kimden alacaktır?!...Tanrıdan mı; Adem/yoktan mı?!...Haliyfe de Arz gibi gerçekte yoktur ki; yaratılmamışlık tarafı olsun!...


Kur’an-ı Kerim’de FıtratALLAHİ, VechULLAH şeklinde de geçmesinden anlaşıldığı gibi; Fıtrat ve Vech için yaratılmamışlık yanlarından da bahsedebiliriz…Fakat Kur’an-ı Kerim’de; AdemULLAH, HaliyfetULLAH gibi ifadeler kullanılmadığı için gerçek manada, Adem’in, Haliyfe’nin, insanın yaratılmamışlık yanından bahsedilmez…”Çünkü bunların bırakın yaratılmamışlık yanlarını, bizim zan ettiğimiz klasik manada bile yaratılmamışlar, varlık kokusu dahi almamışlar, yok olarak varlardır, ilmi mana suretlerdir, hayaldirler…”


”Meleklerin Adem’e talim edilen Esma’yı haber verememesi” denen olay melekenin varlığını oluşturan Esma’nın Adem’e/yoka talim edilmesi dolayısıyladır… “Yoku/Ademi manayı nasıl bilsinler, nasıl haber versinler?!...”Adem’in melekleri isimleri ile haber vermesi” denen olay ise; meleklerin yokluğa/Adem’e talim edilen Esma ile var olmalarının açıklanmasıdır!…


Yok(Adem) üstü yok(Arz)da var olan Haliyfe de yok hükmündedir…Yok olanın da yaratılmamışlık yanı olmaz, yaratılmamışlık ALLAH’a aittir…Fıtrat’ın ve Vech’in yaratılmamışlık yanları vardır; çünkü zaten onlar orijin olarak zaten yaratılmamışlardır… Arz, Semavat, insan ise yaratılmıştır; yokluk manasında olan Adem’i manaya Esma’nın talim edilmesi denen bir şekilde…”Esma’nın Adem’e talim edilmesi” demek; Esma yokluk üzerine ilimlendirildi; yani yok üzerine kurulu hayali varlıklar; ilmi suret olarak, Esma’nın bilgilendirmesi, yansıması denen bir ilimdir…”


Mevcudat gerçek manada varlık kokusu bile almamıştır…Mevcudat ALLAH’ın ilminde, ilmiyle var ettiği ilmi surettir…

Mevcudatın ayna üzerindeki görüntüden farkı yoktur…Gerçekte var olan nasıl ki ayna ise; aynadaki görüntünün, varlık belirtisi olan ağırlığı ve kapladığı alanı, hacmi yoksa; aynı şekilde “gerçekte var olan ALLAH ve özellikleri, Vechi, Fıtratıdır; mevcudat ise ALLAH’ın Vechi üzerine Esma’nın yansıması ile, Fıtrat özelliği sayesinde görülen görüntüdür, hayaldir…”


Bu manada;insan, Arz, Semavatlar, insan yaratılmıştır… Adem manası üzere yaratılmışlardır; yani yok üzere vardırlar; gerçekte ise yokturlar…ALLAH, Zatı, Esma’sı, Sıfatı yani yapısı ve özellikleri ile vardır…”Yaratılmamışlık ALLAH’a; yaratılmışlık ise mevcudata aittir… ALLAH’ın yaratılmışlık yanı olmadığı gibi; mevcudatın da yaratılmamışlık yanı yoktur; çünkü zaten gerçek manada mevcudat yoktur…Ayna ve aynaya yansıyan vardır; aynadaki görüntü ise hayaldir…”


Ayrıca Haliyfe Arz’dakilerden açığa çıkarılacak bir özelliktir, bilinçtir…Haliyfe yaratılacak bir varlık değil, yaratılmış varlıkta açığa çıkarılacak özelliktir…Haliyfe Arz’dakilere Esma/manaların talim edilmesi/bilgilendirilmesi ile meydana gelen ilim ürünü bilinçtir… Bundan dolayı Haliyfe için yaratıldı denmez, halife meydana getirmek, halife kılmak, halife atamak” ifadeleri kullanılır…”Kur’an-ı Kerim’de Haliyfetullah şeklinde ALLAH ismi ile yan yana gelmeyen Haliyfe’nin yaratılmamışlık yanı yoktur… Ademi/yokluk üzerine meydana getirilen, var kılınan, atanan Haliyfe; Arz’a/yere yansıyan gölge gibidir…”

SONUÇ:

“Yaratılmışlıktan yaratılmamışlığa terfi etmek isteyenler, aynadaki görüntüden fena bulup; Esma alemine sıçramalı, oradan Sıfat alemine; oradan da Zat’a geçiş yapmalıdırlar…Tabii ki bunlar bilinç düzeyinde yaşanacak hallerdir… Ef’al/fiiller aleminin gerekleri de yerine getirilmelidir… Bu yolculukta en büyük yardımcımız “abd-i aciz makamıdır” yani “fakr halidir”,  yani “hiçlik/yokluk mertebesidir”…


Birimsel varlığımızdan bilinç düzeyinde vazgeçmedikçe; bütünsel TEK’liğe eremeyiz, gereğini yaşayamayız, ABDULLAH olamayız,…Tüm sorunlarımızın kaynağının “ben varım” düşüncesinden kaynaklandığını artık görün…Tek çözümün ise; “ben yokum” ifadesinde gizlendiğini fark edin…Kendimizde varlık görerek TEK olanı bilincimizde ikiye bölüyor, evvel-ahir, zahir-batın, ben-sen, benim-senin…derdine düşüyoruz…


”Ben varım” düşüncesi ile sahiplik duygusu, kaybetme korkusu yaşıyoruz… ”Ben yokum” bilinciyle yaşasak; koruyacak varlığımız, sahiplik duygumuz, kaybetme korkumuz olmayacak…ALLAH’a ABD olmanın safi manası; “ALLAH’ın varlığı yanı sıra kendine ait varlığının olmaması bilinciyle benliksiz YAŞAMAK”tır… Taktirde olan yaşanacaktır, bize düşen ise halimizle dua etmektir, HAL DUASI’dır”

+++++++++++++

"Nasıl ki; “civciv yumurtada, ağaç tohumda gizlidir”, aynen “halifede Arz’da gizlidir”…Yaratılmış olan Arz’da gizli olan halife için, bir kez daha tekrarlayarak yaratıldı demenin anlamı yoktur…Kur’an- Kerim’de ALLAH’ın sözünde ne bir eksik, ne bir fazlalık vardır, ALLAH’ın sözü tastamamdır…Nasıl ki, civciv gelişimini tamamladığında yumurtayı kırıp açığa çıkar; nasıl ki tohum belli safhalardan geçip ağaç olup meyve verir; aynı şekilde Arz’da gelişimini tamamladıktan sonra halife özelliğini açığa çıkarmış, meydana getirmiş, var kılmıştır…

 

Bu durumda ALLAH Kur’an-ı Kerim’de Arz için yaratıldı ifadesini kullanırken; Arz’da saklı olan olgunlaşıp açığa çıkaracağı halife için de, meydana getireceğim, halife kılacağım, halife atayacağım ifadelerini kullanmıştır…Zaten yaratılmış olan Arz’da yer alan, “meydana getirilmeyi, var kılınmayı, atanmayı” bekleyen halife için yaratıldı demenin de anlamı yoktur…Yani sonuçta; yumurta yaratılmış içinden civciv çıkmıştır; tohum yaratılmış içinden ağaç çıkmıştır; Arz yaratılmış içinden halife çıkmıştır…Sanırım bu konunun; halifenin yaratılmamışlığı ile bir ilgisinin olmadığı, halifenin yaratılmamışlık yanının olmadığı açıkça anlaşılmıştır…"

ALLAH MUİNİMİZ OLSUN….

 

Saim Yusuf
saimyusuf@hotmail.com