Ezberi Bozmak (!!!) için Data !.. Yorumlar
 
  • metinav Yazmış:
    6 Mayıs 2008 05:22

    Selam üzere olun kardeşler. Benim acizane anlayışım datadan; çok teferruatlı bir konu belki sonsuz sınırsız şumulü var her şeye ama bence özde CENABI HAKKIN kendi zatına yönelmesi ve kendini veya kendindekini algılayıp idrak etmesi düşünmesi otomatik olarak varlıkların manalarının varlık alemine girmesi ortaya çıkması algılanabilir olmasını doğurmuştur. Yani var kılmıştır.

    Varlıklardaki ilim irade kudret hep onun özellikleridir herkesin malumu. İnsan beyninin ilim kudret ve hikmeti açığa çıkaran cihazını tam anlamıyla tanıyabilirsek o zaman ALLAH’I da en azından misalen kendini bilen RABBİni bilir sözündeki gibi bilmemiz idrak etmemiz mümkündür.

    Data= bilgi, mana, öz herşeyin aslı onun ilmindeki sonsuz sınırsız bilgilerdir. Bu bilgiler tam mıdır? Gelişmeye açık mıdır?.. Diye bir soruda ben, tamdır mükemmeldir derim. Fakat bu manalar o kadar komplikedir ki bir anda bütün varlık alemine çıkmış ve çıkacak zaman yanılgısına göre bütün mevcudatı ve bunlar arasındaki düşünsel bağlantıları sadece kendine has bir şekilde mevcudat için düşünmesi bile imkan dışı bir şekilde, bir anda, zaman kavramına dahi yer olmaksızın, çünkü kendi zatını kıyaslayacak kendinden başka bir hakiki varlık olmamasından düşünmüş idrak etmiş ve hamdetmiştir.
    ALLAHUEKBER VELİLLAHİLHAMD demekten başka bir şey söylemek bile abestir bana bendekine göre…


  • ruhum latife Yazmış:
    6 Mayıs 2008 08:04

    Selamlar..
    İlginçtir ki güvenlik kodum: SEYİRR…..
    Seyr den başka bir şey de belki de yok.. Bu ALİ-CEM-GİZ oyunu muhteşem bir SEYR dir.. Yazan, yöneten, sahneleyen hep aynıdır.. Ama bu seyir için önce kendisine ayna yaratmıştır.. O ilahi ayna belki de kendisinden başka bir şey de değildir.. Kendisini ancak kendisi ile bilebilir çünkü..
    ve zaten onun ilminin dışında hiçbirşe yde yoktur..

    Bu durumda bize düşen en güzel -en parlak- en saf ayna olabilmektir ki, dilediği şeyi dilediği biçimde itirazsız seyr edebilsin..
    Aslında dilesek te dilemesek te o seyrini sürdürür….:)
    *****

    Ah beynimi fırlatıp attılar
    hem attılar hem ayırdılar
    iki gri yılanım çıktı içinden
    hem zeki hem de zehirli
    sahibine gülümsediler
    dedi ehli
    ne mübarektir o yılan
    hem malum hem meçhul bilsen..
    * * *
    Belli bir yerden sonra bildiğimiz akıl -beyin; data dediğiniz şey belki de iflas ediyor.. Onun yerine alemlere sığmam, mümin kulumun gönlüne sığarım hükmünce arşa dönüşmüş kalb-beyin-”DATA”sı gelişiyor.. Ve o Allah muhakkak ki arşa istiva ediyor inşallah ve amin..
    sevgiler..


  • bir'ol Yazmış:
    6 Mayıs 2008 08:13

    Sanırım DATA, yarın veya öbürgün açığa çıkıp ta gözlerimizle görebileceğimiz varlıkların henüz suretlenmemiş oldukları bilgi denizinin yeni AD’ıdır..

    DATA; salt BİLGİ okyanusudur…
    Kur’an’da bu bilgi okyanusuna işareten, “Allah’ın kelimeleri” ifadesi kullanılmaktadır.. Öyle sonsuz kelimeler ki yazmakla bitmez…

    DATA; kelimeler..
    Kalem; kudret-enerji..
    Kağıt; efal alemi-algı alemi…

    Teşekkürler


  • edeniz Yazmış:
    6 Mayıs 2008 11:46

    Onlar (o akıl sahipleri) ki kıyam’da (ayakta), kuud’da (otururken) ve yanları üzere oldukları halde Allahı zikrederler ve Semavat ve Arz’ın halkedilişi içinde/hakkında tefekkür ederler (de şöyle derler:) “Rabbimiz bunu batıl olarak yaratmadın… SUBHANsın sen… Nar’ın azabından bizi koru”. (Al-i İmran-191

    Peki bana bir oturumda ”O halde bizim zikretmemize gerek yok, bütün azalarımız ve dahi hücrelerimiz biz farkında olmasak da zikir halinde iseler ve de madem cennetle cehennem yazılmış(ki bunu tekrarlayan bir hayli çoktur) sınava gelmedik mi biz” deseler…

    Ben de acizane diyorum ki, (haddimi aşarsam affedin, cahilliğime verin lütfen!); ben cennet ve cehennem arayışına gelmedim ki, daha hakikati anlayamadım önce hakikatı anlamalıyım ki cennet cehennemi düşünecek hale gelebileyim.

    Allah’ın hikmetinden sual sorulmaz elbette, biz bu lükse sahip değiliz fakat çocukluğumuzdan beri hatta şimdilerde bile gerek aile büyükleri gerek çevredeki insanlar ”çok derine inme; çok kurcalama; çok uğraşma zarar göörürsün delirirsin” tarzı cümleler kurarlar. Ve ben bugün daha merdivenin ilk basamağına adım atmak için çırpınan bir insan olarak araştırdığım, tabiri caizse kurcaladığım için ElhamdülİllahiRabbilAlemi(y)n diyor ve susuyorum.

    Allah hepimize hakikati yaşamayı kolaylaştırsın; vesile olan herkesten de Allah razı olsun.

    (Not: Belki birebir “DATA” ile ilgili konuşamadım; tek yapabileceğim kapasitem kadar konuşabilmek, mazur görünüz lütfen.)

    Hoşçakalın Selam ve Sevgi ile…


  • Talib Yazmış:
    6 Mayıs 2008 12:09

    Sevgili dostlar hala okumaya devam ettiğim bir kitap var; (John Gribin-Schrödinger’in kedisinin peşinde-Kuantum fiziği ve gerçeklik) kuantum fiziğindeki gelişmeleri anlatan bir kitap. Burada geçen bir paragraf özellikle dikkatimi çekti ve üstadın bu “DATA” yazısı üzerine bende başka çağrışımlar yaptı, ne kadar kabul görür bilmem ama burada anlatılanlar bana Allah C.C ‘ın bir kutsi hadiste buyurduğu “KULUM BENİ NASIL UMARSA ONU ÖYLE KARŞILARIM” sözünü hatırlattı.

    Önce üstaddan bir paragraf…

    “Tüm algılanan veya düşünülen evren içre evrenler dahi, string boyutunda, bir “enerji dalgası” ve “data”=“bilgi”den ibarettir!. Algılamak istediğiniz konuya göre ister “enerji dalgaları” deyin, ister “bilgi” paketleri…”….

    John Gribin, “Schrödinger’in Kedisinin Peşinde-Kuantum Fiziği ve Gerçeklik” kitabından;

    “O zamandan beri aslinda üç farklıı türde (bir de üç farklı karşı türde) notrino keşfedildi ve başka türlerin de var oldugu ileri sürüldü. Eddington’ın kuşkuları gerçekten söylediği gibi değerlendirilebilir mi? Çekirdegin, pozitronun ve notrinonun deneyciler onlara verecekleri dogru keskileri bulana kadar var olmadiklari düşünülebilir mi? (Burada benim inancıma göre var olmadıkları değil de sonsuz “DATA”dan henüz bize gösterilmemiş olarak düşünüyorum -Talib-.)

    Böyle spekülasyonlar birakin gerçekligi kavrayışı akıl sağlığına bile zarardir. Fakat bunlar, kuantum dünyasi söz konusuyken gayet aklı başında sorulardir. Eger kuantum yemek kitabını doğru olarak takip edersek belli bir parçacığın varliğını gösteren, bir işaret olarak yorumlayacagimiz sonuçlar veren bir deney yapabiliriz. Aynı tarifi uyguladığımız hemen her zaman aynı sonuçIarı alırız.
    Fakat parçaciklarla ilgili yorum hep zihinde olup biter, belki de tutarlı bir hayalden ibarettir. Denklemler biz parçacıklara bakmazken ne yaptikları hakkinda hicbir şey söylemez, Rutherford’dan once de hiç kimse atom cekirdegine bakmamiştir, Dirac’dan öce hiç kimse pozitronun varlığını hayal bile etmemiştir.
    Eğer bir parçacığın biz ona bakmazken ne yaptığını söyleyemezsek, ona bakmazken var olup olmadiğını da soyleyemeyiz ve çekirdeklerin de pozitronların da yirminci yüzyildan önce var olmadiklarını iddia etmek mantiklidir, çünkü 1900′den once hiç kimse onları görmemiştir. (”DATA”dan Rabbülalemin tarafından kimbilir daha neler neler idrak ettirilecek kullarına -Talib-)

    Kuantum dunyasında ne gorürseniz onu alırsınız. Hiç bir şey de gerçek değildir; umabileceginiz en iyi şey birbiriyle uyum içinde olan bir dizi hayaldir. Ne yazik ki bazi en basit deneyler bu umutları da boşa çikarmistır.”

    Bunda sonra da Hz. Mevlana’nın şu sözleri çıktı karşıma;

    Ey dertli zamanımda canımın rahatı! Ey yoksulluk açlığında rühumun hazinesi olan Allah’ım!.
    “Vehmin elde edemedigi, anlayısın ve aklın eremedigi güzellikler senden canına ulastıgı için sen benim kıblem oldun.”

    • Allahım! Bitmez, tükenmez cömertliginle bana hesapsız mülkler versen, ne kadar gizli hazinelerin varsa onları önüme koysan, ben candan secde ederek vüzümü yerlere korum da derim ki:

    • “Ey Allahım! Benim için senin askın bütün bunların hepsinden daha degerlidir.”


  • filiz Yazmış:
    6 Mayıs 2008 12:20

    “DATA”…

    Sistemin kendisi ve dahi işleyiş şeklinin tam ve net şeklidir… sistemin işleyişinin açıklandığı yegane mertebedir, mevkidir, boyuttur, tüm soruların tam karşılığı olan cevapların, o sorunun o cevabından sonra daha üstüne bir yorumun veya cevabın olmadığıdır data… ben data’da yokum ama yaradılış, işleyiş ve dönüşüm sistemim vardır… ateşin yakıcı olduğu bilgisi vardır…;

    Ne zaman, nerede, hangi anne babadan doğduğum, genlerimin niteliği, doğduğum anda etki eden gezegenler ve etki süreleri ve etki miktarları, doğduğum anda orada bulunan kimselerin enerji çeşitleri, miktarları..;

    Benim,
    “yakacağını bile bile elimi ateşe uzatacak kadar ahmak” veyahut “akıllı” veyahut “özürlü” veyahut “dahi” veyahut “deli” veyahut “……..”…. bir birim olacağımın bilgisi data’da vardır…

    Yoksa filiz, ayşe, yasemin… isimlerinin ve kaderlerinin kimsenin umurunda olduğunu sanmıyorum…

    DATA’dan anladıklarım bunlar… bir de data’daki bilgilerden şüphe edilmez, tabii şüphe bizim boyutumuzda var, şu durumda tek ve yegane geçerli olan sistem data tarafından açıklanmıştır… OKU’mak ne büyük lütuuuf (sanırım mümkün değil)….

    sevgiler


  • selma Yazmış:
    6 Mayıs 2008 16:30

    HU..
    “Data” kelimesinin acizane bu kulda uyandırdığı etki, An’da Zatındaki Allahuekber kuvvetiyle irade etmesi ve her bir iradesinin kelam ve diğer sıfatlarının özellikleriyle birbirine bağlı olaylarla suretlere bürünmesidir. Suyun farklı yollardan gitmesi için oluşturulan kanallar gibi her bir irade de evren içre evrenlerilerin oluşması gerçekleşebilir.

    Selam gönüllerinde birlik ve sevgi fışkıran dostlara..
    Hatalarımdan dolayı şimdiden özür dilerim. C.Turna


  • Bir DOST Yazmış:
    6 Mayıs 2008 16:44

    ”DATA” dan çıkarımımız ne olabilir??

    Şimdi.. bu soru nereden geldi? Nereye gitmekte? Bu insanlığın tıkandığı bir nokta mıdır? Yoksa noktalardan bir nokta mıdır? Vardır bir hikmeti o zaman düşüneyim Haddi aşmadan…

    Her Zerre Küllün aynasıysa…, bir noktada tıkanılırsa, diğer noktalara da tıkanılabilir mi..?

    Noktalar aslında TEK ise noktadan noktaya geçiş yok ise.., bu ”an”lık tıkanma mıdır..? Bu durumda Tıkanmalar ”an”lık mı var olup yok olmaktadır?..

    ”AN”lık var ve yok oluşlar olunca çift olmaz mı? Yoksa ”AN” yoktan mı var olur.. böyle olunca TEK mi olur?

    Rasullullah Efendimizin ” Fakrımla iftihar ederim ” diye belirttiği yokluk bu mu ola?…

    Hakikat-ı Muhammedi bu mu ola?
    Aşık olduğumuz bu mu ola? Yoksa olmaya çalıştığımız mı?

    İlimle gidilen yerde kalan sadece AŞK mı ola..?

    AH! AHHH! diyen erenlerin AŞK ‘ı nasıl ola? veya eremiyenlerin? ya da eriyenlerin..

    Akar gözlerimden yaş yerine kan!
    ZERREce görünmez gözüme Cihan..
    Deryalar nuş edip kanmaz iken can,
    Aşıklar kandıran ummanı buldum..

    Emir SULTAN

    Bizi ilmiyle besleyen Üstad’tan ALLAH RAZI olsun…


  • ateş-su- toprak(...) Yazmış:
    6 Mayıs 2008 17:52

    İnniy amentü birabbiküm fesmeun. (Muhakkak ben Rabbinize iman ettim. Bunu duyun.)YA-SİN.
    Not: Bu ayet okunamadığı için olaylar birbiri ardına gelir.


  • ercan Yazmış:
    6 Mayıs 2008 18:59

    Data deyince akla gelen;
    saf bilgi, cozulmemiş…
    Her an her yerde var olan..
    Beyin de saf bilgiyi cozen yani ona bir anlam veren….
    ama DATA demek biraz soguk kaciyor… robot gibi..

    Hatirladigima gore buyuk bir alim cocuklugunda hocasina sormuş.. hocam Kur’an’i Kerimde zikirlerinizi, salatlarinizi hic kimseye duyurmadan yapiniz diyor.. Şeytan icimizde olduguna gore nasil şeytandan sakli, gizli zikredebiliriz?? demiş..

    Bu soru beynimin bir köşesinde bekliyormuş galiba
    data ile ilgili yaziyi okurken cozumlendi…
    sevgiyle yaptigimiz ibadetleri şeytan duymaz..


  • veysel Yazmış:
    6 Mayıs 2008 20:08

    ALLAH’U EKBER dedim daha yorum bölümüne gelir gelmez; güvenlik kodu çıktı karşıma; MUHAMMED..
    Ne diye bilirim “DATA” hakkında; hakikat-ı “DATA” işte tam burada….

    Sır gibi gizlenmekte olan, açığa çıkarılamayan sayısız-sınırsızlıkları taşımakta olduğumu ÖĞRENDİKÇE ve OKUyamadıkça ne demem gerek? ne anlamam gerek?
    Okumak gökyüzüne bakmak gibidir. Boş bakar sanırlar seni ama dikmişindir gözlerini bakMaktasın; “oku” manasının sende zahir olmayan yanına.
    SONSUUZ bir maviye bürünmüş yanıbaşında, AMA sınırlı sende “DATA”!! Anlayamadığın-kavrayamadığın, kendini hırpalayıp ta bir ucuna varamadığın, elini uzatsan değecek kadar yanıbaşında olan “DATA”!! Ne yaparsan yap, sana kalan sessizliktir sonunda. Çünkü ”BEN DİLEMEDİKÇE DİLEYEMEZSİN!!”, ”DİLEDİĞİNİ YAPAR!!” diyor yaa.
    Ama işte bu NOKTAdan sonra öyle narin, öyle temiz ruhlar beden oluyor ki.. “DATA” onların ilk varlıklarında mevcut oluyor taaa ki, sonsuza dek. Bu toprakların üstünden geçip gidiyorlar onlar da, ama öyle sessiz değil; uzanabildikleri kadar uzatarak ellerini; HAKİKATI (”DATA”yı) ANLATMAK İÇİN. Kavuşan alıyor nasibini.. Ve BİZ çok uzaklarında olsak da seslenmektedirler bize, çünkü seslenişleri yürektendir..
    “Ey insanlar bakın buraya geç olmadan, gelin siz de alın nasibinizden..”
    Ben daha iki kelimeyi bir araya getirip te İDRAK edemiyorum ki dostlarım; “DATA” nedir bileyim. İNŞALLAH birgün dostlar. Birgün OKUma ufkum da açılır, anlayışım da.
    Dua edelim hep beraber BİR olmaya. İNŞALLAH.

  • tufANsel Yazmış:
    7 Mayıs 2008 12:57

    “DATA”….
    Baktımda sağ tarafımdaki boynu bükük duran sazıma…
    sanki dedi ki bana…
    “DATA”, henüz benden çıkmamış olan sesler, notalardır…
    eee, ben neyim? dedim.. SUSTUM… ötesini düşününce kafam allak bullak oldu..


  • space Yazmış:
    7 Mayıs 2008 14:30

    Allah Ademi Kendi Sureti Üzere Yarattı.
    Zerre Data, küll DATAnın aynasıdır…
    İkisini BİRleştiren zamanın BABASIDIR (EBUL VAKT)…

    KENDİMCE ZERREMCE DÜŞÜNÜYORUM.
    Kendini salt olarak hissettiğinde Zat`ındasın…
    Kendinde sonsuz özellikler hissettiğin anda “DATA” boyutundasın… Ki bu hissettiğin özellikler o anlık üretimin olan özellikler…
    Elbette Zat`ından bu özellikler gibi nice sonsuz özellikler ile “DATA” boyutuna tenezzül edebilirsin…

    Bu özelliklerini detaylı düşünmeye başladığında Esma boyutundasın…
    Bu düşündüğün özellikleri düşünsel olarak aynı zamanda fiil (düşüncelerinizden de mesulsünüz) olduğu için Efalindesin…


  • space Yazmış:
    7 Mayıs 2008 17:12

    Tabii tüm bu detaylar kendine bakışın şiddet ve gücüyle alakalı…

    Kendinizi sadece (tanımlayarak kayıtlayamayacağınız) tanımsız Zatınız ve onun ÜRETtiği sonsuz özellikler ve bu özellikleri açığa çıkartan bir yapı olarak genel bir gözle seyredebilirsiniz…

    Veyahut ta kendinizdeki her hali(state) ayrı ayrı yakalayıp, detaylandırıp katman katman, boyut boyut tarif edebilirsiniz…
    Bu tümüyle sizin kendinize bakışınızın gücüyle, şiddetiyle alakalı…

    Kimi ayna görmemiştir…
    Kimi geçer aynanın karşısına şöyle genel bir bakar biraz saçına, başına, biraz kıyafetine göz atar…
    Kimi de öyle bir geçer ki aynanın karşısına, en ince ayrıntısına kadar göz atar KENDİNE…
    Her detayını bilir… Bakıp ta göremeyenlere de bildirir…
    Heyhat bakıp göremeyen bazen bildirilse de gözünün önündekini göremez…
    Hatta o kendini anlatmış bende yok der, göremeyince inkar eder…

    Şimdiye kadar “DATA” halimizi farketmemiştik, yaşadığımız her an bu halimiz ile kaimiz fakat farkında bile değildik “DATA” halimizin…
    Bildirildi şükür…
    Farkedebildik mi?
    Yoksa ötelerdeki bir ‘data’yı mı çözmeye çalışıyoruz…
    Yoksa kendimizdeki bir hali YAKALAMAYA MI çalışıyoruz bu tariften?


  • niyazi Yazmış:
    7 Mayıs 2008 21:50

    ‘Vechini hanif olarak (bir tanrıya tapınmaksızın, Allaha şirk koşmaksızın, doğru iman işlevselliği ile) o tek dine doğrult! o Allah fıtratı’na ki, insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah yaratışına tebdil (bedel) yoktur (fıtrat değişmez, açığa çıkarmayı dilediği özelliktir, özel bir ismi ve kemalatı vardır)… işte bu (hanifilik tabanlı fıtrat dini) Din-i kayım’dır (hep payıdar, daim geçerli sistemdir)… Fakat insanların ekseriyeti bilmezler’ (Rum:30)

    İşte bu ayeti idrak edebilirsek, seyrine geçebilirsek!…
    Allah ıdrakımızı artırsın, teklği daimi kılsın, hazmını kolaylaştırsın.


  • !SELAM Yazmış:
    8 Mayıs 2008 11:33

    Selam Ve Sevgiler…

    Güvenlik kodunu yazmış bazı dostlar… İstedik ki bizde yazalım… “ibret”
    Ve ekleyelim SALT bir cümleyi, Güvenlik kodunun ardından konuyla ilgili…

    “DATA IS DATA!”


  • Bergüzar Yazmış:
    8 Mayıs 2008 13:39

    “Allah Ademi Kendi Sureti Üzere Yarattı.”

    “Allah Ademi ‘YERYÜZÜNDE’ Kendi Sureti Üzere yarattı,” yeryüzünün (bu alemin) kapasitesi ölçüsünde yansıyan DATA ile.!


  • space Yazmış:
    8 Mayıs 2008 16:36

    Adem ‘yeryüzünde’ Halifedir.
    Ama “Kendi Sureti Üzere Yarattı” müjdesiyle konuya bakarsak, Yeryüzü ve Yeryüzü Kapasitesi kavramları düşer…

    Adem’in gerçek boyutları ortaya çıkar…

    Sen kendini küçük bir şey sanırsın, oysa alem sende saklı kavramı ile ifade edilmek istenir…

    Zerre Küllün Aynasıdır ifadesinde bir zerre, bir küll var.. ikisi birbirinin aynadırdan daha öte, zerre ve küll ikilemini yok etmeye yol vardır…
    Zerre Data, Küll DATA`nın aynasıdır sözü de bu düşünce ile ifade edildi… Yoksa kendi Data’nı farkettiğinde DATA`yı farketmişsindir…
    Kendi Zat`ını farkettiğinde aslında ZAT`ı farketmişsindir…
    Çünkü ALLAH de ÖTESİNİ BIRAK!!!
    EL AN!!!


  • özde Yazmış:
    8 Mayıs 2008 18:04

    “DATA”: ALLAH adıyla işaret edilenin; kendini seyretmek istediği AN da, yöneldiği ESMALARI…

    Güvenlik kodu: sonsuzz


  • AHHA Yazmış:
    8 Mayıs 2008 18:37

    1 (Elektrik var), 0 (Elektrik yok)

    Bir VAR, bir YOK..

    VAR-YOKların birbirlerine göre kombinasyonları var (11000, 10111, 10001, ….) >>>Anlam oluşturmamış, işlenmemiş DATA!

    DONANIM (=algılama) ARACINA göre VAR-YOK kombinasyonları ise Monitörde GÖRÜNTÜ, Hoparlörde SES, Klavyede KARAKTER, YAZILIM (çıktısı) oluyor >>> Algıyacı boyutunda anlama bürünüyor (knowledge). ÖZde hepsi DATA!

    DONANIM nerede bitiyor, YAZILIM nerede başlıyor, HAYRET? Halbuki, DONANIMın elektriğinden (DATA) başka bir şey yok! YAZILIM, DONANIMdan ayrı bir ŞEY değil! Ne içinde ne dışında..


  • mustafa öz Yazmış:
    9 Mayıs 2008 16:08

    Data= Hakikatı Muhammediye, Ruh adlı melek, nefsi kül, aklı kül, insani kamil dir. Holografik esasa göre biz de, Data’nın tüm özelliklerini taşırız, ancak data bize nefsi safiye düzeyinde açılmasına rağmen, içinde bulunduğumuz bilinç durumuna göre çıktı verir. Bu nedenle aslında insanın imanı bilinci kadardır. Kişinin hakikati anlaması da bilinç durumu ile doğru orantılıdır.
    Biraz daha ışık Allahım… BİZİ KARANLIKLARDA İLİMSİZ BIRAKMA ALLAHIM.


  • space Yazmış:
    9 Mayıs 2008 18:07

    Eğer aşağıdan yukarı doğru bakmaya devam edersek Üstad Ahmed Hulusi`nin dediği gibi piramitin tepesinden bakamazsak, Hz. İsa`nın dediği gibi; insan gibi düşünürsek Allah gibi değil…
    O zaman elbette bir biz varız bilincimizle,
    DATA bizde çıkar kapasitemizce…

    Oysa gerçekte “Dilediğimi yaparım” diyor…


  • Umut-Aysegul Yazmış:
    10 Mayıs 2008 10:42

    Ezber bozmak, “yeni” bir ezber “teklif” etmek, “yeni” bir dayatma uygulama yolunu açmaktır.. Yapıp, bozmakla ilgili her operasyonda komplikasyon riski vardır.. Hiçbir aklıbaşında uzman kolay kolay bu riski almaz.. İki ihtimal var; ya yazarın bu yayına ulaşabileceklere derin merhameti, riskleri gözardı etmesine neden oluyor, ya da risk yok..

    Riskleri ancak amatör, heyecanlılar yok sayabilirler ki A. Hulusi’nin eserlerindeki yüksek profesyonellik dokusu bu ihtimali iptal eder.. Geriye kalan ihtimal de yazar bir şeye güvenerek bu yüksek dozdaki yüklemede mahsur görmemektedir.. Bu güven bizlerin her şart ve dozaj altında ezberlerimizin bozulmayacağına olan güvendir.. Amaç böyle bir ihtimalin de saha da olduğunun kokusunun okuyanlara ulaşmasıdır sanıyorum..

    Çok anlarmış gibi, teşekkürler etmeyi çok isterdim ama yalan olur.. Anlamakta zorluk çektiğim ama kalitesini, eşsizliğini, değerini biraz da olsa fark ettiğim her olguya duyduğum hayranlığı ifade etmek için kullandığım terminolojiyi kullanacağım.. MUHTEŞEM..


  • . Yazmış:
    10 Mayıs 2008 13:14

    “DNA”


  • özde Yazmış:
    10 Mayıs 2008 14:42

    Sevgili dostlar,

    Ezber bozmak (çalışması), geçmişteki veriler ışığında ifade edilmiş DİN(i) kavramların, güncel bilimsel veriler ışığında ifade edilen, AYNI kavramlardır ki bu konu ; “Dinde reform olmaz, dini anlayışta reform olur..” diyerek öze erenlerce ifade edilmiştir.

    Kur’an-ı Kerim bu konuyu kesin ve net bir dille; “Velen tecide li sünnetallahi tebdila” “Allah’ın sünnetinde (sistem ve düzeninde) asla yenilenme (değişiklik) olmaz” diyerek ifade etmiş…

    Bozulan yeniden kurulan bir sistem yok, sadece daha önce ifade edilen DİN(i) kavramların misallerin yeniden ifade edilmesi var… açılımları var.. yaşanması var.. günün şartları istikametinde..

    Örneğin;

    - Dün; kendimizi et –kemik yapı olarak görürken, (“ Ete kemiğe büründüm, Yunus oldum göründüm…”) bugün aynı olayı; hücre boyutundan-atom-string boyutuna, TEK bir yapı olduğumuzu fark ediyoruz..

    - Bilimsel gelişmeler ışığında bu gerçekliklerin ifadesinde YENİ terim ya da kavramların kullanılması gerekir ki buna; ister ezber bozmak deyin, ister YENİLENMEK..

    - Dün; RUH adlı MELEK denilen Hakikat-i Muhammediye’ye bugün; Kozmik Bilinç diyoruz..

    Her yüzyılda gelen müceddidler ile ahir zamanda görev yapacak/yapmakta olan son mücedid El Mehdi (ar) dinde değil; dini anlayışta reform yapan, yenileyicilerdir.. uyarıcılardır…

    “O her an yenibir şendedir..”

    Tabiat ve şartlanmalardan azade olmak, ezberleri bozmak, yenilenmek dileğiyle ..

    Allah’ın selamı daim üzerimizde olsun… Sevgi ve saygılar efendim..