Rasûlullah aleyhisselâtu vesselâm bir gün ashabı ile otururken bir bedevi geldi ve:
"Ey Muhammed! Herkese çok çok veriyormuşsun, bana da ver!" dedi.

Alabildiğine kaba bir haldeydi. Peygamberimizin arkadaşları bu halden rahatsız oldular ve duruşları ile rahatsızlıklarını hissettirmek istediler.

Rasûlullah aleyhisselâtu vesselâm onun isteklerini yerine getirdi ve gönlünü hoş ederek uğurladı. Daha sonra ise şunları söyledi:
"Benim halimle bu adamın hali şuna benzer: Adamın devesi kaçmıştır ve adam devesinin peşine düşmüştür.
Adam koşar, devesi kaçar. Derken çevreden insanlar durumu görünce
'Şu adama yardım edelim, devesini tutuverelim' derler ve devenin peşine düşerler. Deve arkasına baktığında kalabalıkları görür ve daha süratli kaçmaya başlar.

Deve sahibi, işin daha kötüye gittiğini hemen anlar. İnsanlara:
'Ne olursunuz devemle beni başbaşa bırakın, devemle aramdan çekilin! Yoksa hiç yakalayamayacağım!' der. Adamlar aradan çekilir ve deve sahibi bir
tutam ot alarak devesini yakalar
."

Rasûlullah aleyhisselâtu vesselâm bu tabloyu anlattıktan sonra şöyle buyururlar:
"Ben onu sizin tavrınızla başbaşa bıraksaydım asla onunla beraber olamazdım. Onunla konuşma ve derdine
derman olma imkanı elde edemezdim
."