Tanrının Zihnindeyiz, Düşüncesiyiz!

|

Evet...
Belirli bir süreden sonra tekrar New York’dayım. Mayorka’da, Barselona—İspanya’daydım ve
5 günlük sessiz bir inzivadan sonra Cenevre’deki Kızıl Haç olayı ve sonra New York’a döndüm.

Hakikat Nedir?” sorusuna karşılık bir kere daha fikrimi paylaşayım...

Hakikat Nedir?”
Fiziksel dünya gerçekten de var mı? Fiziksel dünya renk, ses, şekil, doku,tat, koku gibi özelliklere sahip mi? Tüm bunlar bizim bilincimizde olan şeyler. Hakikat diye tanımladığımız şey, gerçekten de nöronların belirli bir düzen içindeki etkileşiminin aktarılması ve beyindeki elektromanyetik titreşimler... ve bu renk, şekil, tat, koklama gibi
tecrübelere dönüşüyor.. tüm bunlara tecrübe diyoruz ve bunlarla ilişkilendiriyoruz dünyayı, bunlar
dünyayı ilişkilendirdiğimiz özellikler ve bu aslında bilincimizdeki elektriksel tepki ve nöron örgüsü.

Örneğin:
Bazı böcek ve arılar var ki bunların gözleri polaroid. Gökyüzüne baktıklarında güneşin pozisyonunu berlirliyebiliyorlar.
Bir başka deyişle onların gördükleri güneş, sizin ve benim gördüğümüz güneş değil. Bazı güvercinler, aslında
bazı kuşlar, posta güvercinleri, yarasaların radara benzer aletleri var ve aslında bazı özel aletler olmadan
da onlar bizlerden daha çok gerçeğe erişime sahipler. Balinalar sesaltı-infrasonik sesleri duyabilirler,
yarasalar sesötesi- yüksek frekanslı sesleri duyabilirler, bukelmunların gözünden baksanız, merak
ediyorum acaba onlara bu dünya nasıl gözükmekte?...

O zaman dünyanın gerçek doğası nedir? Gerçek rengi nedir? Gerçek ses nedir? diye sorarsanız eğer böyle bir şey YOK! Aslında bunlar bir “fiziksel” dünyanın özellikleri değil. Çünkü “fiziksel” dünya aslında fiziksel değil, atomaltı olaylardan meydana gelmiş, ve bugün pek çok fizikçinin “haps ya da happenings- oluşumlar” diye tanımladığıdır.

Burada benim teorim- aslında sadece benim de değil pek çoğunun teorisi; fiziksel gerçekliğe atfettiğimiz tüm sıfatlar, özellikler aslında kendi bilincimizdeki olaylardır. Enerji- bilginin, haps-happenings-oluşlara, tecrübelere dönüşümüdür. Dolayısıyla tasarlanan, oluşturulan ve yönetilen dünya, bizim bilincimizde meydana gelmekte.

Şu anda siz beni bilincinizde tecrübe ediyorsunuz, ben şuanda New York’u kendi bilincimde tecrübe ediyorum.
Tüm dünya bilincimizde oluşuyor. Aslında bu oluşan bilinç TEK bir bilinç. Tüm bu evren bu Tek Bilinçten
meydana gelmekte ve ister buna “Tanrının Bilinci” deyin ,ister buna “Evrenin Bilinci” deyin,
ister buna “Birleşik Alan” deyin, ne derseniz deyin...

Bizler birbirimizi kapsamaktayız, vücutlarımız atomların çevrelediği birbirine geçmiş, birleşmiş ... Biz TEK BİR eneji alanıyız, TEK BİR bilgi alanıyız ve biz TEK BİR BİLİNÇ alanıyız ve TEK BİR bilinç alanına büyük ruhani gelenekler
“Tanrının Zihni-Düşüncesi” diye adlandırırlar. Bu Zihnin, düşüncenin dışında hiç birşey YOKtur.

Bilincinizin dışında herhangi bir şey düşünebilir misiniz? Aslında bilinciniz olmadan düşünebilir misiniz? Bilinciniz olmadan bir şey tecrübe edebilir misiniz? Biz O BİLİNCin varlığı ile varız ve O TEK BİR BİLİNÇ, O MÜBAREK- KUTSAL BİR
BİLİNÇ, O ÜSTÜN, herşeyden GANİ... Her tecrübe orada meydana gelmekte. Çünkü biz O BİLİNÇte mevcuduz.
O muhteşem Sufi, Celaleddin Rumi tarafından bir kere daha hatırlatıldım...

Şöyle seslenmekteydi:
Sebepleri öğrenmek isteyerek, delirmenin eşiğinde yaşadım, çaldım Allah’ın kapısını...
kapı açıldı ve gördüm ki, içerden çalmaktaymışım
...”

Çeviren : AylinER

 

anasayfa

murat@okyanusum.com