{ o k y a n u s  v i d e o }

Görünmeyen Manyetik Alanın Gücü

Çeviri: Zehra Mirzaoğlu - Aslı Erdoğ
Hazırlayan: AylinEr - Hakan Çakmak


Eski Çin Akapunkturunu ve Modern Psikolojiyi birleştiren çok Önemli bir Keşif

Hayatın her yönünde şaşırtıcı sonuçlar sağlayan;
Ağrıyı dindirme
Negatif duyguları temizleme
Sınırlayıcı inanışlardan kurtulma

Ve Daha fazlası
Ertelemeyle baş etme
Kendini sabote etmeyi durdurma
Çok para kazanma
İlişkileri geliştirmek
Zenginliği çekmek

2011 Dünya Vuruş Zirvesi

Hayatınızı vuruş tekniklerini kullanarak nasıl değiştireceğinizi öğretiyor

Olayı önizlemek için dünyaca tanınmış 3 uzman bazı EFT ve vuruş tekniklerini hakkındaki sırları paylaşmak için bir araya geliyor.

Günümüzde Bruce Lipton Quantum Mekaniğini tartışıyor ve bu güçlü bilimin, insanların yaşamlarının nasıl gerçekten istediklerini yansıtmadığını, anlatıyor.

Üniversitede çok parlak bir bilim adamı olan Erving Colinsward ‘dan  Ph.D derecemi alırken çok büyük bir şansım oldu. Erwing Colinsward kök hücre klonlaması ypan ilk kişilerden birisiydi, ben gerçekten  kök hücre kültürü(üretimi) yapıyordum, 1967 lerde,
40 yıl önceydi, insanlar şaşırıyordu, “kök hücre mi” yepyeni bir şeydi, şimdi ise uzun zamandır kök hücre etrafımızda, çok özel klüpler dışında.

Kök hücre araştırmamdaki en güzel bölüm şuydu;genetik olarak benzer hücreleri klonluyordum, şunu fark etmeye başlamıştım, eğer bu genetik olarak benzer kök hücreleri ayrı petri(sığ cam kap) kaplarına koyarsam ve dış ortamlarını değiştirirsem….

Bir kaptaki  kas, ikinci kaptaki kemik, üçüncü kaptaki  yağ hücresine dönüşmüştü, sadece dış çevreyi değiştirerek..Bir an durup sorarsınız, bunlar benzer genetik özellik gösteren hücreler değil miydi? Peki bunu kontrol eden neydi? Niçin Kas, kemik , 
yağ olmuşlardı? Cevap çok açıktı; dış çevreden alınan bilgi..

Böylece bu olay benim genom, arka plan ve  yapılanma odaklı  çalışan, genom projesini yaratan meslektaşlarıma öncülük etmeme neden oldu. Kısa zamanda kestirmeden çok yol almıştım. Ben çevrenin rolü ve hücrenin kendini  ifade etmensi nasıl etkilediğine bakıyordum. Herkes merak ediyordu genlerin hücreyi nasıl  kontrol ettiğini .. Henüz benim makalem çok prestijli bir dergide yayınlanmıştı. Sonuç çok açık ve netti, hatta şüphe bırakmayacak kadar netti; hücrenin kaderi kesin olarak hücrenin bulunduğu çevre tarafından kalıcı olarak belirleniyordu. Bunu yayınladığımda tabi benim için çok heyecan vericiydi..

Ama kendimi sonra küçük bir topluluktan biri olarak bulmuştum, bizim cemiyet içinde. Çünkü ben yasağı çiğnemiştim. Merkezi dogmaya göre. Merkezi dogma bugün biyotıbbın  dayanağıdır, direğidir..Francis Crick tarafından yaratılmış bir kavramdır. Jim Watson ile beraber DNA nın çift sarmalını keşfetmişler. Merkezi dogma basitçe şunu  söyler; biyolojide bilgi akışı önce DNA dan RNA ya sonra da proteine gider, ve bu birçok kaynakta vardır, hala bu böyle bilinir..evet bilgi akışı DNA dan aşağı doğrudur..çünkü vücudumuz proteinlerden oluşmuştur, ve proteinler DNA tarafından kodlanmıştır.

Dogmaya inanışına göre kaderimiz ve hayatımız almış olduğumuz genler tarafından belirlenir. Yani biz genetiğimizin kurbanı oluyoruz.. Bu noktada siz kendi genlerinizi seçmediniz ve genlerinizi de değiştiremezsiniz, çünkü genlerde hayatı kontrol ediyor.
Ve siz böylece genlerinizin kurbanı oluyorsunuz bu inanışa göre,
klasik bilimin öğrettiği mesaj budur. Sonuç olarak bu
tamamen yanlıştır.

Newton fiziği ile quantum fiziği arasındaki farkı anlatabilir misiniz? Her biri dünyayı nasıl görüyor?

Evet eğer bu terimleri anladıysanız quantum fiziği ve quantum mekaniği veya Newton fiziği ve Newton mekaniği, fizik ile mekanik burada eşanlamlı sözcüklerdir. Fizik gerçekte evrenin çalışma mekanizmasıdır. Yeni fizik, quantum fiziği ise gerçekten böyle bir
şey değildir. Tıp okulundaki meslektaşlarım da hepimiz Newton fiziği ile eğitim aldık.
Ve ikisi arasındaki fark çok derin; klasik fiziğe göre bu yaşadığımız evren bir makine
ve mekanik parçalardan oluşmuş..Eğer nasıl çalıştığını anlarsanız, parçaları ayırırsınız,
parçalar üzerinde çalışırsınız, öğrenirsiniz ve çalışmasını değiştirirsiniz.
Tıbbın da temeli buna dayanır; insan vücuduna bakarız, fiziksel
parçalardan oluşuyor, eğer doğru çalışmazsa parçaları ilaçlar
ve kimyasallar alarak değiştirirsiniz .
Klasik tıbbın çalışma şekli budur.

Quantum fiziği okumaya başladığımda, fark ettim ki ”aman Allahım , evrenin temeli mekanik fiziğe dayanmıyordu, görünmeyen enerjiye dayanıyordu” ki bu  alan olarak adlandırılıyordu. Eğer burada, önünüzde bir mıknatısı tutarsam, mıknatısı görebilirsiniz ama mıknatısın görünmez alanını  göremezsiniz. Söylediği şey şu, biz fiziksel şeyleriz, dünyamızda fiziksel bedenler gibi, biz bu alanlarda gömülüyüz, manyetik alanlar, şu tür alanlar, mesela; telefon alanı,, cep telefonu alanı, televizyon alanı, radyo alanı, bütün aralıklar.

Newton fiziği ile quantum fiziği arasındaki fark şudur; Newton fiziği taneciklere odaklıdır, quantum fiziği ise şunu söyler, taneciklerin neden o şekli aldığını anlamak isterseniz o zaman manyetik alanı anlamak zorundasınız. Alandır biyolojiyi kontrol eden,, görünmez kuvvetlerdir. Albert Einstein tarafından verilen çok büyük bir şifre(yasa) var, basitçe “alan, taneciği kontrol eden ruhudur”( the field is the soul governing agency of the particle) !... Başka bir deyişle, görünmez şeyler, alanlar ve tanecikler, alandır taneciğe
şeklini veren. Bu quantum fiziğinin temelidir.

Konuyu şöyle bağlayabiliriz, benim fiziki bedenim nasıl sağlıklı halde veya hasta halde olabiliyor, bu fiziksel bir dışavurum? Bunu bedene bakarak anlayamazsınız, bunu anlamak için alandaki görünmez kuvvetlere bakmalısınız. Mesela, mıknatısı serpiştirilmiş demir tozuna yaklaştırdığınızda, tozların belli bir modelde(desen) mıknatısa yaklaştığını görürsünüz. Quantum fiziği bu desene bakıyor ve şunu anlatmaya çalışıyor; bütün bu tozlar buraya nasıl geldi ve var olan alanı tanımadan bu desenin üstüne nasıl düştü?
Demir tozlarının neden böyle bir şekil oluşturduğunu açıklayabilir misiniz?
Manyetik alan bilmiyorsanız kesinlikle bunu açıklayamazsınız!..

Bunun doğası nedir? Vücut ve hücreler demir tozu gibidir, tıp bedenin doğasını anlamaya çalışıyor, demir tozuna bakarak, quantum fiziği de diyor ki; alana bakarsanız bedene ne olduğunu anlarsınız. Evet bu alan nerden geliyor, şöyle adlandırılıyor matrix, çok ilginç bir sözcük, çünkü quantum fiziğin kurucularından olan Max Planck matrix adını verdiği bu görünmez, şekil veren alanlar hakkında konuşmuştu.Ve tabi bu filmde kullanıldı..
Bazı insanlar gerçekten matrix hakkında konuşurken  Divine Matrix i
kastediyorlardı,  arkadaşım Greg Braden bu konuda kitap yazdı..
Şu anlama geliyor; bu alan sadece enerji alanı değil, aynı
zamanda tanrının ruhuna eşdeğerdir. Ok

Evet, görünmez kuvvetler, fiziği kullanırsanız  alanların görünür kuvvetlerinden bahsederiz..veya ruhsal dokunuşu kullanırsanız,  ruhun görünmez kuvvetlerinden bahsederiz .

Ruh ve alan  modern bilimde hemen hemen aynı şeyi gösteriyor. Ve bilim, Newton fiziğinin ihmal ettiği görünmez kuvvetlerin ruhsal kavramlarını dünyada rol almasına neden oluyor.

Newton fiziğinin bakış açısının bizim bedenlerimizin iyileşme kabiliyetini nasıl sınırladığını anlatır mısınız?

Klasik tıp tamamen Newton fiziğine kilitlendi, iyileşme(şifa) kavramını akıllarına bile getirmiyorlar..Ki bu çok ilginç, çünkü onlar tıp eğitimindeler, tıp öğrencileri 15 dakikada onların akademik kariyerlerini, plasibo etkisi olarak adlandırılan bir olayla elde ederler.
Plasibo etkisi özetle şudur; bilinç sağlığın karakterini değiştirebilir, başka bir deyişle eğer bu ilaçların harika olduğuna inanırsanız, bu ilaçları bulursunuz ve kullanırsınız, zihniniz bu ilaçların mucize olduğuna inandığı için iyileştirir sizi, yoksa ilaçlar tek başına şeker.den farklı değildir. Şimdi kesinleşmiş bir gerçek vardır ki; bütün ilaçla tedavinin üçte biri
plasibo etkisiyledir. Çünkü bu çok önemli, ilaçla tedavide bir şeyi resmin
dışında bıraktık, eğitim ve araştırma..eğitim şunu söylüyor, eğer pozitif
düşünceler içindeyseniz plasibo etkisi iyileşme sonucunu yaratır.

Kitapta ve kitle iletişim araçlarında bahsetmedikleri şey ise “nosibo etkisi” . nosibo etkisi de aynen plasibo etkisi gibidir, düşüncelerin negatif yapıda olması dışında!..
Önemli nokta şudur, düşünce çok güçlü, negatif olsun veya  pozitif olsun.

Eğer dikkatimizi pozitif düşüncelere verirsek, plasibo etkisi deniyor ve iyileştirmeyi sağlıyor, bildiğimiz ama hakkında konuşmadığımız ise nosibo etkisi olarak
adlandırılan negatif düşünceler, plasibo etkisi kadar güçlü, ama zıt yönde..