“Deccal şehrime giremez. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi ben de Medine’yi haram kıldım...
İbrahim’in Mekke’ye yaptığını ben Medine’ye yaptım.”
Hz.Muhammed (s.a.v)
Hz. İbrahim, Hanif olması sebebiyle tanrısal anlayışı kendi bilincinde yok eden ve tümel yapıyı, sünnetullahı, sınırsız ilim ve gücü idrak etmiş, Rasulullah Efendimizin atası olmakla birlikte Allah’a dost olmuş bir Zattır.
Hz. İbrahim bilincini, vehmi benliğinin kendisinde yarattığı; akıl, fikir, düşünce, sezgi gibi kuvvetlerin çekişme ve çatışmasına karşı güvenli hale getirmiştir. Bununla birlikte maddi hırslardan (makam, mevki, para vs.), bedensel arzu ve çıkarlardan, sınırlı insan algılaması ve şartlanmalar nedeniyle Tek kare resmi çok sanmaktan da bilincini uzaklaştırarak beden şehrini Allah’tan gayrısından arındırmıştır.
Böylesine arınmış, temizlenmiş, durulaşmış bilinç bendende; ilim, marifet, fazilet yerini almıştır. Bu hali yaşayan insan; bedensel arzuların tabiat gereği olduğunun bilincinde olduğunca, uzağındadır da aynı zamanda. Yaşanan olaylar olarak adlandırılan hayaller karşısında muhalif ve irdeleyici değildir. Alemlerdeki tasarrufun farkındalığıyla bakabilirken olgulara; fiillerin tevhidini tevekkülle, sıfatların tevhidini ise rıza ile karşılayabilmektedir.
Sünnetullahın bilincinde olarak; yaşanan ( iyi veya kötü denen olayların) kendinden, kendi düşünce sisteminden kaynaklanmakta olduğunun farkındalığıyla kalb-gönül evini düzenlemektedir. Bu çaba ile beden şehrinde emniyeti sağlayan insan, marifet ve hakikat ile rızıklandırılırken, şükrünü ise; kendine açılan idrakleri kemale ulaşma yolunda kullanarak gösterir.
Vehim, kesret, isim ve cisimlerden arınmış, tasarrufun ne ve nasıl olduğunu algılayabilen, bir bilinç boyutuna Deccal’in girmesi söz konusu dahi olamaz. Marifet ve hakikat ilimleri ile rızıklandırılan bu boyuttaki bilinç artık emin bir beldededir. Buna karşın Deccal için de haramdır. Onu etkilemesi bir yana yaklaşması bile zordur.
Bu boyuttaki insan bilinci karşılaşsa bile Deccal’i tanır. Çünkü O’nda seyri seyreden Allah olmuştur. Gören göz. İşiten kulak, düşünen beyin, işleyen ve algılayan O’dur artık. Allah’ın Baki olduğu şehirlerde O’ndan gayrı ne kalır ki Deccal olsun.
İşte Hz. İbrahim’in kendinde (Mekke’de) Hanif bilincine ulaşarak; esma, ef’al ve sıfatların tevhidiyle yaptığı bu gönül düzenlemesini, Hz. Muhammed’de(Medine’de) kendinde gerçekleştirmiş ve Muhammedi Hakikatın aydınlığı ile Medine’yi Aydınlanma şehri yapmıştır.
Bu Münevver şehirde Muhammedi Nur şemsiyesi altında yaşayan insanlar; Allah’a yönelişi özden dışa doğru yapabilmeyi, arınma , rıza ve tevhid anlayışıyla; kendilerinde yarattıkları putlarını kırmaya, kesretten ve vehimden kurtulmaya, gönül evlerini inşa etmeye davet edilmişlerdir. Davete icabet edebilenler için de her an beden bilinç şehirleri Deccal’e haram olmaya devam edecektir, o beldeler emindir artık.
Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam’ı kendine efendi bilip, O’nun ruhaniyetine bağlananlardan, Mürşidi Kur’an, Dostu Allah olanlardan olarak şehrimizi güvenli hale getirebilmek nasibimizde olsun inşallah.
Rufeyde Jale HEKİMOĞLU
rufeydejale@mynet.com
ana sayfa
|