Gözleri doğuştan arızalı olan birisi vardı. Her şeyi bulanık görüyordu. Renkler ve şekiller birbirine giriyor, varlığı ana hatlarına ayıramıyordu. Ama gönlü güzel bir insandı. Her şeyi ve herkesi “hoş görüyordu”..
Çalışamadığı için fakirdi. Gözlerini tedavi ettirecek para bulamıyordu. Astronomik paralar harcayarak Amerika’ya gitmesi ve dünyanın en iyi göz doktorunun ameliyat etmesi gerekiyordu. Bir gün kader yüzüne güldü. Dünyanın en iyi göz bankasında dünyanın en iyi göz doktoru sırf hayır için onu ücretsiz tedaviye çağırdı.
Gerekli tetkikler yapıldı, hastalık nedenleri saptandı. Başarılı bir operasyonla hastanın “görüşü netleştirildi”. Birkaç aylık bir süre içinde hastane ortamında dünyadaki renkleri, şekilleri, güzellikleri ve çirkinlikleri tanıttılar. “Görüşü netleştiği” için her şeyi çok hızlı öğreniyordu. Tedavisi bitti. Hastane kendi reklamı için bir uğurlama ve tanıtım töreni düzenlemişti.
Küresel tv. kanalları da uğurlama anını tüm dünyaya naklen vermek için hazırdı. Tören başladı. Başhekim konuştu, ameliyat doktoru konuştu ve kürsüye “net görüşlü” çıktı. Mikrofonları düzeltti. Birkaç kez öksürdü ve tarihi teşekkür konuşmasına başladı:
“Merhaba dünya! Merhaba evren! Merhaba dünyanın en iyi göz hastanesi ve merhaba dünyanın en iyi göz doktoru!.
Uzun yıllar boyunca her şeyi bulanık gördüm. Şimdi her şeyi “çok net” görüyorum. Bu bir mucizedir. Belki içinizde bu mucizeye inanmak istemeyenler çıkabilir. Sizleri inandırmak için ne kadar “açık ve net” gördüğümü kanıtlayacağım.
Şu karşımda oturan sevgili başhekimdir. Hani şu kısa boylu adam, başı gövdesine göre fazlaca büyük olan, sürekli kendini sahte gülücüklere zorlayan var ya işte o dünyanın en iyi hastanesinin en iyi başhekimidir.
Hemen onun yanında duran aşırı uzun boylu var ya işte o benim doktorumdur. Yüce tanrım bu iyi kalpli doktorun derisini siyah cilt boyasıyla boyamış. Yüzü tencerenin dibi gibi kapkara, gözleri bembeyaz çok komik görünüyor. Bu Afrikalı Büyücü torunu… espri yapıyorum… dünyanın en iyi kalpli en iyi göz doktorudur.
Ve yanında duran şu melek, hemşiremdir. Fakat biraz yaşlanmış meleklere benziyor. Makyajla yüz kırışıklıklarını kapatmaya çalışmış ama ben “net görüşümle” tüm gizlemiş olduğunu zannettiği hatalarını görüyorum…”
Bu hayali senaryoyu burada kesiyoruz. Gerisini merak etmeye değmez. Devamını ve sonunu bağlamak o kadar da zor değil.
Asıl anlatmak istediğimiz gerçek bir hikayemiz var. Hepimizin hikayesi…
Hikâyemizin adı “BASİRET AÇILINCA”dır.
Basiretinin açılması için duâ ve zikir reçetelerini tatbik edenler en kısa zamanda etkileri hemen fark etmeye başlar.
İlim sıfatı açılmaya başlayanlar (???) … ilimden nasibi olmayanları “daha net” görmeye başlar. Ve nasıl âlim olunacağını hemen tarife başlar. İnsanların “câhil” yönlerini de çok güzel cümlelerle anlatırlar ki ibret-i âlem olsun, herkes kendisini daha çabuk anlasın.
Cemal ismi açılanlar(???)… kendi güzelliklerinin ve kendisine bahşedilmiş olan cemâlî nimetlerin hemen farkına varır. Başkalarına da sıçraması niyetiyle “karşılıksız paylaşım” (???) için “kendi güzelliklerine methiyeler” dizmeye başlar. Bu arada “başkalarının” yani “nasipsizlerin çirkinlikleri”ni de ustalıkla ince ince, derinden derinden sesli olarak “okur” (???) ki herkese daha faydalı olsun.
Her isim ve sıfat zıttı ile gelir zıttı ile birlikte açılır. Güzellik anlayışımız netleşirken çirkinliği görüşümüz de netleşir.
Aslında güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, isabet ve hata bir bütünün iki yüzüdür. Birbirinden ayrılmaz. Görüş bulanıkken ayıramayız. Görüş netleştikçe “ayrı ayrı” imiş gibi görmeye başlarız.
Bu ayrım gücüne ulaşmak bir “yenilenme”dir.
Yenilenenler (???) bütünü ikiye ayırmaya devam eder ve bunu da “dili” ile bir mârifetmiş gibi gizli veya açıktan ilan ederse “negatif yenilenme” bataklığına saplanır. Allah için konuştuğunu zannederse bataklığın iyice dibine gider.
“Pozitif yenilenme”nin belirtisi; bütünü her yönüyle net görmektir. Güzellikleri güzel bir dil ile anlatmak, çirkinlikleri de hiç kimseyi hedeflemeden “idealize ederek” anlatmaktır.
Çirkinliği, hatayı, günahı tanımlarken dahi kullanılan dil “güzellikten ve nezaketten” ödün vermemelidir. Anlatım ne kadar güzel ve kibar olursa olsun “gönül ehli” zâtlar tavsiye etmezler. Her zaman güzelliği anlatmak en güzel yoldur derler.
Doktorlar görüş netliğimizi ayarlar ve ömür boyu net görme perhizini de tarif ederek taburcu ederler ve gerisi bize kalır…
|