Aile Dostu Dergisi Röportajı
 

Sayın Ahmet Özhan'ın Aile Dostu Dergisine vermiş olduğu Röportajı

S1- Ahmet Özhan kimdir? Bize kendinizi tanıtırmısınız..

C1- Otuzbeş yılı aşkındır, meslek ve hizmet bir arada olarak, ülke'min sanat'ına, özellikle müzik dalında hizmet üreten bir sanat adamı'yım. Anadolu'dan Rumeli'ye, oradan yine Anadolu'ya göç eden bir ailedenim. Memur çocuğu olduğum için, çocukluğum yurdumun birçok yerini dolaşarak geçti. En sonunda İstanbul Belediye Konsevatuarı Türk Müziği bölümüne girdiğim yıl olan 1968 de İstanbul'lu oldum .Sahne çalışmalarımla birlikte,yetmişli yılların başında moda olan Fotoroman, daha sonra film ve TV. dizilerinden başka, sayısını tam olarak hatırlayamadığım plak, kaset ve CD ler doldurdum. Bunların yanı sıra Yüzlerce yurt içi ve yurt dışı solo konserlerle gecen yıllar diyerek kendimi özetleyebilirim..

S2- Müziğe olan ilginiz nasıl başladı?

C2- Kendimi bildim bileli, hep seyredilen bir obje olmak istedim.Tiyatro, sinema, sahne hiç farketmezdi. Ama yaradan'ım İlminde beni "Müzik"için yarattığından, sonuçta ona yönlendirdi. Diğerlerini amatörce yaptım sayılır. Şarkıları ezbere söylemeye başladığım yaşı hatırlamıyorum. Belkide şarkı söyleyerek doğdum..

S3- Tasavvufla buluşmanız nasıl oldu? Neden tasavvufu tercih ettiniz?

C3- Ben, Baba'cığımın kucağında beş yaşlarında iken, onunla beraber okuyup, ezberlediğim şeyin İlahi olduğunu anladığımda, orta okul çağlarında idim. Yani büyüdüğüm ortamda Tasavvufla ilgili şeyler çok olağandı. Ben Yunusu, Mevlanayı çocukluğumda Babam'dan öğrendim. Zannedildiği gibi bu yakınlık sonradan ve bir şeylerden sonra oluşmadı. Sonra da mesleğimle çok örtüştüğü için bu günlere kadar geldik. Nedenine gelince varlığın gerçeğini ve yaşam'ın gereklerini algılayabilmenin en doğru yolunun Tasavvuf yolu olduğuna inanıyorum..

S4- Bu tercihinizle ilgili etrafınızdan ne tepkiler aldınız? Sizi eleştirenler yada yargılayanlar oldumu?

C4- Çok az da olsa bazan öyle şeyler hissettim. Mesleki çevremden olsun, diğer çevrelerden olsun yadırgayanlar oldu. Doğal karşıladım. Bu kadar gerçekten kopmuş, maddeci ve nefsinin esiri olmuş insanların, kendi hayallerini süsleyen şeyleri elimin tersi ile itmemi anlamalarını beklemem zaten mümkün değildi.

S5- Tasavvuf müziğini tercih etmenizle birlikte gazinolardan ve sahne yaşantısından uzaklaştınız. Hiç bunun maddi yada manevi kayıp olabileceğini düşündünüzmü?

C5- Evet ilk bakışta dediğiniz gibi görünüyor ama tam öyle değil. Birkere eş zamanlı olarak sosyo ekonomik koşullardan kaynaklanan nedenler var. Mesela, paranın el değiştirmesi sonucu yeni sahiplerinin tercihleri ile, gazinoların müzik ve kadro servislerindeki değişiklikler sizler tarafından yeteri kadar gözlenemeyebilir. Bu gün baktığınızda İstanbul gibi bir metropolda kaç gazino veya müzikhol görebiliyorsunuz. İşte bu günki müzik sahasının verimsizliği o günlerde başladı. Zannedildiği gibi ben maddi ve manevi bir kayıp içersinde olmadım, artı bir hayli manevi kazancım oldu. Ayrıca bana kimse gazinolarda çalışma da demedi, üstelik maneviyat'ı paylaştığım çevrelerden hep teşvik ve destek gördüm. Hiçbir zaman bağnaz insanlarla birlikte olmadım. İzninizle şunu da ilave edeyim ki, o zaman, o aşkla benim önüme dünyanın hazinelerini koysalar, bir kere Allah demeye değişmezdim.

S6- Sizin hayatınızda çok önemli yeri olduğunu ifade ettiğiniz Hacı Muzaffer Özak beyefendinin size ve sanatınıza katkıları nelerdir? Kendisi neden sizin için bu kadar önemli?

C6- O zamana kadar manevi öğreticiler hakkında kulaktan dolma bilgim vardı,ilk gördüğüm o anlamdaki mürşit, yani aydınlatıcı Muzaffer efendi idi. Bir baktımki kültür adına bilmediği hiç bir şey yok, din konusunda zaten herkezin kabul ettği bir kişi, espirili, cömert ve sevgi dolu bir insan. Tabi benim ne o zaman, ne de şimdi Efendi'nin ruhi olgunluğunu ölçecek gücüm yoktur. Ama bu kadarcık algılama bile, içinde maneviyat tomurcukları olan bir genci, Allah'ın sistemine, yani Rasulullah'ı tanıma ve tanıdıktan sonrada, onun ahlak'ı ile ahlaklanma yoluna yönlendirmek için yeterli oluyor demekki. O'nun birtek sevgilisi vardı , O da Rasulullah Efendimizdi. Her sevda şarkısını O'nun için dinler ve gözleri dolardı. En hasta zamanlarında bile dinlenmeti değil. insanları DİN'lendirmek için bütün dünya'yı dolaşırdı. Kısa dönem askerlik yapma hakkını kazanmış bir arkadaşımızı "Türk ordusunda subay yıldızı takmak her kese nasip olmaz, sen uzun dönem yedek subay ol, bu hakkında daha hayırlıdır " diye er olarak askerlik yapmasına taraftar olmamıştı.Yani bu satırlara sığamıyacak özelliklere sahip az rastlanır bir İstanbul efendisi,entellektüeli ve Allah Velisi idi.

S7- Tasavvuf hayat'ı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin için ne anlam ifade ediyor?

C7- Bence Tasavvuf hayat'ı demek;İçinde varolup yaşadığımız sistemi algılamak ve gereğini yaşamak demektir. Bunu biraz açalım isterseniz. Günümüzde Din anlayışı ,genellikle hiç düşünüp, sorgulamadan, kulaktan dolma olarak vakit bulunursa uygulanan, çoğunlukla Cuma'dan Cuma'ya, hatta Bayram'dan bayram'a kılınan namaz'a, Ramazan'da çoğunlukla oruç tutuyorum zannı ile, aç geçirilen bir aya ve bin bir işlem'le, ne kadar az verebilirim diye hesaplanmaya çalışılan zekat'a, zamanımızda artık turistik gezi haline getirilmiş Kabe manzaralı lüks otellerde kalınarak yapılan Umre ve Hac ziyaretine indirgenme eğilimindedir. Oysa bunlar din değil, din denilen ,yaşamı ve onun sistemini algılama biçiminin, bilgi ve hikmetlerinin içinde saklı olduğu, hareketler ve mekanlardır. İnsan'ın; Kendi varlığını keşfedip tanımadan; neden, nasıl ve niçin var edildiğini kavramadan, ibadet kastı ile yaptıklarının, sonsuz hayatta kendisine bir fayda sağlamayacağını anladığı zaman korkarım ki iş işten geçmiş olacaktır. Bizim dışımızda bir yerlerde var olan bir Tanrı ve onun haber taşıyıcısı konumunda bir peygamber anlayışı ile , O peygambere dışardan kanatlarını çırpa çırpa gelen Melekler tarafından ulaştırılan mesajlardan oluşan bir kitap (Kuran) inancına sahip olarak, bu dünya'ya geliş fırsatını değerlendirdiğimizi söylemek malesef doğru olmaz.

Allah'ın sonsuz isimlerinden "ki onlarda, bilincimizi oluşturan bilgilerden başka birşey değildir "yaratılmış olan insan, hem alıcı, hem verici özelliklere sahip olan varlığı ile, Evrende ki her zerre ile iletişim halinde olduğunun farkına varıp, Sünnetullah ve Sünneti Rasulullah (Efendimizin sünneti de, sünnetullah'a dahildir inancımızca) üzere yaşamadığı sürece, sonsuzluk alemindeki vücudunu ve donanımını sağlayamayacağından, Hüsran içinde kalacaktır. İşte Tasavvuf bana bunları düşündürüp, öğrettiği için hayatımın vazgeçilmezi. Tabi ki Tasavvuf müziği'de, öğrendiklerimi insanlarla paylaştığım, Allah'ın bana bir lutfudur.

S8- Uzun süredir Konya'da "Mevlâna'yı Anma Haftası " etkinliklerinlerinde sahne alıyorsunuz. Mevlana'nın ve felsefe'sinin sizin için anlamı ve önemi nedir?

C8- Yirmi altı yıl önce başlamıştım Hz. Mevlâna'ya hizmet'e. Konya'da huzur'u Pir'de geçirdiğim anlar, hayatımın en tatlı zamanlarındandır. Yukarda anlatmaya çalıştığım ne varsa, daha fazlası ile Hz. Mevlânanın yaşantısı ve bize bıraktıklarıdır. Çünki O yaşadığı sürece Kuran'ın kölesi ve Hz. Muhammed'in ayağının tozu olmakla kendini tarif etmektedir. Yani Mevlana'nın referans'ları Kuran va Rasulullah'tır. İnsan'ın özünü tanımak ve tanıdığını sevmek konusunda O bütün dünyaya örnek ve rehber olmuştur. Bundan fazlası ,onun yolunda yaşadıkça hissedilen şeylerdir. Lafa, söze gelmez. Bu güne kadar kimse HAZ'zı tarif edememiştir. O hissedilen şey "ZAT" gibidir.Tarif etmeye başlayınca geriye dönersin. Hissedilir, anlatılmaz. Hz. Mevlana'da o süreci; "Hamdım, piştim, yandım" diyerek kısa kesiyor zaten.

S9- Bu etkinliklere olan ilgiyi nasıl değerlendiriyosunuz?

C9- Yeteri kadar bilinçli olmasada, Dünya'nın birok yerinden insanlar , özellikle Aralık ayında koşa, koşa Konyaya akın ediyor.Bu da Hz.Pir'in İslam anlayışının , Allah'ın sistemine uygun ve doğru pedegojik yapıda olduğunun göstergesidir.

S10- 2007 yılının Mevlana yılı ilan edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

C10- Ünesco 2007 yılında Hz. Mevlâna'yı gündeme almayı dünya'ya tavsiye etmiştir.Tabiki Hz.Pir'in her zaman, herkeze hitabeden uslubunun yanı sıra; Dünya'da İslam'ı terör'le özdeş hale getirme gayretlerine karşı bir duruş olarakta algılayabiliriz. Çünki Mevlana'da kavga değil, Hayatın her katmanını kucaklayan aşk düşünce ve eylem'i vardır. Burada esas düşünülmesi gereken şey; İslam gibi Allah'ın "sizin için uygun gördüm" dediği bir yaşam sistemi'ni "güyya" uyguladıklarını söyleyen insan toplulukları'nın bulundukları acıklı ve utanç verici durumdur. İnanç biçimlerinin ve tatbikatlarının sonuç vermeyişi, kendi kilitlenmişlikleri ve yine kendi kendilerini hapis ettikleri kozaları yüzündendir. Düşünmeden taklid etmenin sonucu da ancak budur. Kuran'ı Kerim "Düşünenler için"dir.

S11- Kendinizin de dahil olduğu sanat camiası hakkında ne düşünüyorsunuz? Uzun yıllar bu camiada kalıcı olmak gerçekten zormu? Siz kalıcı olabilmeyi nasıl başardınız?

C11- Benim kalıcılığım sanat çevresinden çok, İnsanların gönüllerinde oldu. Ben her evin, ya oğlu, ya abisi, ya da platonik takılınan bir hayali oldum. Yirmi kusur yıldan beri de, uyarıcı ve doğruya özendirici bir rehber konumu verdiler bana. Bu konuda ki yaşadıklarım ve duyduklarım ayrı bir röportaj konusu olur. Bu ifadeyi bilerek kullanıyorum, eminim duymadıklarım bana ulaşanlardan çoktur. Bu kadar kesin konuşmamda ukalalığımdan değil, halkımın hassasiyetlerini iyi bilmemden kaynaklanıyor. Çünki onların temiz bir genetik zincire sahip oldukları kanısındayım. Türkler asırlardır Tasavvuf neşesiyle Dinlerini algılamışlar, fakat son dönemlerde misal ve semboller arasında, ilmin ve irfan'ın biraz gerisinde kalmışlardır. Umarım bunun farkına varıp, tarih içinde var ettikleri, çok yönlü yaptırım güçlerini tekrar kazanırlar.

S12- Hedef kitleniz kimlerden oluşuyor? Sizi dinleyenlerden beklentileriniz nelerdir?

C12- Hedef kitlem diye bir saplantım yok. Ben herkeze ulaşmak isterim. Özellikle dini yanlış anladığından dolayı din karşıtı olanlara iyi örnek olarak elimden geldiğince doğruyu anlatmak ve ikna etmek isterim. Sonra Tabiki gençler her zaman başımın tacıdır. Benim ve benim gibi düşünenler için, insanlar arasında fark yoktur. Çünkü hepsinin zat'ı alidir ve hepsi hedef kitlemdir.

S13- Sizi televizyonlarda her gün görmüyoruz. Sürekli proğramlarada konuk olmuyorsunuz. Bunun nedeni nedir? Bilinçli bir tercih mi?

C13- Bu durumda tabi benim tercihim söz konusudur. TRT nin müzik ve sohbet proğramlarına da sıkça katılırım. Ama magazin ağırlıklı televizyonlarla hiç işim olmaz. Hayata bakış ve onu dağerlendiriş biçimlerimiz genellikle uyuşmaz. O TVler de benim gibi birine bayılmaz. Çünki ben, o camialar'ın sanat zannettikleri, ancak sanat'la alakası olmayan davranışlar içersinde olmayı, gerçek sanat anlayışıyla ve kendi misyonumla bağdaştıramıyorum.

S14- Tasavvuf müziğine gönül vermiş gençlere ne tavsiye edersiniz?

C14- Doğru örnek peşinden gitsinler ve söylediklerini yaşasınlar. Yoksa inandırıcı olamazlar. İnsan inandığı şeyi yapmalı ve o inancı da duruşu ile kanıtlamalıdır. Tabi burada doğru örnek nedir diye bir soru ortaya çıkıyor. Bunun en kestirme yolu; Gönül, akıl ve ilim'in birleştiği yoldur. İstidad'ı olan o kokuyu alır ve hata etmez. Bu kaabiliyet, insanın özü olan, Allah'ın bizden açığa çıkardığı Ruhta gizlidir ve herkezde mevcuttur.

S15- Dizi yada filim teklifi geliyormu? Gelirse ne düşünürsünüz?

C15- Sağlıklı bir teklif almadım. Benim tercihim olacak konuları düşünebilen, benimseyebilen kişilerin bu sektörde olduğunu zannetmiyorum. Olsa bir hareket olurdu. Şu anda geçerli olan dizi konularını herkez görüyor. Onların içinde olmayı düşünmem. Yalnız Mevlana yılı olmasından dolayı birileri birşeyler yapmaya çalışıyor. Ben bunu yıllarca Konya'da medyanın önünde dillendirdim. Ama en üst seviyede, yani Holyvood yapımı olarak, bir Çağrı filmi kalitesinde olması şartı ile. Hz. Mevlana gibi ,Bütün dünya'nın kabul ettiği birinin düşünce ve hayatının canlandırılmasına herkezin ihtiyacı vardır.

S16- "Sanat'çı olmak için önce eğitim gerekli" görüşüne katılıyormusunuz?

C16- Sanatçı olmak için sonra eğitim gereklidir. Önce Allah vergisi yetenek lazım. Böyle yaratılmış insallar, sanat yapmak, yani C.Hak'kın Musavvir (tasvir edici,estetik verici ) açılımına ayna olarak yaratılmış insanlardır. Sanat'çı olanlar, bu Musavvir esma'sının galip olduğu insanlar, yani esma terkipleridir. Eğer bu esma birinde galip değilse o kişi sanat konusunda yetersizdir, bunlardan sanat'çı olmaz. Ama bu kişilerde de başka galip esma'lar vardır, yaradan onlardanda muradattiği başka bir özelliği ile açığa çıkacaktır diye düşünmek lazım. Ayrıca eğitim hayatın her anında olmazsa olmaz bir gereksinimdir. Eğitim'in aslı, Allah'ı bilmek ve bulmaktır.

S17- Korsan albüm satışı bugün bütün sanat'çıların en büyük sorunu... Siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

C17- Bu düpedüz adi hırsızlık suçudur. Kesin bir şekilde emniyet güçleri ile müdahale edilip, sağlam bir hukuki platforma oturtmak gereklidir. Bu sektöre yazık oluyor. Bu sahada ki ekonomik yetersizlikten dolayı, çok tüketilmeyecek, ancak kültürel arşiv adına üretilmesi gereken klasik ve etik eserler de albüm haline gelemiyor. Burada da ahlaki davranışın her alandaki önemini bir kez daha görmekteyiz.

S18- Özel hayatınızda nasıl birisiniz? Hayata ve insanlara bakış açınız nasıldır?

C18- Özel hayat diye bir şeyin varlığına inanmıyorum. Bir insan ne ise her zaman odur. İnsan bilinçten ibarettir. Bilincimizde hayatımızın her anını kontrol eder. Terkibimiz icabı, yani sahip olduğumuz Allah güçleri gereği her an, yine Allah güçlerinden ibaret olan evrenin her noktası ile iletişim halindeyiz İşte bu farkındalık içinde olmamız ve her an'ın gereğini yerine getirebilmemiz için, hayat'ın tümünü aynı dikkat ve disiplin içinde yaşamamız gereklidir. Yani insan, bu boyuttaki son anına kadar, diğer boyuttaki sonsuz hayatını dikkatle üretmek durumundadır. Malesef unutkanlıklarımız bize üzüntü ve pişmanlık olarak geri dönmektedir. Vakit varken bu aymazlıktan kurtulmanın çarelerini aramak en akıllıca davranıştır kanımca.

S19- Günlük hayat'ta, tatil günlerinizde neler yaparsınız?

C19- Okurum, yürürüm, düşünürüm, yazmaya çalışırım, TV de haber ve belgesel seyrederim, provalar, konserler ve seyahatler, dostlarla sohbetler, velhasıl hayat çok çabuk geçiyor. Yaz tatilinin bir bölümünde de ailece, özellikle Ege taraflarına gitmeyi severiz.

S20- Evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

C20- Allah'ın emridir, yapılması ve yaşanması elzem bir süreçtir. Başarılı olması için çok Sabır gerekir. Ben yine aynı çerçeveden bakacağım; İnsanı tanımadan, eşinizi tanıyamazsınız, tanımadığınız bir varlığıda anlayamaz, Sevemez, gerektiğinde de sabredemezsiniz. Evlilik gibi diğer insan ilişkilerinde de yöntem kısaca budur ve olmazsa, olmazdır.

S21- Çocuk ve aile gibi kavramlar size ne anlam ifade ediyor?

C21- Sevgi dozu olarak, hayatta en çok sevebileceğiniz kişiler ve onlardan meydana gelen aile denilen kurum. Küçük gibi görülen bir evren. Sorumluluklarınızı ve insan denen varlığı tanıyabilmek için en şefkatli yuva. Çözebildiğiniz zaman çok zevkli,ama çözemeyip, gündelik şartlanmalarla oluşan değer yargıları ve çarpılmış marazi duygularla yaklaştığınızda da sizin için fitne olacak bir ortam. Benim anam, benim çocuğum diye, diğer insanların Hak'kını hiçe sayarak benisediğinde de, şirk'e düşüren bir tuzaktır. Tam tersine Hak olarak ve size verilmiş bir emenet olarak görüp, hakkını verdiğinizde de Cennet ve Cemal vesilesidir.

S22- Çocuklarınız için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?

C22- Aslında Allah'ın ilminde ne için var edildilerse sonuç ta öyle olacak. Ama biz bunu yeteri kadar algılayamadığımız için, olabildiğince Sünnetullah'ın yani varlığın devinim sistemi'nin farkıda, Dünyanın her köşesiyle iletişim kurabilecek donanm ve birikim sahibi olmalarını arzu ederim.

S23- Çocuklarınız ne tür müzik dinliyor?Dinledikleri müzik türü konusunda yönlendirme yapıyor yada telkinde bulunuyormusunuz?

C23- Her tür müziği dinliyorlar. Ama her şeyinde farkındalar. Bu medya bombardumanı karşısında çocukları yönlendirmek için baskı uygulamak lazım o da ailece bizim tarzımız değil. Önemli olan neyin ne olduğunu kavramış olmaları, zaten Üniversite öğrencisi yetişkin sayılacak insanlar.

S24- Yeni projelerinizden bahsedermisiniz? Bir TV proğramı, yeni bir albüm gibi planlarınız varmı? Bizimle paylaşabilirmisiniz?

C24- Bende proje bitmez. Albümler devam edecek. Ramazan'da bir albüm çıkarmıştık. Sonra "Mevlana'nın dilinden" adıyla Aralık ayında bir albüm daha dostlarla buluştu. Ayrıca Hz. Mevlana yılı dolayısı ile çok özel bir projemiz, yaz aylarına doğru sahneye çıkacak, ayrıca şimdiden bir çok yurtdışı angajmana girdik bile. Bir kaçını sayacak olursam Kanada, ABD birkaç kez görünüyor, Fransa, hindistan liste uzar gider. Bu gidişle bize bir yıl yetmeyecek.

S25- Market alışverişinizi siz mi yapıyorsunuz? Marketlerde en çok dikkat ettiğiniz şey nedir? Sizin rahat ve sorunsuz alış veriş yapabileceğiniz bir market nasıl özelliklere sahip olmalıdır?

C25- O işlerden hiç anlamam. Eşim sağolsun her ihtiyacımızı karşılar, zaten işlerim konusunda başarım söz edecek isek, onun ciddi bir kısmı eşime aittir. Ayrıca bizim konumumuzdaki insanların bu ortamları rahat paylaşamayacağını sizde tahmin edersiniz. Şunu da söylemek zorundayım ki, alış verişi ne olursa olsun hiç sevmem.

S26- Hiç unutmadığınız ve sıklıkla hatırladığınız bir anınız varmı? Bizimle paylaşırmısınız?

C26- Olabildiği kadar anılardan uzaklaşarak, hayatımdaki şartlanmaları azaltmaya çalışıyorum. Şimdi bu ropörtaj bitiyor bir sonrakini düşünmeye başladım. Çünkü her an bütün alem yeniden var oluyor, bizde yenilenmeliyiz.

Her şey dünle beraber gitti cancağızım, Artık yeni şeyler söylemek lazım..

S27- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

C27- Herkes kendini çok iyi tanısın. Çünkü bütün alem İnsanda gizli.