Alemlerin Rabbi olan ALLAH; OKU’nası Kur’an BİLGİ’sini Hz.Muhammed(as)’in beynine/aklına açıyor,
O’da bizlere duyuruyor!...Efendimiz(as) hayatında bu yolda pasif bir bekleyiş içinde değil, aktif bir çaba içinde!... Başta tefekkür olmak üzere yoğun çalışmalar ve yaşanan geliştirici olaylar içinde yoğruluyor!...
”Attığında sen atmadın; atan ALLAH’tı” ayetini hatırlayalım!... Bu anlayışta; Efendimizin getirdiğinde haberi, çabası olamayan bir postacı, ALLAH’ın da dışımızda, ötemizde bir tanrı olmadığı gerçeği gizlidir!...
“ALLAH; Hz.Muhammed(as) adı altında OKU’nan(Kur’an) sistemini bize duyuruyor!...”
Efendimiz “ALLAH’ın ahlakı ile ahlaklanmış olarak”, aklını aklı kül seviyesine ulaştırmış biri olarak,
her şeyde O’nu gören biri olarak ALLAH’ın diliyle, sistem diliyle kendisine açılan gerçekleri bizlere açıklıyor!...
ALLAH’ın hükmü, iradesi dışında hiç bir şey olmuyor ki;
Kur’an’da elbette ALLAH hükmü
ve ilminin eseri olarak görülecek ve o şekilde insanlara duyurulacaktı!...
Yoksa insanın ulaştığı bir ilim olarak görmek ve öyle tanıtmak, verilen ilme ve içeriğine ters düşerdi!...
Her şeyin ALLAH’ın Hakiym olan Aliym’inin bir sonucu olduğu bilgisine eriştirilip,
bu bilginin zıddı bir açıklamayla “ben bu ilme erdim, çalıştım ulaştım gibi” sözler demek tezat olurdu!...
Kur’an Bilgisi aklı kül seviyesinde, tam arınmış bir bilince açıldığı için; insan sözü değil, ALLAH’ın sözüdür!...
Ama burada Hz.Muhammed(as)’i de sıradan bir insan, postacı gibi görme gafletine düşmemek gerekir!...
Çünkü Kur’an Bilgisi tümüyle O’nun beyninde cerayan etmiş, bilincine açılmıştır!..
O büyük akla, O yüce ruha, O derin manaya salat ve selam olsun!...
Ki bu mana özümüzde az da olsa açılsa da, O’nu hiç olmazsa bir nebze anlasak!...
Bu yazımızda Ahzab Suresi ilk beş ayetini safi yorumla kapasitemiz yettiği kadar yorumlamaya çalışacağız…
Her türlü hata bizdendir…
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
1-) Ey (O TEK) Nebî!.. Allah’dan ittika et... Kafirlere (gerçeği reddeden perdelilere) ve münafıklara (iki yüzlülere) itaat etme!... Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.
SAFİ YORUM:
Ey Nebi denen kainatta işleyen mekanizma/sistem; ALLAH manasının yayını yapıp, takvayı/korunmayı sağla!... Kainat kitabında işleyen SINIRSIZ-SONSUZ-TEK’liği fark ettirip korunmayı sağlayan Nebi denen mekanizma ile; ALLAH manası yayını alıp ALLAH manasına erenler, varlıklarından arınmış/kurtulmuş olduklarından (bireysel varlık ürünü olan azap veren tüm sıkıntı, dert, korku gibi hallerden) korunmuş oluyorlar!...
Bilinçleri örtülü(kafir) olup ikilikte(münafık) olanlar;
Nebi denen, ALLAH manasının fark edilmesiyle birlikte korunmayı oluşturan, bu yayını almasınlar/alamazlar, bu sistemi çözmesinler/çözemezler, arınmamış olanlar el sürmesinler, bilinçlerini temizlemeyenler Nebi denen korunmayı sağlayan bu Kitabı OKU’masınlar/OKU’yamazlar; bu bilgiye ulaşmasınlar/ulaşamazlar !..
Muhakkak ki ALLAH Aliym denen ilmi ile Hakiym/hüküm sahibidir!...
Yani ALLAH “Ey (O TEK) Nebî!.. Allah’dan ittika et... Kafirlere (gerçeği reddeden perdelilere) ve münafıklara (iki yüzlülere) itaat etme!...” sözünün derin manasında birilerine sıradan emir vermiyor!..ALLAH’ın sözü Sünnetullah olan sistemidir; ALLAH kainatta işleyen EMR’i altındaki sistemini, Hz. Muhammed(as) adı altında bize duyuruyor!...
İlmiyle hakim olan ALLAH; manasını kainata, kainat adı altında yayıyor!... Bu yayını alanlar, varlıklarından kurtulup, Nebi denen korunmaya kavuşuyor!... Bilinci örtülü olup, ikilikte kalanlar, TEK’liğe eremeyenler, kainatta yayın yapan ALLAH manasına erişemiyorlar, varlıklarından kurtulamıyorlar, kendilerini kendilerinden koruyamıyorlar, birimsel varlıklarından kurtulamıyorlar, kendilerini var sandıklarından, kendi kendilerine zulmediyorlar, azap çekiyorlar!... ALLAH; ilmiyle hakim olduğu sisteminin işleyişini, sisteminin kurallarını duyuruyor, TEK’liği açıklıyor!...
Ayrıca ALLAH; mevcudatı ilmiyle var ettiğini, ilmiyle var ettiği mevcudata da doğal olarak hakim olduğunu açıklıyor!...Bilinci örtülü olup, ikilikte olanlar; Aliym’i ile Hakiym olan ALLAH manalı(yani Aliym ve Hakiym’in ötesinde de sonsuz mana sahibi) TEK’in varlığına eremezler!...Nebi görevi yapıp, korunmayı sağlayan bu bilgi onlara tabi olmaz, onların kapasiteleri içine girmez, onlar o bilgiyi kavrayamazlar, bu tekliği, bütünlüğü o örtük, parçalanmış bilinçleriyle fark edemezler!...Bu yayına onların kanalları kapalıdır!...Onların bozuk kanalları TEKliği çokluk, bütünlüğü parçalanmışlık, birliği ayrılık olarak değerlendirir!...
2-) Rabbinden sana vahyolunana tabi ol... Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı (B sırrınca) Habiyr’dir.
SAFİ YORUM:
Nebi denen kanaldan bilince yayın devam ediyor!... Kişiye kainat kitabında iş gören, ALLAH manasını fark ettirip, varlığından arınmasını sağlayarak korunmayı oluşturan Nebi kanalından bilgiler geliyor!... Cebrailin sıkması diye sembolik olarak anlatılan olayla beyinde açılıp Nebi işlevi yapıp korunmayı sağlayan kanaldan kainattaki ALLAH manası nasip ölçüsünde OKU’nmaya devam ediliyor!...
OKU’yan anlıyor ki; her şey bir üst boyutu olan Rabbinden vahyolunmakta!... Boyutlar birbirini oluşturmakta!... Tek bir yaratımı(halak), sonsuz oluşumlar(ceal) takip etmede!... Yani tek bir yaratım, sonsuz oluşumları tetiklemede!... Bu işin bir başı bir sonu da olmamakta; böylece her şey ALLAH manasına bağlanmakta!...
Muhakkak ki ALLAH B sırrıyla(yani yaptıklarınızın hakikati olarak) yaptıklarınızdan haberdardır!...Yani yaptıklarım dediğiniz şey aslında özünüzdeki ALLAH manasından, boyutsal olarak açığa çıkan şeydir!... B sırrı sonucu, yani sınırsız-sonsuz ALLAH manasının, holografik gerçeklik sonucu sınırlı olarak algılanılması ile, yaptıklarınız algılanır olmakta/yaptıklarınızdan haberdar olunmaktadır!...Yoksa ALLAH varlığı yanında yaptıklarınız olmazdı, yaptıklarınızdan haberdar olunmazdı, çünkü siz olmazdınız, var algılanmazdınız!...Her boyut kendi boyutundakilere göre var, varlıklarından haberdar!... Gerçekte sadece sınırsız-sonsuz ALLAH manası var!...
3-) Allah’a tevekkül et!... Vekiyl olarak Allah (B sırrınca) kafidir.
SAFİ YORUM:
ALLAH’a tevekkül et, ALLAH’ı vekil kıl, var algılananların ve algılanmayan sonsuz varlıkların, sınırsız-sonsuz ALLAH manası sonucu var olduğunu anla!...Varlıkların ve oluşların ALLAH manası ile var olduğundan onların da sonlarının gelmeyeceğini fark et!...ALLAH manası bir yönüyle(sonsuzluk); kainattaki varlıkların ve oluşumların sayısının sonsuzluğuna işaret eder!...Diğer yönüyle(sınırsızlık); her şeyin ALLAH manası yanındaki hiçliklerine işaret eder!...
B sırrıyla ALLAH’ın vekaleti kafidir!... Vekaleti ALLAH B sırrıyla sana yansıtmaktadır!... Böylelikle sen ALLAH’ın manasına özünden vekilsin!...Özündeki ALLAH’a ait özellikleri vekaleten, O’nun adına, O’nun halifesi olarak kullanıyorsun!... ALLAH’ın sana vekaleti özündendir(Billahi Vekiyl), özünden gelen ALLAH’ın özelliklerini vekaleten, O’nun dilediği şekilde kullanmaktasın!...
Özden bakarsan her şey ALLAH’a tevekkül etmiştir, her şey özü itibarıyla ALLAH’a
tevekkül etmiştir!... Çünkü her şey ALLAH’ın varlığı ve özellikleri ile vardır, Vekiyl olarak özdeki ALLAH kafidir!..Dıştan bakarsan her şeyi insandan görürsün; özden bakarsan insanın ALLAH’ın özellikleri ile varolduğunu, insanın özündeki ALLAH’a ait özellikleri açığa çıkardığını, vekalet ettiğini anlarsın!...
4-) Allah hiçbir recul (erkek, adam) için onun cewf’inde (boşluğunda) iki kalb oluşturmamıştır... Kendilerinden zihar (eşini anasının sırtına benzeterek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır... Deiy’lerinizi (evladlık nisbet ettiklerinizi) de oğullarınız kılmamıştır... Bunlar (Bi-) ağızlarınız ile söylediğiniz sizin sözlerinizdir (gerçek değildir?)... Allah Hakkı söyler ve O doğru yola hidayet eder.
SAFİ YORUM:
Bu dördüncü ve sonrasındaki ayetleri ilk üç ayet ışığında, aynı mana doğrultusunda, ana konudan ayrılmadan, beşeri yoruma kaymadan, derinlikli olarak nasıl yorumlar, şifreleri nasıl çözeriz?... Bu ayetleri de aynı bakış açısıyla, TEK’lik ve ALLAH gerçeği açısından, beşeri düşünceye, insancıl yoruma yönelmeden çözümlemeye devam edelim:
“Allah hiçbir recul (erkek, adam) için onun cewf’inde (boşluğunda) iki kalb oluşturmamıştır...”:
ALLAH hiçbir recul/erkek/bilinç boyutu için iki ayrı şuur oluşturmadı!...Hepiniz TEK bir ilmin ürünüsünüz!...Hepiniz tek bir bilinç ürünü şuursal varlıksınız!..ALLAH indinde hepiniz O’nun varlığı ile var olan tek bir bilinçsiniz!...
Yani mevcudatta bir ALLAH var, birde siz varsınız şeklinde iki kalb yok!... Hepiniz tek bir recul/erkek/bilinç varlık olup, mevcudatta iki ayrı bilinç varlık yok!...Çünkü mevcudatta hiç boşluk yok, bilinçte de boşluk yok, kopukluk yok, ALLAH manasının açığa çıkardığı tek bir bilinç var!... O halde siz varsanız; tek bir bilinç varlık olarak ALLAH manası ile varsınız!...ALLAH yanı sıra; ikinci bir bilinç varlık olarak siz yoksunuz, diğerleri olarak algıladığınızdan ayrı bir bilinç varlık değilsiniz!...Çünkü parçalanmışlık, kopukluk, ayrılık yok!...
“Kendilerinden zihar (eşini anasının sırtına benzeterek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır...”:
Kendilerinden zihar yaptığınız, gerçekte size haram kılınmış, hakikatte sırtını döndüğünüz, özde varlığı ve gerçekliliği olmayan eşlerinizi/nefislerinizi/benliklerinizi, analarınız, sizi meydana getireniz kılmamıştır!... Özde bakarsan nefisler yoktur, tek bir NEFS vardır; bu yönüyle varlık özünde nefisler oluşmasına zihar kılınmıştır!...
Yani burada özde şirk yoktur, kimse şirk koşamamaktadır, asıl şirk şirk görmektir, şirk var sanmaktır şekline yakın bir mantık var!... Yani özden bakarsan nefisler yoktur; NEFS vardır; bu manada varlık “nefisler” manasına zihar kılınmıştır!..Nefislerinizi analarınız, yani meydana getirici, cüzi varlık, cüzi irade sahibi kılmamıştır!...Tek bir NEFS vardır; O’da ALLAH’a aittir; mevcudatta O’nadan doğurma şeklinde değil, var sandırma, var algılatma şeklinde yaratılmış olunmaktadır!...
ALLAH mevcudatı; kendi özelliklerinden oluştururken, ikinci bir varlık olarak dışına çıkarmamıştır (doğurmamıştır, mevcudatın anası değildir!)Çünkü ALLAH ihlas Suresi’nde açıklandığı gibidir!... Mevcudat gerçekte manada var olmayı bırakın, varlık kokusu dahi almamış, ALLAH’ın Aliym olan ilmi sonucu var algılanmıştır!...
“Deiy’lerinizi (evladlık nisbet ettiklerinizi) de oğullarınız kılmamıştır... “ : Deiy’lerinizi/evlatlıkları/sizin ürününüz olamayanları; siz doğurmuş, yaratmış değilsiniz!... Çünkü sizden açığa çıkanlar evlatlık mesabesindedir; varlıkları algılansa bile anasız hükmündedirler!... Sizin oğullarınız, kendi varlığınızla açığa çıkardığınız oluşumlar olamaz!... Çünkü sizin kendinize ait bağımsız bir varlığınız yok; tek varlık var O da ALLAH!..ALLAH’da mevcudatı doğurma şeklinde değil, var sandırma şeklinde ilmiyle yaratıyor!...
Siz gerçekte hayali varlıklarsınız; siz ve size ait bir şey yok!...Siz varlıksız, anasız ve oğulsuzsunuz!...Özgür, bağımsız bir varlık olarak siz yoksunuz; sizi kendinden açığa çıkarıp, size özgür varlık/özgür irade sağlayacak, ana pozisyonunda/işlevinde sınırlı bir varlık yok!... Durum bu olunca sizden açığa çıkacak, kopuk ve bağımsız bir bilinç varlık da olamaz!...
Varlık tek bir BİLİNÇ, tek bir NEFStir!... Bilinçler ve nefsler yoktur!... Bu tek bilinç ve tek nefs olarak var olan varlık ise; ALLAH’ın ilmiyle var!... ALLAH ise doğurmamış(kendi dışında mevcudatı oluşturmamış) ve doğmamış(mevcudatın toplamı olarak var olmayan)tır!... Mevcudatın hali bir evlatlık hükmündedir; oğullar/ayrı ayrı bilinçler yoktur!... ALLAH’ın oğlu yoktur; yani Aliym olan ALLAH; ayrı ayrı, birbirinden kopuk, bağımsız bilinçler yaratmamıştır; bu zaten TEKliğe ters düşer!...
“Bunlar (Bi-) ağızlarınız ile söylediğiniz sizin sözlerinizdir (gerçek değildir?)...”:
Ayrı ayrı bilinçler, benlikler varmış gibi yapılan konuşmalar, beyninizin öyle algılaması sonucu, B sırrıyla ALLAH’ın özden böyle algılatması sonucu dilinizden dökülen, sözlerdir, laflardır!...Hakikatler ise; lafla, sözle değişmez!...Önemli olan ne söylendiği değil; varlıktaki sistemin nasıl çalıştığıdır!...
Gerçek söz, gerçek dil özde işleyen ALLAH’ın Sünnetullah’ıdır; bu sistem de doğaldır ki kendisini kuran TEK gibi, TEKlik üzerine çalışmadadır!...Her türlü söz ve hal; TEKin dilemesi ile TEKten açığa çıkmada, hiçbir şey TEKliğe aykırı olamamadadır!...ALLAH’ı inkar hali dahi, ALLAH’ın dileği bir halin açığa çıkması olup, dilenilen yerine gelmede, TEKin isteği gerçekleşmededir!...ALLAH dilediğini yapar, dilemesinde de sınır tanımaz!...
“Allah Hakkı söyler ve O doğru yola hidayet eder.”:
ALLAH Hakkı söyler; yani ALLAH Sunnetullah’ı ile TEKliğinin gereği tüm irade ettiğini açığa çıkarır!...Hak/gerçek ALLAH indindedir!.. ALLAH indinde ise; TEKlik vardır!... O halde her şey TEK olan ALLAH’ın dilemesi sonucu gerçekleşmededir!.. .Hak olan ALLAH indinden bakıldığında herkes doğru yolu üzerinde hidayet ermektedir, sonuç kendisi için cehennem olsa bile!... ALLAH her birimi bir manayı açığa çıkarmak için yaratmış, onu o manayı çıkaracak özelliklerle donatmış ve o manayı o birimden açığa çıkarmıştır!...
Hak/gerçek olan bu ALLAH indinden baktığında her birim kendisi için dilenilen yol üzere, dilenilen sonuca ermiştir!...O hayat yolu o birimin doğru yolu olup, o yoldan sapması mümkün olmaz!..Herkes kendi doğru yolu üzerinde hidayet üzeredir; yolu sapkın, sonu cehennem olsa bile, bu hali kendisinin doğru yoludur!...
5-) Onları babaları için çağırın (babalarına nisbet edin)... O, Allah indinde daha muksittir (daha adaletlidir, ilahi hükümlere daha uygundur)... Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar sizin diyn’de kardeşleriniz ve mevla (dost) larınızdır... (B sırrınca) hata yaptığınız şeyde üzerinize bir günah yoktur... Fakat kalblerinizin taammud ettiği hariç... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
SAFİ YORUM:
”Onları babaları için çağırın (babalarına nisbet edin)...”:
Onları(algıladıklarınızı) bilinç ürünü(babaları için) olarak benliksiz(anasız) oluş(evlatlık) değerlendirin(çağırın)!... Evlatlık durumunda olan mevcudatı bir üst bilinç boyutun, sizin bilinç boyutunuzdan algılanması olarak değerlendirin!... Mevcudatı hiçbir şeyin oğlu/doğum şeklinde oluşmuş bilinçler olarak görmeyin!... Misalen; bilinç boyutunun enerji boyutu, enerji boyutunun atomik boyut, atomik boyutun madde olarak algılanmasını düşünelim!...
Bu boyutlar arasında hiçbiri diğerinin anası veya oğlu işlevinde değildir!... Hiçbir boyut diğerini doğurmuşta kendi boyutu yanında ikinci bir boyut oluşturmuş değil!... Aynı TEK şey bir boyutta bilinç, diğer boyutta enerji, diğerinde atom, diğerinde madde olarak değerlendiriyor!... Yani doğmak, doğurmak yok; analık, oğulluk yok!... Her boyut evlatlık pozisyonunda bir görüntü oluşturuyor!... Her üst boyut alttaki boyuta babalık yapmış oluyor!... Bilinç ürünü olarak kendinden öyle algılattığı için!... Evlatlık olarak değerlendirilmesi gereken oğullar/bilinçler, olsa olsa bir babanın/büyük bir bilincin yansıması olabilir!...
Bir ananın/benliğin parçalanmış benlikleri değildir!... Yani ayrı ayrı benlik/nefs sahibi varlıklar yoktur; tek bir nefs olup, tek bir bilinç olan tek bir varlık vardır; o tek varlıktaki tek bilinç bilinçler olarak değerlendirilmektedir!. Yani evren içre evrenleriyle tüm kainat yaratılmış tek bir varlıktır, tek bir nefstir, tek bir bilinçtir!... Misali beden ve beynimizden verelim…Bedenimiz tekdir ama birçok işlevinden habersiziz, bu durum bedenimizin tekliğine ters değildir!... Beynimiz tekdir ama beynimizin bir çok işlevinden habersiziz, bu durum beynimizin tekliğine ters düşmez!... Kainatta tek bir varlıktır ama bizim onun bir çok işlevinden habersiz olmamız, onun tekliğine ters düşmez!...
“O, Allah indinde daha muksittir (daha adaletlidir, ilahi hükümlere daha uygundur)...”:
Bu şekilde mevcudatı değerlendirmek ALLAH indinde daha uygundur; çünkü ALLAH TEKdir!...TEK olan ALLAH’ın varlığı ile var olan kainatı da TEKlik üzerine değerlendirmek daha doğru olur!... Gerçekte ise ALLAH vardır; kainat yoktur!... Kainat ALLAH’ın varlığı ile vardır, ilmi ile var algılanır!... Kainatı birbirinden ayrı, parçalanmış çokluk olarak değerlendirmektense; tek bütün bir yapı olarak değerlendirmek gerçeğe daha uygundur!... Varlığı doğurmuş, doğmuş olarak değerlendirmektense, doğmamış-doğurmamış olarak değerlendirmek TEKliğe daha uygundur!... ALLAH TEK olacak; O’nun varlığı ile var olan kainat parçalanmış çokluk içinde olacak; bu olacak şey değildir!... Varlıkta analık(doğuran)-oğulluk(doğurduğu) yoktur; varlık daha çok babalık(doğurmadan var algılatan) evlatlık(bağlı olduklarından doğrulmadan var algılanan) görüntüsü çizer!... Kelimelerin bizdeki gücü şimdilik bu kadar…
“Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar sizin diyn’de kardeşleriniz ve mevla (dost) larınızdır...”:
Eğer algıladığınız mevcudatı, bir üst boyutun doğurmadan algılattığı olarak değerlendiremiyorsanız; hiç olmazsa tek hamurdan oluşmuş, birbirine bağlı(kardeş, dost) TEK bir varlık olarak görün!... Diğer boyutları hesaba katmayın; kendi boyutunuzu değerlendirin; kendi boyutunuzu tek bir varlık olarak görün!... Ayrı, parça varlıklar olarak değerlendirmeyin, tek bir bütün varlık olarak görün!... Bu da TEKliğe daha uygundur!... Sonuçta TEK bir varlık vardır, bir şekilde bu TEKliği hissedin, gereğini yaşayın, parçalanmayın, birimsel varlık düşüncesinden kurtulun!... Bu yoldan ALLAH’a erin; hiçliğinizi fark edin!...
Hatalar bizdendi; isabet kaynaktan!...
(B sırrınca) hata yaptığınız şeyde üzerinize bir günah yoktur... Fakat kalblerinizin taammud ettiği hariç... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
6-) En-Nebî (HatemünNebî), (Bi-) mü’minlere kendi nefslerinden daha evladır (öncedir, yakındır, sevgilidir) ve O’nun eşleri onların analarıdır… Ulül Erham (aynı rahımden türemişler, akrabalar) Allah’ın Kitabında mü’minlerden ve muhacirlerden, birbirlerine (B sırrınca) daha evladırlar… Dostlarınıza bir ma’ruf (diynen iyilik) işlemeniz müstesna… Bu, Kitab’ta mestur’dur (satır satır yazılmıştır).
SAFİ YORUM:
“En-Nebî (HatemünNebî), (Bi-) mü’minlere kendi nefslerinden daha evladır(öncedir, yakındır, sevgilidir) ve O’nun eşleri onların analarıdır…”: Bu ayeti Zahir manasından ele alıp, safi manaya yönelelim…Zahir mana özetle; Nebi olan Hz.Muhammed(as) müminler için kendi nefislerinden daha yakındır ve O’nun eşleri de müminlerin analarıdır şeklindedir…
Safi mana ise şöyle olur: “TEK bir varlık, TEK bir nefs, TEK bir bilinç var” yayını yapıp takvayı/korunmayı sağlayan Nebi işlevini OKU’mak, müminler için yani Nebi sisteminin kendilerine açılanlar için, Nebi yayınını alanlar için daha üstündür, önceliklidir, yakıyndır!…Onlar kendilerini bütünden ayrı, parça, sınırlı birimler olarak görmezler!…Onlar sınırsız-sonsuz-teklik manası ile nefslerinden arınmış, varlıklarından kurtulmuşlardır!…
Sınırsız-sonsuz-teklik manasının yayını yapan Nebi işlevi ile; TEK bilinçten yansıyan NEFS(O’nun eşleri), onların(nefsLERin) anasıdır(doğurmayan, manevi anasıdır!)!…Zahiri manada; Nebinin eşleri müminlerin kendilerini doğurmayan manevi anneleridir…
Safi manada da TEK bir NEFS OLAN; diğer nefsleri doğurmamıştır, doğuran ana hükmünde değildir!.. NEFS kendinden, kendisinin dışına çıkardığı(doğurmak manası) nefsler oluşturmamıştır; çünkü NEFS/BENLİK sınırsız-sonsuz-TEKdir; diğer nefslere doğacak boş alan yoktur!..NEFS, kendisini nefsler olarak algılatır; gerçekte iş gören TEK NEFStir!…
Ulül Erham (aynı rahımden türemişler, akrabalar) Allah’ın Kitabında mü’minlerden ve muhacirlerden, birbirlerine (B sırrınca) daha evladırlar…
ALLAH’ın OKU’nan bu kainat Kitabını aynı TEK Rahimden olarak değerlendirmek, özdeki (B sırrınca)O tek Rahimden açığa çıkıp(mümin) ve sonrasında O tek Rahimden göç etmiş/uzaklaşmış(muhacir) olarak değerlendirmekten daha üstündür!…
Kainat Kitabındaki hiçbir mana; ALLAH manasından göç eder/uzaklaşır(muhacir) anlamda açığa çıkmaz(mümin)!… Algılanan her mana algılayana göre vardır; her boyut kendi boyut canlılarına göre vardır!…Beşeri manada anladığımız şekliyle bir şeyden çıkıp uzaklaşır anlamda açığa çıkma yoktur!…
Algı sınırları içine giren manayı değerlendirme şeklinde yaratım gerçekleşir, varlık değerlendirilir, bu manada açığa çıktı denebilir!… Terkipsel mana sınırları içine giren mana grupları varlıklar olarak algılanır!…SEYR ile gerçekleşen OKU’ma sonucu mevcudat var sanılır!…
Beş duyunun sınırlı frekansları alarak beyinde değerlendirmesi sonucu mevcudat var olur!…Her boyut algı sınırları ile oluşur; kendi boyut canlılarına göre vardır!…
Madde alemi de madde boyutu canlılarının algı sınırları/mana terkipleri dolayısıyla onlara göre var olur; diğer boyut canlılarına göre bizim madde alemimiz yoktur!…Bize göre madde alemi var olup, bizim algı sınırlarımız madde alemini var eder!…
Gerçekte ise sadece TEK bir Rahim vardır; onun sayesinde üretilen mana terkipleri ile boyutlar ve canlıları var algılandıkları için, var olarak değerlendirilir!… Rahiymden sergilenen bir ilim vardır!…
“Dostlarınıza bir ma’ruf (diynen iyilik) işlemeniz müstesna… Bu, Kitab’ta mestur’dur (satır satır yazılmıştır).”: